Sure Sâd
88 Ayet · Mekki · Türkçe
bismillah
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖ
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
ﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
Sad. Öğüt veren Kuran'a and olsun ki, inkar edenler gurur ve ayrılık içindedirler.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
Onlardan önce nice nesilleri yok ettik. Feryat ediyorlardı; oysa artık kurtulma zamanı değildi.
ﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴ
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾ
Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşmışlardı. İnkarcılar: "Bu, pek yalancı bir sihirbazdır; tanrıları tek bir tanrı mı yaptı? Doğrusu bu tuhaf bir şeydir" demişlerdi.
ﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩ
Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
ﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱ
Yoksa, güçlü ve çok ihsan sahibi olan Rabbinin rahmet hazineleri onların yanında mıdır?
ﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞ
Yahut, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir? Öyle ise sebeplere tevessül edip göğe yükselsinler!
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥ
Onlar burada takım takım bozguna uğramış perişan bir ordudur.
ﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮ
Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷ
Onlardan önce Nuh milleti, Ad, sarsılmaz bir saltanatın sahibi Firavun, Semud, Lut milleti, Eykeliler de peygamberleri yalanlamıştı. İşte bunlar da peygamberlerine karşı birleşen topluluklardır.
ﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿ
Hepsi peygamberleri yalanladı da azabımı hakettiler.
ﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊ
Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.
ﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑﰒﰓ
Onlar ise "Rabbimiz! Bizim payımızı hesap gününden önce ver" derler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
Onların söylediklerine sabret; güçlü kulumuz Davud'u an; o, daima Allah'a yönelirdi.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬ
Doğrusu Biz, akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, kuşları da toplu halde onun buyruğu altına vermiştik. Her biri ona yönelmekteydi.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳ
Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiştik. Ona hikmet ve kesin hüküm selahiyeti vermiştik.
ﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
ﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦ
"Bu kardeşimin doksan dokuz dişi koyunu, benim de bir tek dişi koyunum vardır; O'nu da bana ver dedi ve tartışmada beni yendi."
ﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
ﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶ
Böylece onu bağışlamıştık. Katımızda onun yakınlığı ve güzel bir geleceği vardır.
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑﰒﰓﰔﰕﰖ
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!
ﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱ
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?
ﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
Sana indirdiğimiz bu Kitap mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar.
ﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃﮄ
Davud'a Süleyman'ı bahşettik; o ne güzel bir kuldu! Doğrusu o daima Allah'a yönelirdi.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋ
Ona bir akşam üstü, çalımlı, cins koşu atları sunulmuştu.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗ
Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
ﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟ
Süleyman: "Doğrusu ben bu iyi malları, Rabbimi anmayı sağladıkları için severim" demişti. Koşup, toz perdesi arkasında kayboldukları zaman: "onları bana getirin" dedi. Bacaklarını ve boyunlarını sıvazlamaya başlamıştı.
ﮠﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩ
And olsun ki Süleyman'ı denedik, hükümranlığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü.
ﮪﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
Süleyman: "Rabbim! Beni bağışla, bana benden sonra kimsenin ulaşamayacağı bir hükümranlık ver; Sen şüphesiz, daima bağışta bulunansın" dedi.
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ﯥﯦﯧﯨﯩ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ﯪﯫﯬﯭﯮ
Bunun üzerine Biz de, istediği yere onun buyruğu ile kolayca giden rüzgarı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğerlerini onun buyruğu altına verdik.
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶ
"İşte Bizim bağışımız budur; ister ver, ister tut, hesapsızdır." dedik.
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽ
Doğrusu onun katımızda yakınlığı ve güzel bir istikbali vardır.
ﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉ
Kulumuz Eyyub'u da an; Rabbine: "Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
ﰊﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑ
"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛ
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere, ona tekrar ailesini ve geçmiş olanlarla bir mislini daha vermiştik.
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬ
"Ey Eyyub! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma" demiştik. Doğrusu Biz onu sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu, daima Allah'a yönelirdi.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵ
Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub'u da an.
ﭶﭷﭸﭹﭺﭻ
Biz onları ahiret yurdunu düşünen, içten bağlı kimseler kıldık.
ﭼﭽﭾﭿﮀﮁ
Doğrusu onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler.
ﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋ
İsmail'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de an. Hepsi iyilerdendir.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓ
İşte bu güzel bir anmadır. Doğrusu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara güzel bir gelecek vardır.
ﮔﮕﮖﮗﮘﮙ
Kapıları onlara açılmış Adn cennetleri vardır.
ﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡ
Orada tahtlara yaslanmış olarak türlü meyveler ve içecekler isterler.
ﮢﮣﮤﮥﮦﮧ
Yanlarında, gözlerini eşlerine dikmiş yaşıt güzeller vardır.
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
İşte bu hesap günü için, size söz verilenlerdir.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Doğrusu, verdiğimiz bu rızıklar tükenecek değildir.
ﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝ
Bu böyle; ama azgınlara kötü bir gelecek vardır.
ﯞﯟﯠﯡﯢ
Cehenneme girerler; ne kötü bir konaktır!
ﯣﯤﯥﯦﯧ
İşte bu kaynar su ve irindir, artık onu tatsınlar.
ﯨﯩﯪﯫﯬ
Bunlara benzer daha başkaları da vardır...
ﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶﯷﯸ
(İnkarcıların ileri gelenlerine denir ki;) "İşte şunlar sizinle beraber girecek olanlardır." (Derler ki;) "Onlar rahat yüzü görmesin. Behemehal ateşe gireceklerdir"
ﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆ
(Onlara uyanlar;) "Hayır, asıl siz rahat yüzü görmeyin; bunu başımıza getiren sizsiniz; ne kötü bir duraktır!" derler.
ﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑﰒ
"Rabbimiz! Bunu kim başımıza getirdiyse, ateşte onun azabını kat kat artır" derler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛ
Şöyle derler: "Kendilerini dünyada iken kötü saydığımız kimseleri burada niçin görmüyoruz?"
ﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢ
"Onları alaya alırdık; yoksa şimdi gözlere görünmezler mi?"
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨﭩ
İşte cehennemliklerin bu şekilde tartışması gerçektir.
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶ
De ki: "Ben sadece bir uyarıcıyım. Gücü her şeye yeten tek Allah'tan başka tanrı yoktur."
ﭷﭸﭹﭺﭻﭼﭽﭾ
"Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbi, güçlüdür, çok bağışlayandır."
ﭿﮀﮁﮂﮃ
De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
ﮄﮅﮆﮇ
De ki: "Bu Kuran büyük bir haberdir, ama siz ondan yüz çeviriyorsunuz."
ﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑ
"Onlar tartışırlarken Melei Ala'daki bu olanlar hakkında bir bilgim yoktu."
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚ
"Bana sadece vahyolunuyor; doğrusu ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
ﮛﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣﮤ
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
ﮥﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭﮮ
Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın."
ﮯﮰﮱﯓﯔ
Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
ﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛ
Bütün melekler secde etmişlerdi, fakat İblis; o, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştu.
ﯜﯝﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Allah: "Ey İblis, ellerimle (kudretimle) yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.
ﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴﯵﯶ
İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼ
Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
ﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃ
Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din (kıyamet/ceza) gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi.
ﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊ
"Rabbim! Dirilecekleri güne kadar beni (canımı almayı) ertele" dedi.
ﰋﰌﰍﰎﰏ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
ﰐﰑﰒﰓﰔ
Allah: "Sen bilinen güne kadar erteye bırakılanlardansın" dedi.
ﰕﰖﰗﰘﰙ
İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
ﰚﰛﰜﰝﰞ
İblis: "Senin kudretine and olsun ki, onlardan, sana içten bağlı olan kulların bir yana, hepsini azdıracağım" dedi.
ﭑﭒﭓﭔﭕ
Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
ﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
Allah: "Doğrudur; işte Ben hakikati söylüyorum, sen ve sana uyanların hepsiyle cehennemi dolduracağım" dedi.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
De ki: "Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim."
ﭩﭪﭫﭬﭭﭮ
"Bu Kuran, ancak dünyalar için bir öğüttür."
ﭯﭰﭱﭲﭳ
"Onun verdiği haberin doğruluğunu bir zaman sonra öğreneceksiniz."

Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler