A'râf · 156/206
Meal Okunuş — A'râf
۞ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ ۚ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاءُ ۖ وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ ۚ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ ۝١٥٦
Waktub lanaa fee haazi hid dunyaa hasanatanw wa fil Aakhirati innnaa hudnaaa ilaik; qaala `azaabee useebu bihee man ashaaa`u wa rahmatee wasi`at kulla shai`; fasa aktubuhaa lillazeena yattaqoona wa yu`toonaz Zakaata wallazeena hum bi Aayaatinaa yu`minoon
📖 Türkçe Anlam
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • "Va'ktub": Yaz, takdir et, kararlaştır.
  • "Hasene": İyilik, güzellik, dünyada afiyet ve mutluluk, ahirette ise cennet.
  • "Hudnâ": Tövbe ettik, sana yöneldik, pişmanlıkla sana döndük.
  • "Vesi'at": Genişledi, kapladı, her şeyi kuşattı.
  • "Et-tekvâ": Allah'tan korkup O'na itaat etmek, emirlerini yerine getirip yasaklarından sakınmak.
  • "Âyât": Allah'ın varlığına ve birliğine delalet eden deliller, mucizeler ve Kur'an ayetleri.

Tefsir:

Hz. Musa (a.s.), kavmiyle birlikte işledikleri hatalardan dolayı büyük bir pişmanlık duymuş ve Allah'a yönelerek şöyle niyazda bulunmuştur: "Rabbimiz! Bize bu dünyada iyilik, güzellik, afiyet ve mutluluk ver; ahirette de bize cennetini ve rızanı nasip eyle. Çünkü biz sana yöneldik, tövbe ettik ve sana döndük." Bu dua, kulun Rabbine karşı acziyetini itiraf etmesi ve O'ndan her iki dünyada da iyilik istemesinin en güzel örneğidir.

Allah Teâlâ, Hz. Musa'nın bu duasına şöyle cevap vermiştir: "Azabım, dilediğim kimselere isabet eder. Benim azabım, günahkârları ve haddi aşanları yakalar. Ancak rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Rahmetim, dünyada bütün varlıkları kaplamıştır; hiçbir mahluk yoktur ki Allah'ın rahmeti ona ulaşmış olmasın. Herkese nimetlerini vermiş, rızkını göndermiş, merhametiyle muamele etmiştir."

Sonra Allah, rahmetinin ahiretteki tecellisinin kimlere olacağını açıklamıştır: "Ben bu rahmetimi ahirette, şu kimselere yazacağım: Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, O'nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınanlar, mallarının zekâtını verenler ve ayetlerimize, delillerimize ve mucizelerimize iman edenler."

Bu ayet, Allah'ın rahmetinin ne kadar geniş olduğunu gösterir. Rahmeti her şeyi kuşatmıştır; ancak ahiretteki ebedî rahmet, yani cennet, ancak takva sahiplerine, zekât verenlere ve iman edenlere nasip olacaktır. Bu, Allah'ın adaletinin ve merhametinin bir gereğidir. O, kullarına karşı sonsuz merhametlidir; ama bu merhamet, iman ve salih amel ile karşılık bulur.

Sevgili kardeşlerim! Bu ayet bize iki önemli ders verir: Birincisi, her zaman Allah'a yönelmeli, tövbe etmeli ve O'ndan hem dünya hem ahiret için iyilik istemeliyiz. İkincisi, Allah'ın rahmetinin genişliğine güvenmeli ama bu rahmeti hak etmek için de takva ile yaşamalı, zekâtımızı vermeli ve imanımızı korumalıyız. Unutmayalım ki Allah'ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır; ama bu rahmetin ahiretteki tam karşılığı, ancak O'na iman edip salih amel işleyenleredir. Rabbimiz bizleri rahmetine layık kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 154-158 — A'râf

154وَلَمَّا سَكَتَ عَن مُّوسَى الْغَضَبُ أَخَذَ الْأَلْوَاحَ ۖ وَفِي نُسْخَتِهَا هُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ هُمْ لِرَبِّهِمْ يَرْهَبُونَ
Musa, öfkesi yatışınca, bir nüshasında Rablerinden korkanlar için doğru yol ve rahmet yazılı olan levhaları aldı.
155وَاخْتَارَ مُوسَىٰ قَوْمَهُ سَبْعِينَ رَجُلًا لِّمِيقَاتِنَا ۖ فَلَمَّا أَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ قَالَ رَبِّ لَوْ شِئْتَ أَهْلَكْتَهُم مِّن قَبْلُ وَإِيَّايَ ۖ أَتُهْلِكُنَا بِمَا فَعَلَ السُّفَهَاءُ مِنَّا ۖ إِنْ هِيَ إِلَّا فِتْنَتُكَ تُضِلُّ بِهَا مَن تَشَاءُ وَتَهْدِي مَن تَشَاءُ ۖ أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا ۖ وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
Musa, tayin ettiğimiz müddette milletinden yetmiş kişi seçti; onları sarsıntı tutunca dedi ki: "Rabbim! Dileseydin daha önce beni ve onları yok ederdin, aramızdaki beyinsizlerin yaptıklarından ötürü bizi yok eder misin? Bu, Senin imtihanından başka birşey değildir, bununla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin; bizim dostumuz Sensin; bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en iyisisin."
156۞ وَاكْتُبْ لَنَا فِي هَٰذِهِ الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ إِنَّا هُدْنَا إِلَيْكَ ۚ قَالَ عَذَابِي أُصِيبُ بِهِ مَنْ أَشَاءُ ۖ وَرَحْمَتِي وَسِعَتْ كُلَّ شَيْءٍ ۚ فَسَأَكْتُبُهَا لِلَّذِينَ يَتَّقُونَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَالَّذِينَ هُم بِآيَاتِنَا يُؤْمِنُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
157الَّذِينَ يَتَّبِعُونَ الرَّسُولَ النَّبِيَّ الْأُمِّيَّ الَّذِي يَجِدُونَهُ مَكْتُوبًا عِندَهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَالْإِنجِيلِ يَأْمُرُهُم بِالْمَعْرُوفِ وَيَنْهَاهُمْ عَنِ الْمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ الطَّيِّبَاتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيْهِمُ الْخَبَائِثَ وَيَضَعُ عَنْهُمْ إِصْرَهُمْ وَالْأَغْلَالَ الَّتِي كَانَتْ عَلَيْهِمْ ۚ فَالَّذِينَ آمَنُوا بِهِ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَاتَّبَعُوا النُّورَ الَّذِي أُنزِلَ مَعَهُ ۙ أُولَٰئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
158قُلْ يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ جَمِيعًا الَّذِي لَهُ مُلْكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْيِي وَيُمِيتُ ۖ فَآمِنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ النَّبِيِّ الْأُمِّيِّ الَّذِي يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَكَلِمَاتِهِ وَاتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
156Ayet

Meal — A'râf 156

Sure A'râf Ayet 156 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : "Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz…

Sure Ayet 156/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 154–158. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler