Sure Enbiyâ pdf — İndir (Türkçe)
Sure Enbiyâ pdf Türkçe — İndir Sure Enbiyâ Meal. Enbiyâ (Mekki) 112 Ayet.
Related
- Enbiyâ MealTürkçe
- Enbiyâ mp3Dinle
- Quran Index Türkçe114
More Sure PDF
Sure Enbiyâ

ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘ
İnsanların hesap görme zamanı yaklaştı, fakat onlar hala habersiz, hakdan yüz çeviriyorlar.
ﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤ
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
ﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶ
Rablerinden kendilerine gelen her yeni ihtarı mutlaka, gönülleri gaflet içinde eğlenerek dinlerler. Zulmedenler, gizli toplantılarında: "Bu zat, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Siz, göz göre göre sihre mi uyarsınız?" diye konuşurlar.
ﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂ
Peygamber: "Benim Rabbim gökte ve yerde söyleneni bilir. O, işitendir, bilendir" dedi.
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
Onlar: "Hayır; bunlar karışık rüyalardır", "Hayır; onu uydurmuştur", "Hayır; o şairdir", "Haydi önceki peygamberler gibi o da bize bir mucize getirsin" dediler.
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛ
Onlardan önce yoketmiş olduğumuz kasabalar halkı inanmadılar, bunlar mı inanacaklar?
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫ
Senden önce de, kendilerine vahyettiğimiz adamlar gönderdik. Bilmiyorsanız kitablılara sorun.
ﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Biz onları yemek yemez birer ceset kılmadık ve onlar ölümsüz de değillerdi.
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟ
Sonra Biz onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik, kendilerini ve dilediklerimizi kurtardık; aşırı gidenleri ise yok ettik.
ﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩ
And olsun ki, size şerefiniz ve öğüt veren bir Kitap indirdik; akletmiyor musunuz?
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛ
Halkı zalim olan nice kasabaları kırıp geçirdik ve onlardan sonra başka milletler varettik.
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
Onlar bizim baskınımızı hissettiklerinde, oradan kaçmağa koyuluyorlardı.
ﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮ
"Koşup kaçmayın; size nimet verilen yere, yurdlarınıza dönün, elbette sorguya çekileceksiniz" dedik.
ﭯﭰﭱﭲﭳﭴ
"Vay başımıza gelenlere! Doğrusu biz haksızlık yapmış kimseleriz" dediler.
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽ
Biz onları biçilmiş ot ve bir yığın kül haline getirinceye kadar haykırmaları devam etti.
ﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
Biz gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.
ﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
Eğlenme dileseydik, bunu yapacak olsaydık, şanımıza uygun şekilde yapardık; ama yapmayız.
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠ
Gerçeği batılın başına çarparız ve onun beynini parçalar; böylece batıl ortadan kalkar. Allah'a yakıştırdığınız vasıflardan ötürü yazıklar olsun size!
ﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯ
Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmazlar.
ﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Gece ve gündüz, bıkmadan tesbih ederler.
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri diriltecekler?
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭ
Eğer yerle gökte Allah'tan başka tanrılar olsaydı, ikisi de bozulurdu. Arşın Rabbi olan Allah, onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
ﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
O, yaptığından sorumlu değildir, onlar ise sorumlu tutulacaklardır.
ﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍﰎﰏ
O'nu bırakıp tanrılar mı edindiler? De ki: "Kesin delilinizi getirin. İşte benim ve ümmetimin Kitap'ı ve senden öncekilerin kitapları." Hayır; onların çoğu gerçeği bilmez de yüz çevirirler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠ
Senden önce gönderdiğimiz her peygambere: "Benden başka tanrı yoktur, Bana kulluk edin" diye vahyetmişizdir.
ﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫ
"Rahman çocuk edindi" dediler. Haşa; hayır, melekler şerefli kılınmış kullardır.
ﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
Allah'tan önce söz söyleyemezler; ancak O'nun emri üzerine iş işlerler.
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂ
Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler.
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz.
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧ
İnkar edenler, gökler ve yer yapışıkken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Yeryüzüne, insanlar sarsılmasın diye sabit dağlar yerleştirdik; rahat gidebilsinler diye aralarında geniş yollar varettik.
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠ
Göğü karışıklıktan korunmuş bir tavan kıldık; oysa onlar bundaki delillerden yüz çeviriyorlar.
ﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭ
Geceyi ve gündüzü, güneşi ve ayı yaratan O'dur. Her biri bir yörüngede yürür.
ﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
Senden önce de hiçbir insanı ölümsüz kılmadık, sen ölürsün de onlar baki kalır mı?
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆ
Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢ
İnkarcılar seni gördükleri zaman, şüphesiz, seni alaya almaktan başka bir şey yapmazlar. "Sizin tanrılarınızı diline dolayan bu mudur?" derler ve Rahman'ın Kitabını işte onlar inkar ederler.
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬ
İnsan aceleci olarak yaratılmıştır. Size ayetlerimi göstereceğim, bunu Benden acele istemeyin.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴ
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu tehdit ne zamandır?" derler.
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
Bu kafirler, ateşi yüzlerinden ve sırtlarından menedemeyecekleri ve yardım da göremiyecekleri zamanı keşke bilseler.
ﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
Belki aniden gelecek de onları şaşırtacaktır. Artık onu geri çeviremezler; kendileri de ertelenmez.
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞ
And olsun ki, senden önce birçok peygamber alaya alınmıştı da, alaya alanları, eğlendikleri şey mahvetmişti.
ﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
De ki: "Geceleyin ve gündüzün sizi Rahman'dan kim koruyabilir?" Ama onlar Rablerinin Kitabından yüz çevirmektedirler.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Yoksa kendilerini bize karşı savunacak tanrıları mı var? O tanrılar kendilerine bile yardım edemezler. Katımızdan da dostluk görmezler.
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳ
Biz bunlara ve babalarına geçimlikler verdik de ömürleri uzadı; şimdi memleketlerini her yandan eksilttiğimizi görmüyorlar mı? Üstün gelen onlar mıdır?
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩ
Rabbinin azabından onlara bir esinti dokunsa: "Vah bize! Doğrusu biz haksızdık" derler.
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Kıyamet günü doğru teraziler kurarız; hiçbir kimse hiçbir haksızlığa uğratılmaz. Hardal tanesi kadar olsa bile yapılanı ortaya koyarız. Hesap gören olarak Biz yeteriz.
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉ
And olsun ki, Musa ve Harun'a eğriyi doğrudan ayıran Kitap'ı sakınanlar için ışık ve öğüt olarak verdik.
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
Onlar görmedikleri halde Rablerinden korkarlar; kıyamet saatinden de titrerler.
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛ
İşte bu, indirdiğimiz kutsal bir Kitap'dır. Siz mi onu inkar ediyorsunuz?
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦ
And olsun ki, daha önce İbrahim'e de akla uygun olanı göstermiştik. Biz onu biliyorduk.
ﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓ
İbrahim, babasına ve milletine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
ﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
"Babalarımızı onlara tapar bulduk" demişlerdi.
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢ
İbrahim: "And olsun ki sizler de babalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" deyince:
ﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪ
"Sen bize gerçeği mi getirdin yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸ
O şöyle dedi: "Hayır; Rabbiniz, göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
ﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀ
"Allah'a yemin ederim ki, siz ayrıldıktan sonra, putlarınıza bir tuzak kuracağım!"
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙ
Hepsini paramparça edip, içlerinden büyüğünü ona başvursunlar diye, sağlam bıraktı.
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢ
Milleti: "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir" dediler.
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
Bazıları: "İbrahim denen bir gencin onları diline doladığını duymuştuk" deyince, "O halde bunların şahidlik edebilmeleri için onu halkın gözü önüne getirin" dediler.
ﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
İbrahim gelince, ona: "Ey İbrahim, bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄ
İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌ
Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.
ﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
İbrahim: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara ne diye taparsınız? Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun! Akletmiyor musunuz?" dedi.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
Ona düzen kurmak istediler, fakat Biz onları hüsrana uğrattık.
ﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭ
Onu da, Lut'u da, alemler için kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.
ﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷ
İbrahim'e, buna ilaveten İshak ve Yakub'u da verdik, her birini iyi kimseler kıldık.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡ
Onları, buyruğumuz altında insanları doğru yola götüren önderler yaptık; onlara, iyi işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar, bize kulluk eden kimselerdi.
ﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
Lut'a da hüküm ve ilim verdik; onu, çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar yoldan çıkmış kötü bir milletti.
ﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
Lut'u rahmetimizin içine aldık; doğrusu o iyilerdendi.
ﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Nuh da daha önceleri Bize yalvarmıştı, onun duasını kabul edip, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
ﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
Ayetlerimizi yalanlayan millete karşı ona yardım ettik. Doğrusu onlar fena bir milletti, hepsini suda boğduk.
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥ
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘ
Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.
ﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
ﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
Eyyub da: "Başıma bir bela geldi, (Sana sığındım), Sen merhametlilerin merhametlisisin" diye Rabbine nida etmişti.
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼ
Biz de onun duasını kabul etmiş ve başına gelenleri kaldırmıştık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha vermiştik.
ﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
İsmail, İdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi.
ﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍ
Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu onlar iyilerdendi.
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥ
Zünnun (Balık Sahibi; Yunus) hakkında söylediğimizi de an. O, öfkelenerek giderken, kendisini sıkıntıya sokmayacağımızı sanmıştı; fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka tanrı yoktur, Sen münezzehsin, doğrusu ben haksızlık edenlerdenim" diye seslenmişti.
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯ
Biz de ona cevap verip, onu üzüntüden kurtarmıştık. inananları böyle kurtarırız.
ﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜ
Zekeriya da: "Rabbim! Beni tek Başıma bırakma, Sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.
ﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲ
Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜ
Mahrem yerini koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, alemler için bir mucize kılmıştık.
ﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Doğrusu tevhid dini olan Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim, artık Bana kulluk edin.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭ
Ama insanlar, din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar, hepsi Bize döneceklerdir.
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
İnanmış olarak yararlı iş işleyenin ameli inkar edilmeyecektir. Biz onu yazmaktayız.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂ
Yok ettiğimiz kasaba halkının ahirette ceza görmek üzere Bize dönmemesi imkansızdır.
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍ
Yecüc ve Mecüc'ün seddi yıkıldığı zaman her dere ve tepeden boşanırlar.
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡ
Gerçek vaad yaklaştığında, inkar edenlerin gözleri beleriverir: "Vah bize! Bundan önce gaflet içindeydik, hem de zalimdik" derler.
ﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
Siz ve Allah'tan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
Eğer bunlar tanrı olsaydı cehenneme girmezlerdi; hepsi orada temelli kalacaktır.
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Orada onlara ah etmek vardır; birşey de işitemezler.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Yaptıklarına karşılık katımızdan kendileri için iyi şeyler yazılmış olanlar, işte onlar cehennemden uzak tutulanlardır.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛ
Cehennemin uğultusunu duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧ
En büyük korku bile onları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
ﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
Göğü, kitap dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu Biz yaparız.
ﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebur'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
ﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
Doğrusu bu Kuran'da, kulluk eden kimselere bildiri vardır.
ﮐﮑﮒﮓﮔﮕ
Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik.
ﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
De ki: "Doğrusu tanrınızın tek bir Tanrı olduğu bana şüphesiz vahyolundu. Artık müslüman olacak mısınız?"
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱ
Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem."
ﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
"Doğrusu O, açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir."
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
"Bilmem; belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir."
ﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
Peygamber: "Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet, anlattıklarınıza karşı ancak Rahman olan Rabbimizden yardım istenir" dedi.
Bizim için dua et, teşekkürler









