Kur'an-ı Kerim'de Peygamber’i Teselli Etme ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(41) Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.
Sure: Al-Mā’idah - Ayet: 41  - Cüz: 6 - Sayfa: 114
(10) And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 10  - Cüz: 7 - Sayfa: 129
(33) Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
(34) Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.
(35) Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 33-34-35 - Cüz: 7 - Sayfa: 131
(65) İnkarcıların sözleri seni üzmesin, çünkü bütün kudret Allah'ındır. O, işitir ve bilir.
Sure: Yūnus - Ayet: 65  - Cüz: 11 - Sayfa: 216
(12) Putperestlerin: "Ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gelmeli değil miydi?" demelerinden senin kalbin daralır ve belki de sana vahyolunanın bir kısmını terkedecek olursun. Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir.
Sure: Hūd - Ayet: 12  - Cüz: 12 - Sayfa: 222
(120) Peygamberlerin başlarından geçenlerden, sana anlattığımız her şey, senin gönlünü pekiştirmemizi sağlar; sana bu belgelerle gerçek; inananlara da öğüt ve hatırlatma gelmiştir.
Sure: Hūd - Ayet: 120  - Cüz: 12 - Sayfa: 235
(110) Öyle ki, peygamberler ümitsizliğe düşüp, yalanlandıklarını sandıkları bir sırada onlara yardımımız gelmiştir. Böylece, istediğimizi kurtarırız. Azabımız suçlu milletten geri çevrilemeyecektir.
Sure: Yūsuf - Ayet: 110  - Cüz: 13 - Sayfa: 248
(19) Sana Rabbinden indirilenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahipleri ibret alırlar.
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 19  - Cüz: 13 - Sayfa: 252
(32) And olsun ki, senden önce de nice peygamberler alaya alınmıştı. İnkar edenleri önce erteledim, sonra cezalarını verdim. Cezalandırmam nasıldı?
Sure: Ar-Ra‘d - Ayet: 32  - Cüz: 13 - Sayfa: 253
(8) Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 8  - Cüz: 14 - Sayfa: 262
(88) Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 88  - Cüz: 14 - Sayfa: 266
(97) And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 97  - Cüz: 14 - Sayfa: 267
(99) Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 99  - Cüz: 14 - Sayfa: 267
(127) Sabret, senin sabrın ancak Allah'ın yardımıyladır; onlara üzülme, kurdukları düzenlerden de endişe etme.
(128) Allah şüphesiz sakınanlarla ve iyilik yapanlarla beraberdir.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 127-128 - Cüz: 14 - Sayfa: 281
(6) Bu söze inanmayanların ardından üzülerek nerdeyse kendini mahvedeceksin!
Sure: Al-Kahf - Ayet: 6  - Cüz: 15 - Sayfa: 294
(130) Onların dediklerine sabret; güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini hamd ile tesbih et; gece saatlerinde ve gündüzleri de tesbih et ki Rabbinin rızasına eresin.
Sure: Ṭā-Hā - Ayet: 130  - Cüz: 16 - Sayfa: 321
(21) Yeryüzünde edindikleri tanrılar mı, onlar mı ölüleri diriltecekler?
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 21  - Cüz: 17 - Sayfa: 323
(109) Eğer yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı uzak mı olduğunu bilmem."
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 109  - Cüz: 17 - Sayfa: 331
(42) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
(43) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
(44) Seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan önce Nuh milleti, Ad, Semud, İbrahim milleti, Lut milleti ve Medyen halkı da peygamberlerini yalancı saymış ve Musa da yalanlanmıştı. Ama Ben, kafirlere önce mehil verdim, sonra da onları yakalayıverdim; Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Sure: Al-Ḥajj - Ayet: 42-43-44 - Cüz: 17 - Sayfa: 337
(31) Her peygamber için, böylece suçlulardan bir düşman ortaya koyarız. Doğruyu gösterici ve yardımcı olarak, Rabbin yeter.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 31  - Cüz: 19 - Sayfa: 362
(3) İnanmıyorlar diye nerdeyse kendini mahvedeceksin.
Sure: Ash-Shu‘arā’ - Ayet: 3  - Cüz: 19 - Sayfa: 367
(70) Onlara üzülme. Hilelerine karşı da sıkılma.
Sure: An-Naml - Ayet: 70  - Cüz: 20 - Sayfa: 383
(85) Kuran'a uymayı sana farz kılan Allah, seni döneceğin yere döndürecektir. De ki: "Rabbim kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta bulunduğunu en iyi bilendir."
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 85  - Cüz: 20 - Sayfa: 396
(60) Sabret ki, Allah'ın sözü şüphesiz gerçektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar.
Sure: Ar-Rūm - Ayet: 60  - Cüz: 21 - Sayfa: 410
(23) İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir.
Sure: Luqmān - Ayet: 23  - Cüz: 21 - Sayfa: 413
(43) Ayetlerimiz onlara apaçık olarak okunduğu zaman: "Bu adam sizi babalarınızın taptıklarından alıkoymaktan başka bir şey istemiyor" derlerdi. "Bu Kuran düpedüz bir uydurmadan başka bir şey değildir" derlerdi. Hak, inkar edenlere geldiğinde, onun için: "Bu apaçık bir büyüdür" demişlerdi.
Sure: Saba’ - Ayet: 43  - Cüz: 22 - Sayfa: 433
(50) De ki: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Doğru yolda olursam, bu Rabbim'in bana vahyetmesiyledir. Doğrusu O, işitendir, yakın olandır"
Sure: Saba’ - Ayet: 50  - Cüz: 22 - Sayfa: 434
(4) Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice peygamberler yalanlanmıştır. Bütün işler Allah' a döndürülür.
Sure: Fāṭir - Ayet: 4  - Cüz: 22 - Sayfa: 435
(8) Kötü işi kendisine güzel gösterilip de onu güzel gören kimse, kötülüğü hiç işlemeyene benzer mi? Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Artık onlara üzülerek kendini harabetme; Allah onların yaptıklarını şüphesiz bilir.
Sure: Fāṭir - Ayet: 8  - Cüz: 22 - Sayfa: 435
(25) Eğer seni yalancı sayıyorlarsa bil ki, onlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Peygamberleri onlara belgeler, sayfalar ve nurlu kitaplar getirmişlerdi.
Sure: Fāṭir - Ayet: 25  - Cüz: 22 - Sayfa: 437
(7) And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.
(8) Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.
(9) Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
(10) Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
(11) Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 7-8-9-10-11 - Cüz: 22 - Sayfa: 440
(76) Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.
Sure: Yā-Sīn - Ayet: 76  - Cüz: 23 - Sayfa: 445
(171) And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
(172) Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
(173) Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
(174) Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
(175) Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 171-172-173-174-175 - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(178) Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
(179) İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 178-179 - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(17) Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.
Sure: Ṣād - Ayet: 17  - Cüz: 23 - Sayfa: 454
(36) Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başka şeylerle korkutuyorlar. Allah'ın, saptırdığını doğru yola koyacak yoktur.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 36  - Cüz: 24 - Sayfa: 462
(55) Sabret, Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Suçunun bağışlanmasını dile; Rabbini akşam, sabah, överek tesbih et.
Sure: Ghāfir - Ayet: 55  - Cüz: 24 - Sayfa: 473
(77) Sabret; şüphesiz Allah'ın verdiği söz gerçektir. Onlara söz verdiğimiz azabın bir kısmını sana gösteririz veya seni öldürürüz, nasıl olsa onların dönüşü Bizedir.
Sure: Ghāfir - Ayet: 77  - Cüz: 24 - Sayfa: 475
(43) Senin için söylenenler, senden önceki peygamberler için de söylenmişti. Doğrusu Rabbin hem bağışlayan ve hem de can yakıcı azap verendir.
Sure: Fuṣṣilat - Ayet: 43  - Cüz: 24 - Sayfa: 481
(6) Öncekilere nice peygamberler göndermişizdir.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 6  - Cüz: 25 - Sayfa: 489
(43) Sana vahyolunana sarıl, sen, şüphesiz doğru yol üzerindesin.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 43  - Cüz: 25 - Sayfa: 492
(45) Senden önce gönderdiğimiz elçilerimizden sor; Biz, Rahman olan Allah'tan başka, kulluk edilecek tanrılar meşru kılmış mıyız?
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 45  - Cüz: 25 - Sayfa: 492
(83) Bırak onları, kendilerine söz verilen güne kavuşana kadar, dalsınlar, oynasınlar.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 83  - Cüz: 25 - Sayfa: 495
(59) Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
Sure: Ad-Dukhān - Ayet: 59  - Cüz: 25 - Sayfa: 498
(35) Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; inkarcılar için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendiklerini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir?
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 35  - Cüz: 26 - Sayfa: 506
(52) Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
(53) Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
(54) Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
(55) Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
Sure: Adh-Dhāriyāt - Ayet: 52-53-54-55 - Cüz: 27 - Sayfa: 523
(48) Rabbinin hükmü yerine gelinceye kadar sabret; doğrusu sen, Bizim nezaretimiz altındasın; kalkarken Rabbini överek tesbih et;
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 48  - Cüz: 27 - Sayfa: 525
(48) Sen Rabbinin hükmüne kadar sabret; balık sahibi (Yunus) gibi olma, o, pek üzgün olarak Rabbine seslenmişti.
Sure: Al-Qalam - Ayet: 48  - Cüz: 29 - Sayfa: 566
(5) Güzel güzel sabret;
Sure: Al-Ma‘ārij - Ayet: 5  - Cüz: 29 - Sayfa: 568
(10) Onların söylediklerine sabret, yanlarından güzellikle ayrıl.
Sure: Al-Muzzammil - Ayet: 10  - Cüz: 29 - Sayfa: 574


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler