Sure Mü'minûn
118 Ayet · Mekki · Türkçe
bismillah
ﭑﭒﭓﭔ
Müminler saadete ermişlerdir.
ﭕﭖﭗﭘﭙﭚ
Onlar namazda huşu içindedirler.
ﭛﭜﭝﭞﭟﭠ
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
ﭡﭢﭣﭤﭥ
Onlar zekatlarını verirler.
ﭦﭧﭨﭩﭪ
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵ
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
ﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽ
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.
ﭾﭿﮀﮁﮂﮃ
Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
ﮄﮅﮆﮇﮈﮉ
Namazlarına riayet ederler.
ﮊﮋﮌﮍ
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔ
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
ﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧ
Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.
ﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲ
And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟ
Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.
ﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭ
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷ
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
ﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.
ﮉﮊﮋﮌﮍ
Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟ
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.
ﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦ
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
ﯧﯨﯩﯪﯫﯬ
Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
ﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍﰎ
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠ
Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
ﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩ
"Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
Bunların ardından başka nesiller varettik.
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
ﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪ
"Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."
ﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕ
"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"
ﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦ
"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."
ﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳ
"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."
ﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿ
Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.
ﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
ﰊﰋﰌﰍﰎﰏﰐ
Ardlarından başka nesiller varettik.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘ
Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.
ﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯ
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
ﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
ﮉﮊﮋﮌﮍ
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
ﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔ
And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.
ﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠ
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
ﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗ
Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.
ﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢ
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
ﯣﯤﯥﯦﯧﯨ
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
ﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹ
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ﰂﰃﰄﰅﰆﰇ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ﰈﰉﰊﰋﰌﰍ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
ﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉ
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."
ﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
ﮝﮞﮟﮠﮡ
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
ﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕ
Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
ﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳ
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
ﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾ
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
ﯿﰀﰁﰂﰃﰄ
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
ﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍ
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦ
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.
ﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
ﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿ
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.
ﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇ
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
ﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚ
Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.
ﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰ
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
ﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚ
De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"
ﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
"Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪ
"Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱ
"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
ﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀ
"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
ﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇ
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
ﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿ
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
ﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆ
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
ﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎ
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
ﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙ
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
ﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡ
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."
ﮢﮣﮤﮥﮦﮧ
"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰ
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
ﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥ
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
ﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷ
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
ﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂ
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
ﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙ
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢ
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪ
"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."
ﭫﭬﭭﭮﭯﭰ
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
ﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿ
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
ﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
ﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙ
Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.
ﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
"Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.
ﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗ
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
ﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.
ﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸ
Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.
ﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀ
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."

Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler