Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Ğamm (الْغَمِّ): Üzüntü, keder, sıkıntı.
- Emeneten (أَمَنَةً): Güven, emniyet, iç huzuru.
- Nuâsen (نُعَاسًا): Uyku hali, hafif uyku, uyuklama.
- Ehhemethüm (أَهَمَّتْهُمْ): Onları endişelendirdi, üzüntüye düşürdü.
- Zann (ظَنِّ): Sanmak, kesin olmayan inanış.
- Câhiliyye (الْجَاهِلِيَّةِ): İslam'dan önceki cehalet ve inkâr dönemi.
- Yübdi (يُبْدُونَ): Açıklamak, ortaya koymak.
- Berez (بَرَزَ): Çıkmak, ortaya çıkmak, meydana çıkmak.
- Medâci' (مَضَاجِعِ): Yataklar, uyuma yerleri; burada ölüm yerleri, savaş alanları anlamında.
- Yemahhıs (يُمَحِّصَ): Arındırmak, temizlemek, saf hale getirmek.
- Zâti's-sudûr (ذَاتِ الصُّدُورِ): Göğüslerin içindeki, kalplerde gizlenen her şey.
Tefsir:
Rahmeti sonsuz olan Allah, savaş sonrası yaşadığınız o ağır üzüntü ve kederin ardından üzerinize öyle bir güven ve huzur indirdi ki, bu, içinize öyle bir sükûnet verdi ki, içinizden bir grup (samimi müminler) bu güvenin verdiği rahatlıkla tatlı bir uykuya daldılar. Bu uyku, onların kalplerindeki iman ve teslimiyetin bir nişanesiydi. Çünkü kalbi Allah'a güvenle dolu olan kişi, en zor anlarda bile huzur bulur ve uykuya dalabilir. Bu, Allah'ın mümin kullarına verdiği büyük bir lütuftur.
Ancak içinizden bir başka grup daha vardı ki, onları yalnızca kendi canları endişelendiriyordu. Onlar, Allah'a karşı cahiliye dönemi insanlarının beslediği gibi yanlış ve kötü zanlar besliyorlardı. Allah'ın Resulü'ne yardım edeceğine, dinini üstün kılacağına dair kalplerinde şüpheye düşmüşlerdi. Bu yüzden de savaştan pişmanlık duyarak, "Bu işte bizim hiç mi söz hakkımız yoktu? Keşke çıkmasaydık!" demeye başladılar.
Ey Resulüm! De ki: "Şüphesiz ki işin tamamı Allah'ındır. Savaşa çıkmak da, evde kalmak da, zafer de, yenilgi de O'nun takdiri iledir. O, dilediğini yapar, hükmüne kimse itiraz edemez."
Bu münafıklar, içlerinde gizledikleri şüphe ve pişmanlığı sana açıkça söyleyemiyorlar. Kendi aralarında ise, "Eğer bizim söz hakkımız olsaydı, burada öldürülmezdik" diyerek kadere itiraz ediyorlar. Onlara de ki: "Siz evlerinizde kalmış olsaydınız bile, hakkında ölüm yazılmış olanlar, yine de ölecekleri yere çıkıp giderlerdi. Çünkü ecel, Allah'ın takdiridir ve O'nun takdiri mutlaka gerçekleşir."
Allah, bu savaşta yaşananları boşuna yaratmadı. O, bununla sizin kalplerinizde olanı, iman mı yoksa nifak mı olduğunu ortaya çıkarmak ve içinizdeki gizli hastalıkları, şüpheleri temizleyip sizi arındırmak istedi. İşte bu olaylar, mümin ile münafığı birbirinden ayıran bir imtihan oldu. Unutmayın ki Allah, göğüslerinizin içinde gizlediğiniz her şeyi, en gizli düşüncelerinizi dahi eksiksiz bilir. Hiçbir şey O'na gizli kalmaz.
Bu ayetlerden alacağımız büyük dersler vardır: Zorluk anlarında Allah'a güvenmek, müminin en büyük sığınağıdır. Başımıza gelen her şey, Allah'ın takdiri iledir ve O'nun takdirinde mutlaka bir hikmet vardır. Kadere iman etmek, imanın esaslarındandır. Allah'ın izni olmadan hiçbir şey olmaz. Öyleyse ey müminler! Her durumda Allah'a tevekkül edin, O'na güvenin ve kalplerinizi şüphelerden arındırın. Çünkü Allah, kalplerinizin en gizli köşelerini bilir ve sizi her türlü kötülükten arındırmak ister. Bu, O'nun size olan rahmetinin bir gereğidir.
📜 Ayet 152-156 — Âl-i İmrân Suresi
Meal — Âl-i İmrân 154
Âl-i İmrân Suresi Ayet 154 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kederden sonra, bir takımınızı kendinden geçirecek şekilde size huzur ve…Sûre Ayet 154/200 — Âl-i İmrân Suresi آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Suresi Dinle, Âl-i İmrân Suresi Meal, Âl-i İmrân Suresi mp3, Âl-i İmrân Suresi pdf. Ayet 152–156. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










