Sure Zuhruf
89 Ayet · Mekki · Türkçe
bismillah
ﮀﮁ
Ha, Mim,
ﮂﮃﮄ
Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋ
Apaçık Kitap'a and olsun ki, akledesiniz diye Kuran'ı Arapça okunan bir Kitap kılmışızdır.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
Şüphesiz o, Bizim katımızda Ana Kitap'ta mevcut, yüce ve hikmet dolu bir Kitap'dır.
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
Ey inkarcılar! Aşırı giden kimselersiniz diye sizi Kuran'la uyarmaktan vaz mı geçelim?
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Kendilerine gelen her peygamberi onlar mutlaka alaya alırlardı.
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕ
Bunun için Biz de, bunlardan daha kuvvetli olanları yok etmişizdir. Öncekilere dair nice misaller geçmiştir.
ﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠ
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye sorsan, "Onları güçlü olan, her şeyi bilen yaratmıştır" derler.
ﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬ
O, size yeri beşik kılmış ve orada, doğru gidesiniz diye yollar var etmiştir.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
O, suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz. İşte siz de böyle diriltileceksiniz.
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿ
Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.
ﮀﮁﮂﮃﮄ
Her sınıf varlığı yaratan O'dur. Gemiler ve hayvanlardan binesiniz diye size binekler var etmiştir. Bütün bunlar; üzerlerine oturunca Rabbinizin nimetini anarak: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatimiz bunlara yetmezdi; şüphesiz Rabbimize döneceğiz" demeniz içindir.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
Ama inkarcılar O'na çocuk isnat ettiler. İnsan gerçekten apaçık nankördür.
ﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗ
Demek O yarattıkları arasından kızları kendisine alıp da oğulları size verdi öyle mi?
ﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤ
Ama Rahman olan Allah'a isnat ettiği kız evlat kendilerinden birine müjdelenince, o kimsenin içi gayzla dolarak yüzü simsiyah kesilir.
ﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮ
Demek, süs içinde yetiştirilecek de çekişmeyi beceremeyecek olanı Allah'a değil mi?
ﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Onlar, Rahman olan Allah'ın kulları melekleri de dişi saydılar. Yaratılışlarını mı görmüşler? Onların bu şahidlikleri yazılacak ve sorguya çekileceklerdir.
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
"Eğer Rahman dilemiş olsaydı, biz bunlara kulluk etmezdik" derler. Buna dair bir bilgileri yoktur; onlar sadece vehimde bulunuyorlar.
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
Yoksa onlara daha önce bir kitap verdik de ona mı bağlanıyorlar?
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅ
Hayır; "Doğrusu Biz babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz" derler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦ
Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: "Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" dediler.
ﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷ
Gönderilen uyarıcı: "Eğer size, babalarınızı üzerinde bulduğunuz dinden daha doğrusunu getirmiş isem de mi bana uymazsınız?" dedi. Onlar: "Doğrusu sizinle gönderilen şeyi inkar ediyoruz" dediler.
ﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Bunun üzerine Biz de onlardan öç aldık. Yalancıların sonunun nasıl olduğuna bir bak!
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur."
ﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
İbrahim, babasına ve milletine demişti ki: "Beni yaratan hariç, sizin taptığınız şeylerden uzağım. Beni doğru yola eriştirecek olan şüphesiz O'dur."
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
İbrahim ardından geleceklere bu sözü, devamlı kalacak bir miras olarak bıraktı. Artık belki doğru yola dönerler.
ﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
Hayır; Ben bunları ve babalarını gerçek ve onu açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Gerçek kendilerine geldiği zaman: "Bu bir büyüdür. Doğrusu biz onu inkar ediyoruz" dediler.
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘ
"Bu Kuran, iki şehrin birinden bir büyük adama indirilmeli değil miydi?" dediler.
ﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵ
Rabbinin rahmetini onlar mı taksim edip paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında Biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir.
ﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.
ﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Eğer bütün insanlar tek ümmet olma durumuna gelmeyecek olsaydı, Rahman olan Allah'ı inkar edenlerin evlerinin tavanlarını, üzerinde yükseldikleri merdivenleri, evlerinin kapılarını, üzerine yaslanacakları kerevetleri gümüşten yapar ve altın bezeklerle işlerdik. Bunların hepsi ancak dünya hayatının geçimliğidir. Ahiret, Rabbinin katında O'na karşı gelmekten sakınanlaradır.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
Rahman olan Allah'ı anmayı görmezlikten gelene, yanından ayrılmayacak bir şeytanı arkadaş veririz.
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹ
Şüphesiz onlar bunları yoldan alıkorlar, bunlar da doğru yola eriştiklerini sanırlar.
ﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.
ﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
Sonunda Bize gelince arkadaşına: "Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arasındaki kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaş imişsin!" der. Nedametin bugün size hiç faydası dokunmaz; zira haksızlık etmiştiniz, şimdi azabda ortaksınız.
ﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛ
Sağırlara sen mi duyuracaksın? Yoksa körleri ve apaçık sapıklıkta olanları doğru yola sen mi eriştireceksin?
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪ
Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
ﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕ
Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.
ﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝ
Doğrusu bu Kuran sana ve ümmetine bir öğüttür, ondan sorumlu tutulacaksınız.
ﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?
ﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸ
And olsun ki Biz Musa'yı mucizelerimizle Firavun'a ve erkanına göndermiştik, "Şüphesiz ben, Alemlerin Rabbinin elçisiyim" demişti.
ﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀ
Onlara mucizelerimizi getirdiği zaman, bunlara gülüvermişlerdi.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟ
Onlara gösterdiğimiz her mucize diğerinden daha büyüktü; doğru yola dönmeleri için onları azaba uğrattık.
ﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫ
"Ey Sihirbaz! Sana verdiği ahde göre Rabbine bizim için yalvar da doğru yola erişelim" dediler.
ﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
Ama, azabı üzerlerinden kaldırdığımızda hemen sözlerinden döndüler.
ﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆ
Firavun, milletine şöyle seslendi: "Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim değil mi? Görmüyor musunuz?"
ﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
"Yahut, ben zavallı ve nerdeyse konuşamayan bu kimseden daha üstün değil miyim?"
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞ
"Ona altın bilezikler verilmeli veya yanında ona yardım edecek melekler gelmeli değil mi?"
ﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧ
Firavun, milletini küçümsedi ama, onlar kendisine yine de itaat ettiler. Doğrusu onlar yoldan çıkmış bir milletti.
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮ
Böylece Bizi öfkelendirince onlardan öç aldık, hepsini suda boğduk.
ﮯﮰﮱﯓﯔ
Onları, sonradan gelecek inkarcılara ibret alınacak bir geçmiş kıldık.
ﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟ
Meryem oğlu misal verilince, senin milletin buna gülüp geçiverdi.
ﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
"Bizim tanrımız mı yoksa o mu daha iyidir?" dediler. Sana böyle söylemeleri, sadece, tartışmaya girişmek içindir. Onlar şüphesiz kavgacı bir millettir.
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻ
Meryemoğlu, ancak kendisine nimet verdiğimiz ve İsrailoğullarına örnek kıldığımız bir kuldur.
ﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄ
Eğer dileseydik, size bedel yeryüzünde sizin yerinizi tutacak melekler var ederdik.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜ
O kıyametin kopacağını bildirir; o saatin geleceğinden şüphe etmeyin, Bana uyun, bu doğru yoldur.
ﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Sakın şeytan sizi bu yoldan alıkoymasın; şüphesiz o size apaçık bir düşmandır.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
İsa, belgeleri getirdiği zaman demişti ki: "Size hikmetle ve ayrılığa düştüğünüz şeylerin bir kısmını açıklamak üzere geldim. Allah'a karşı gelmekten sakının, bana itaat edin."
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃ
"Doğrusu Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir, artık O'na kulluk edin, bu, doğru yoldur."
ﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
Ama, aralarında guruplaştılar, ayrılığa düştüler. Kıyamet gününün can yakıcı azabına uğrayacak zalimlerin vay haline!
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛ
Onlar farkında değillerken kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
O gün Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar birbirine düşman olurlar.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Allah: "Ey kullarım! Bugün size korku yoktur, siz üzülmeyeceksiniz" der.
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓ
Bunlar, ayetlerimize inanmış ve kendilerini Bize vermişlerdir.
ﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
Şöyle denir: "Siz ve eşleriniz, ağırlanmış olarak cennete giriniz."
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Onlar için altın kadeh ve tepsiler dolaştırılır, canlarının istediği ve gözlerinin hoşlandığı her şey oradadır. Siz orada ebedi kalacaksınız.
ﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳ
İşlediklerinize karşılık, size miras verilen işte bu cennettir.
ﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺ
Orada sizin için bol yemiş vardır, onlardan yersiniz.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗ
Doğrusu suçlular, temelli kalacakları cehennemin azabı içindedirler.
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
Azaba hiç ara verilmez, onlar orada tamamen umutsuzdurlar.
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Biz onlara zulmetmedik, ama onlar zalim kimselerdi.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯ
Cehennemde şöyle seslenilir: "Ey Nöbetçi! Rabbin hiç değilse canımızı alsın." Nöbetçi: "Siz böyle kalacaksınız" der.
ﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷ
And olsun ki, size gerçeği getirdik; fakat çoğunuz gerçeği sevmiyorsunuz.
ﭸﭹﭺﭻﭼﭽ
Yoksa bir işe mi karar verdiler? Doğrusu Biz de kararlıyız.
ﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
Yoksa, kendilerinin gizli veya açık konuşmalarını duymayız mı sanırlar? Hayır; öyle değil; yanlarındaki elçilerimiz yazmaktadır.
ﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
De ki: "Eğer Rahman olan Allah'ın çocuğu olsa, kulluk edenlerin ilki ben olurdum."
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
Göklerin ve yerin Rabbi, Arşın Rabbi onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥ
Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓ
Gökte de Tanrı, yerde de Tanrı O'dur. Hakim olan, her şeyi bilen O'dur.
ﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı kendisinin olan Allah ne yücedir! Kıyamet saatini bilmek O'na aittir. O'na döneceksiniz.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯ
Allah'ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahidlik edenler bunun dışındadır.
ﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
And olsun ki, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan: "Allah" derler. Öyleyken nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar?
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁ
Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.
ﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
Onlar hakkında: "Ey Rabbim! Bunlar inanmayan bir millettir" demesi üzerine Allah: "Onlardan geç, esenlik dile; yakında bileceklerdir" buyurdu.

Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler