A'râf · 157/206
Meal Okunuş — A'râf Suresi
الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلَالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ ۙ أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ ۝١٥٧
Allazeena yattabi`oonar Rasoolan Nabiyyal ummiyyal lazee yajidoonahoo maktooban `indahum fit Tawraati wal Injeeli yaa muruhum bilma`roofi wa yanhaahum `anil munkari wa yuhillu lahumul taiyibaati wa yuharrimu `alaihimul khabaaa`isa wa yada`u `anhum israhum wal aghlaalal latee kaanat `alaihim; fallazeena aamanoo bihee wa `azzaroohu wa nnasaroohu wattaba`un nooral lazeee unzila ma`ahooo ulaaa`ika humul muflihoon
📖 Türkçe Anlam
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ümmî: Okuma yazma bilmeyen, annesinden doğduğu gibi kalan kimse. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in sıfatıdır; o, hiçbir beşerî kaynaktan okumamış, yazmamıştır.
  • İsr: Ağır yük, zorlu sorumluluklar; kişiye ağır gelen mükellefiyetler.
  • Ağlâl: Boyunduruklar, demir halkalar; mecazî olarak kişiyi bağlayan, hareket alanını daraltan ağır yükler ve engeller.
  • Ta'zîr: Saygı göstermek, yüceltmek, desteklemek ve değer vermek.
  • Nûr: Aydınlatıcı ışık; burada Kur'an-ı Kerim kastedilmiştir.

Tefsir:

Bu mübarek âyet, Allah'ın rahmetinin kapsamını ve o rahmete nail olacak kulların vasıflarını beyan etmektedir. Cenâb-ı Hak, rahmetini; kendisinden korkan, O'na karşı gelmekten sakınan ve son Peygamber'e tabi olan kullarına tahsis edeceğini haber veriyor. Bu Peygamber, ümmîdir; yani okuma yazması yoktur. Bu durum, onun getirdiği mesajın beşerî bir kaynaktan değil, doğrudan vahiy yoluyla Allah'tan geldiğinin en büyük delilidir. O, öyle bir peygamberdir ki, ismi, vasıfları ve getireceği şeriat, daha önce indirilmiş olan Tevrat ve İncil'de yazılıdır. Ehli kitap, onu kendi kitaplarında açıkça bulmaktadır.

Bu Peygamber'in (s.a.v.) getirdiği dinin özü, insanlığı her türlü iyiliğe ve güzelliğe yöneltmek, kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoymaktır. O, ümmetine akıl ve selim fıtratın güzel gördüğü, dinin de onayladığı her türlü helal ve temiz şeyleri serbest kılmış; pis, zararlı ve iğrenç olan şeyleri ise haram kılmıştır. Bu, İslam'ın kolaylık ve temizlik dini olduğunun en açık göstergesidir.

Dahası, bu din, önceki ümmetlere yüklenmiş olan ağır yükleri ve zorlu mükellefiyetleri kaldırmıştır. Önceki şeriatlarda bulunan, insanın sırtını büken, adeta boynuna demir halkalar gibi geçen ağır cezalar ve zorlu ibadet şekilleri, İslam ile hafifletilmiş ve yerini kolaylık almıştır. Bu, Allah'ın bu ümmete olan büyük bir lütfu ve merhametinin tecellisidir.

İşte bu vasıflara sahip Peygamber'e (s.a.v.) iman edenler, onu tazim edip yüceltenler, ona yardım edenler ve onunla birlikte indirilen Kur'an'ı, o aydınlatıcı nuru kendilerine rehber edinenler, işte asıl kurtuluşa erenler onlardır. Onlar, dünyada hidayete ermiş, ahirette ise cennetle müjdelenmişlerdir. Bu âyet, bizlere, Allah'ın rahmetinin kapılarının sonuna kadar açık olduğunu ve bu rahmete ulaşmanın yolunun da, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'e iman etmek, onun sünnetine sarılmak ve Kur'an'ı hayatımıza tatbik etmekten geçtiğini müjdelemektedir. Bu büyük müjdeye nail olabilmek için hepimiz bu çağrıya kulak vermeli ve o Peygamber'in izinden gitmeliyiz.



📜 Ayet 155-159 — A'râf Suresi

155وَاخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَاتِنَا ۖ فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا ۖ إِنْ هِيَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاءُ وَتَهْدِي مَن تَشَاءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin."
156۞ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ ۚ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاءُ ۖ وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ ۚ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
157الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلَالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ ۙ أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
158قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
159وَمِن قَوْمِ مُوسَىٰ أُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِهِ يَعْدِلُونَ
Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
157Ayet

Meal — A'râf 157

A'râf Suresi Ayet 157 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : "Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz…

Sûre Ayet 157/206 — A'râf Suresi الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Suresi Dinle, A'râf Suresi Meal, A'râf Suresi mp3, A'râf Suresi pdf. Ayet 155–159. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Monday, September 7, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler