Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın İradesi (Meşiet) ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(90) Allah'ın kullarından dilediğine, bol ihsanından indirmesini çekemeyerek, Allah'ın indirdiğini inkar etmekle, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar. Bu yüzden gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirlere alçaltıcı bir azab vardır.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 90  - Cüz: 1 - Sayfa: 14
(212) İnkar edenlere, dünya hayatı güzel görünür, onlar, inananlarla alay ederler, oysa, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar kıyamet günü onların üstünde olacaklardır. Allah dilediğini hesabsız şekilde rızıklandırır.
(213) İnsanlar bir tek ümmetti. Allah peygamberleri müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdi; insanların ayrılığa düşecekleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hak Kitaplar indirdi. Ancak Kitap verilenler, kendilerine belgeler geldikten sonra, aralarındaki ihtiras yüzünden onda ayrılığa düştüler. Allah, inananları, ayrılığa düştükleri gerçeğe kendi izni ile eriştirdi. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 212-213 - Cüz: 2 - Sayfa: 33
(220) Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır". Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir. Allah düzeltenden bozanı ayırdetmesini bilir. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Allah şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 220  - Cüz: 2 - Sayfa: 35
(269) Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 269  - Cüz: 3 - Sayfa: 45
(272) Onların doğru yola iletilmeleri sana düşmez, fakat Allah dilediğini doğru yola eriştirir. Sarfettiğiniz iyi şey kendinizedir, zaten ancak Allah'ın rızasını kazanmak için sarfedersiniz. Sarfettiğiniz iyi bir şeyin karşılığı haksızlığa uğratılmaksızın size verilir.
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 272  - Cüz: 3 - Sayfa: 46
(6) Ana rahminde sizi dilediği gibi şekillendiren O'dur. O'ndan başka tanrı yoktur, güçlüdür, Hakim'dir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 6  - Cüz: 3 - Sayfa: 50
(13) Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 13  - Cüz: 3 - Sayfa: 51
(37) Rabbi onu güzel bir kabulle karşıladı, güzel bir bitki gibi yetiştirdi; onu Zekeriya'nın himayesine bıraktı. Zekeriya mabedde onun yanına her girişinde, yanında bir yiyecek bulurdu. "Ey Meryem! Bu sana nereden geldi?" demiş, o da: Bu, Allah'ın katındandır" cevabını vermişti. Doğrusu Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 37  - Cüz: 3 - Sayfa: 54
(40) "Ya Rabbi! Ben artık iyice kocamış, karım da kısırken nasıl oğlum olabilir?" dedi. Allah: "Böyledir, Allah dilediğini yapar" dedi.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 40  - Cüz: 3 - Sayfa: 55
(47) Meryem: "Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken nasıl çocuğum olabilir?" demişti. Melekler şöyle dediler: "Allah dilediğini böylece yaratır. Bir işin olmasını dilerse ona ol der ve olur".
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 47  - Cüz: 3 - Sayfa: 56
(73) Kitap ehlinden bir takımı şöyle dedi: "İnananlara indirilene günün başında inanın, sonunda inkar edin ki, belki dönerler ve dininize uyanlardan başkasına inanmayın". De ki: "Doğru yol Allah'ın yoludur". Ve yine başkasına da verildiğine veya Rabbinizin katında Müslümanların karşı delil getirip sizi alt edeceğine inanmayın, derler. De ki: "Doğrusu bol nimet Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah'ın fazlı her şeyi kaplar, O her şeyi bilir".
(74) "Rahmetini dilediğine tahsis eder, Allah büyük, bol nimet sahibidir".
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 73-74 - Cüz: 3 - Sayfa: 59
(129) Göklerde olanlar da, yerde olanlar da Allah'ındır. Dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 129  - Cüz: 4 - Sayfa: 66
(48) Allah kendisine ortak koşmayı elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, şüphesiz büyük bir günahla iftira etmiş olur.
(49) Kendilerini temize çıkaranları görmedin mi? Allah dilediğini temize çıkarır ve kendilerine kıl kadar haksızlık yapmaz.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 48-49 - Cüz: 5 - Sayfa: 86
(116) Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 116  - Cüz: 5 - Sayfa: 97
(133) Ey İnsanlar! Allah dilerse sizi yok eder, başkalarını getirir, O, buna Kadir'dir.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 133  - Cüz: 5 - Sayfa: 99
(17) "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.
(18) Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 17-18 - Cüz: 6 - Sayfa: 110
(39) Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 39  - Cüz: 7 - Sayfa: 132
(41) Hayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de O'na koştuğunuz ortakları unutursunuz.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 41  - Cüz: 7 - Sayfa: 132
(107) Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 107  - Cüz: 7 - Sayfa: 141
(137) Böylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların çoğunu helake sürüklemek, dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi göstermişlerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını bir tarafa bırak.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 137  - Cüz: 8 - Sayfa: 145
(149) "Üstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" de.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 149  - Cüz: 8 - Sayfa: 148
(89) Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 89  - Cüz: 9 - Sayfa: 162
(188) De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Görülmeyeni bileydim, daha çok iyilik yapardım ve bana kötülük de gelmezdi. Ben sadece, inanan bir milleti uyaran ve müjdeleyen bir peygamberim."
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 188  - Cüz: 9 - Sayfa: 175
(25) Allah, cennete çağırır ve dilediğini doğru yola eriştirir.
Sure: Yūnus - Ayet: 25  - Cüz: 11 - Sayfa: 211
(49) De ki: "Allah'ın dilemesi dışında ben kendime bir fayda ve zarar verecek durumda değilim. Her ümmet için bir süre vardır; süreleri sona erince bir saat bile geciktirilmezler ve öne de alınmazlar."
Sure: Yūnus - Ayet: 49  - Cüz: 11 - Sayfa: 214
(107) Allah sana bir sıkıntı verirse, onu O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir.
Sure: Yūnus - Ayet: 107  - Cüz: 11 - Sayfa: 221
(118) Eğer Rabbin dileseydi insanları tek bir ümmet kılardı. Fakat, Rabbinin merhamet ettikleri bir yana, hala ayrılıktadırlar, esasen onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin "And olsun ki cehennemi hep insan ve cin ile dolduracağım" sözü yerine gelmiştir.
Sure: Hūd - Ayet: 118  - Cüz: 12 - Sayfa: 235
(27) İnkar edenler: "Rabbinden ona bir mucize indirilmeli değil miydi?" derler. De ki: "Doğrusu Allah dileyeni saptırır ve Kendisine yöneleni doğru yola eriştirir."
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 27  - Cüz: 13 - Sayfa: 252
(31) Eğer Kuran ile dağlar yürütülmüş veya yeryüzü parçalanmış yahut ölüler konuşturulmuş olsaydı, kafirler yine de inanmazlardı. Oysa bütün işler Allah'a aittir. İnananların, "Allah dilese bütün insanları doğru yola eriştirebilir" gerçeğini akılları kesmedi mi? Allah'ın sözü yerine gelinceye kadar, yaptıkları işler sebebiyle inkar edenlere bir belanın dokunması veya evlerinin yakınına inmesi devam eder durur. Allah, verdiği sözden şüphesiz caymaz.
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 31  - Cüz: 13 - Sayfa: 253
(39) Allah dilediğini siler, dilediğini bırakır; Ana Kitap O'nun katındadır.
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 39  - Cüz: 13 - Sayfa: 254
(93) Allah dileseydi sizi tek bir ümmet yapardı. Ama O, istediğini saptırır, istediğini doğru yola eriştirir. İşlediklerinizden, and olsun ki, sorumlu tutulacaksınız.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 93  - Cüz: 14 - Sayfa: 277
(54) Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azabeder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 54  - Cüz: 15 - Sayfa: 287
(86) Dileseydik and olsun ki, sana vahyettiğimizi alıp götürürdük. Sonra bize karşı duracak bir vekil de bulamazdın.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 86  - Cüz: 15 - Sayfa: 290
(43) Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
Sure: An-Nūr - Ayet: 43  - Cüz: 18 - Sayfa: 355
(10) Dilerse sana, bunlardan daha iyi olan, içlerinden ırmaklar akan cennetler verebilen ve köşkler kurabilen Allah yücelerin yücesidir.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 10  - Cüz: 18 - Sayfa: 360
(51) Dileseydik, her kente bir uyarıcı gönderirdik.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 51  - Cüz: 19 - Sayfa: 364
(56) Sen, sevdiğini doğru yola eriştiremezsin, ama Allah, dilediğini doğru yola eriştirir. Doğru yola girecekleri en iyi O bilir.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 56  - Cüz: 20 - Sayfa: 392
(68) Rabbin dilediğini yaratır ve seçer; onlar için seçim hakkı yoktur. Allah onların koştukları ortaklardan münezzehtir, yücedir.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 68  - Cüz: 20 - Sayfa: 393
(82) Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: "Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkarcılar başarıya eremezler" demeye başladılar.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 82  - Cüz: 20 - Sayfa: 395
(21) De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
Sure: Al-‘Ankabūt - Ayet: 21  - Cüz: 20 - Sayfa: 398
(54) Sizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlükten sonra kuvvetli kılan, sonra da kuvvetliliğin ardından güçsüz ve ihtiyar yapan Allah'tır. O, dilediğini yaratır; bilendir, Kadir olandır.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 54  - Cüz: 21 - Sayfa: 410
(8) Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.
Sure: Fāṭir - Ayet: 8  - Cüz: 22 - Sayfa: 435
(16) Dilerse sizi yokeder, yeniden başkalarını yaratır.
Sure: Fāṭir - Ayet: 16  - Cüz: 22 - Sayfa: 436
(22) Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin.
Sure: Fāṭir - Ayet: 22  - Cüz: 22 - Sayfa: 437
(43) Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.
(44) Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 43-44 - Cüz: 23 - Sayfa: 443
(66) Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?
(67) Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 66-67 - Cüz: 23 - Sayfa: 444
(8) Eğer dilemiş olsaydı hepsini bir tek ümmet yapardı. Ama, O, rahmetine dilediğini kavuşturur. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı olmaz.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 8  - Cüz: 25 - Sayfa: 483
(27) Eğer Allah rızkı kullarının hepsine bol bol verseydi, yeryüzünde azgınlık ederlerdi. Ama O, dilediğini bir ölçüye göre indirir. Doğrusu O, kullarından haberdardır, onları görendir.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 27  - Cüz: 25 - Sayfa: 486
(30) Eğer dileseydik, Biz onları sana gösterirdik; sen de onları yüzlerinden tanırdın. And olsun ki sen, onları konuşmalarından da tanırsın; Allah işlediklerinizi bilir.
Sure: Muḥammad - Ayet: 30  - Cüz: 26 - Sayfa: 510
(14) Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Sure: Al-Fatḥ - Ayet: 14  - Cüz: 26 - Sayfa: 512
(21) Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Sure: Al-Ḥadīd - Ayet: 21  - Cüz: 27 - Sayfa: 540
(29) Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.
Sure: Al-Ḥadīd - Ayet: 29  - Cüz: 27 - Sayfa: 541
(4) Bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir.
Sure: Al-Jumu‘ah - Ayet: 4  - Cüz: 28 - Sayfa: 553
(31) Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
Sure: Al-Muddaththir - Ayet: 31  - Cüz: 29 - Sayfa: 576
(56) Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.
Sure: Al-Muddaththir - Ayet: 56  - Cüz: 29 - Sayfa: 577
(8) Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
Sure: Al-Insān - Ayet: 8  - Cüz: 29 - Sayfa: 579
(30) Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
(31) Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.
Sure: Al-Insān - Ayet: 30-31 - Cüz: 29 - Sayfa: 580
(29) Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe sizler bir şey dileyemezsiniz.
Sure: At-Takwīr - Ayet: 29  - Cüz: 30 - Sayfa: 586
(7) Allah'ın dilediği bundan müstesnadır. Doğrusu açığı da, gizliyi de bilen O'dur.
Sure: Al-A‘lā - Ayet: 7  - Cüz: 30 - Sayfa: 591


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler