Sure Kamer pdf — İndir (Türkçe)
Sure Kamer pdf Türkçe — İndir Sure Kamer Meal. Kamer (Mekki) 55 Ayet.
Related
- Kamer MealTürkçe
- Kamer mp3Dinle
- Quran Index Türkçe114
More Sure PDF
Sure Kamer

ﮬﮭﮮﮯﮰ
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
ﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
Kıyamet saati yaklaşır, ay yarılır; onlar bir delil görünce hala yüz çevirirler ve: "Süregelen bir sihir" derler.
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Yalanlarlar da kendi heveslerine uyarlar. Ama her işin karar kılacağı bir sonucu vardır.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩ
And olsun ki, onları bu hallerinden vazgeçirecek nice haberler gelmiştir.
ﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
Bu haberlerin her birinde üstün hikmet vardır; ama uyarmalar fayda vermiyor.
ﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺ
Öyleyse onlardan yüz çevir; çağıran, görülmemiş ve tanınmamış bir şeye çağırdığı gün;
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
Gözleri dalgın dalgın, çekirgeler gibi yayılmış, o çağırana koşarak kabirlerden çıkarlar. İnkarcılar: "Bu, zorlu bir gündür" derler.
ﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮ
Bu ortak koşanlardan önce Nuh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: "Delidir" demişlerdi, yolu kesilmişti.
ﭯﭰﭱﭲﭳﭴ
O da: "Ben yenildim, bana yardım et" diye Rabbine yalvarmıştı.
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄ
Yeryüzünde kaynaklar fışkırttık; her iki su, takdir edilen bir ölçüye göre birleşti.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
ﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
Onu, tahtadan yapılmış, mıhla çakılmış bir gemiye bindirdik; inkar edilmiş olan Nuh'a mükafat olarak verdiğimiz gemi nezaretimiz altında yüzüyordu.
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
And olsun ki Biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur?
ﮙﮚﮛﮜﮝ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
ﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥ
And olsun ki Kuran'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Ad milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗ
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
ﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Nitekim üzerlerine, insanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik.
ﯟﯠﯡﯢﯣ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
ﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
ﯬﯭﯮﯯ
Semud milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
ﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸﯹﯺ
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
ﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄ
"İçimizden bir insana mı uyacağız? O zaman biz sapıklık ve delilik etmiş oluruz. Kitap, aramızda, ona mı verilmiş? Hayır, o pek yalancı ve şımarığın biridir" dediler.
ﰅﰆﰇﰈﰉﰊ
Yarın, kimin pek yalancı ve şımarık olduğunu bileceklerdir.
ﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑﰒ
Doğrusu, onları denemek üzere dişi deveyi gönderen Biziz. Salih'e şöyle demiştik: "Onları gözetle ve sabret;
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚ
Onlara, sıralarına göre suyun kendileriyle o deve aralarında pay edilmiş olunduğunu söyle."
ﭛﭜﭝﭞﭟ
Ama bir arkadaşlarını çağırdılar, o da kılıcını alarak deveyi kesti.
ﭠﭡﭢﭣﭤ
Benim azabım ve uyarmam nasılmış?
ﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭ
Nitekim üzerlerine bir çığlık gönderdik de, ağılcıların kullandığı kurumuş ot gibi oldular.
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
ﭶﭷﭸﭹﭺ
Lut milleti uyaran peygamberleri yalanladı.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅ
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
ﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎ
Biz de üzerlerine taş yağdıran bir rüzgar gönderdik. Ancak, Lut'un taraftarlarını, katımızdan bir nimet olarak seher vakti kurtardık. Şükredene işte böyle mükafat veririz.
ﮏﮐﮑﮒﮓﮔ
Lut, and olsun ki, onları Bizim yakalamamızla uyarmıştı, ama onlar uyarmaları şüphe ile karşılayarak dinlemediler.
ﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞ
And olsun ki, onlar Lut'un konukları olan melekleri elde etmeye kalkıştılar, bunun üzerine gözlerini kör ettik. "Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
ﮟﮠﮡﮢﮣﮤ
And olsun ki, sabah erken, önü alınmaz bir azap başlarına geldi.
ﮥﮦﮧﮨ
"Azabımı ve uyarmalarımı dinlememenin sonucunu tadın" dedik.
ﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰ
And olsun ki, Kuran'ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?
ﮱﯓﯔﯕﯖﯗ
And olsun ki, Firavun erkanına uyaranlar geldi.
ﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟ
Mucizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık.
ﯠﯡﯢﯣﯤﯦﯧﯨﯩﯪ
Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitablarda size bir kurtuluş belgesi mi var?
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
Yoksa: "Biz öç alabilecek bir topluluğuz" mu diyorlar?
ﯱﯲﯳﯴﯵ
Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
ﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼ
Kıyamet onların azap ile vadedildikleri gündür. O ne korkunç, ne acı bir gündür!
ﯽﯾﯿﰀﰁﰂ
Doğrusu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
ﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌ
Ateşe yüzüstü sürüldükleri gün, onlara: "Cehennemin dokunan azabını tadın" denir.
ﰍﰎﰏﰐﰑﰒ
Şüphesiz Biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗ
Bizim buyruğumuz bir göz kırpması gibi anidir.
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
And olsun ki, benzerlerinizi yok etti, öğüt alan yok mudur?
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤ
İnsanların yaptıkları her şey kitablarda kayıtlıdır.
ﭥﭦﭧﭨﭩ
Küçük ve büyük, hepsi satır satırdır.
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
ﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶ
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, güçlü hükümdarın katında, yüksek bir derecede, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.
Bizim için dua et, teşekkürler









