Sure Sâffât
182 Ayet · Mekki · Türkçe
bismillah
ﭑﭒﭓ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
ﭔﭕﭖ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
ﭗﭘﭙ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
ﭚﭛﭜﭝ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥ
Sıra Sıra duran ve önlerindekini sürdükçe süren ve Allah'ı andıkça anan meleklere and olsun ki, sizin Tanrınız birdir; göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların -doğuların da- Rabbidir.
ﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬ
Şüphesiz Biz, yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsledik.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
Onu, inatçı her türlü şeytandan koruduk.
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺﭻﭼ
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
ﭽﭾﭿﮀﮁﮂ
Onlar yüce alemi asla dinleyemezler. Her yönden kovularak atılırlar. Onlara sürekli bir azap vardır.
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊ
Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.
ﮋﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
Allah'a eş koşanlara sor: Kendilerini yaratmak mı daha zordur, yoksa Bizim yarattığımız gökleri yaratmak mı? Aslında Biz kendilerini özlü ve yapışkan çamurdan yaratmışızdır.
ﮙﮚﮛﮜ
Evet; sen onlara şaşıyorsun, onlar da seni alaya alıyorlar.
ﮝﮞﮟﮠﮡ
Onlara öğüt verildiğinde öğüt dinlemezler.
ﮢﮣﮤﮥﮦ
Bir mucize gördüklerinde onu eğlenceye alırlar.
ﮧﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
ﯗﯘﯙ
"Bu apaçık bir sihirdir; öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, önceki babalarımız yahut biz mi dirileceğiz?" derler.
ﯚﯛﯜﯝﯞ
De ki: "Evet hem de zelil ve hakir olarak."
ﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦ
Tek bir çığlık. Hemen bakıp kalırlar.
ﯧﯨﯩﯪﯫﯬ
Şöyle derler: "Vay bize! İşte bu ceza günüdür."
ﯭﯮﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
Onlara: "İşte bu, yalanladığınız hüküm günüdür" denir.
ﯵﯶﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽ
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
ﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅ
İlgililere şöyle emredilir: "Zulmedenleri, onlarla işbirliği edenleri ve Allah'ı bırakıp da taptıklarını derleyin. Onları cehennem yoluna koyun."
ﰆﰇﰈﰉﰊ
"Onları durdurun; çünkü kendilerinden daha da sorulacaktır."
ﭑﭒﭓﭔﭕ
Şöyle sorulur: "Size ne oldu ki birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
ﭖﭗﭘﭙﭚ
Hayır; bugün onların hepsi teslim olmuşlardır.
ﭛﭜﭝﭞﭟﭠ
Birbirlerine dönüp soruşurlar.
ﭡﭢﭣﭤﭥﭦﭧ
İleri gelenlerine: "Doğrusu siz bize sureti hakdan görünürdünüz" derler.
ﭨﭩﭪﭫﭬﭭ
Onlar da şöyle derler: "Hayır; siz inanmış kimseler değildiniz."
ﭮﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹ
"Bizim sizin üstünüzde bir nüfuzumuz yoktu. Bilakis, azmış bir millettiniz."
ﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁ
"Bu sebeple, Rabbimizin sözü aleyhimizde gerçekleşti. şüphesiz azabı tadacağız."
ﮂﮃﮄﮅﮆ
"Sizi biz azdırmıştık, çünkü kendimiz azgındık".
ﮇﮈﮉﮊﮋﮌ
O gün hepsi azabda birleşirler.
ﮍﮎﮏﮐﮑ
Doğrusu suçlulara böyle yaparız.
ﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
Onlara: "Allah'tan başka tanrı yoktur" denildiği zaman şüphesiz büyüklenirler.
ﮝﮞﮟﮠﮡﮢﮣ
"Deli bir şair yüzünden tanrılarımızı mı bırakalım?" derlerdi.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩ
Hayır; o, gerçeği getirmiş ve peygamberleri doğrulamıştı.
ﮪﮫﮬﮭﮮ
Şüphesiz siz can yakıcı azabı tadacaksınız.
ﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖ
Yaptığınızdan başka birşeyle cezalanmayacaksınız.
ﯗﯘﯙﯚﯛ
Ancak Allah'a içten bağlı kullar bunun dışındadır.
ﯜﯝﯞﯟﯠ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
ﯡﯢﯣﯤ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
ﯥﯦﯧﯨ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
ﯩﯪﯫﯬ
İşte bildirilen rızık ve meyveler onlaradır. Nimet cennetlerinde, karşılıklı tahtlar üzerinde kendilerine ikram olunur.
ﯭﯮﯯﯰﯱﯲ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
ﯳﯴﯵﯶ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
ﯷﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾ
Baş ağrısı vermeyen, sarhoş etmeyen, içenlere zevk bahşeden bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kadehler sunulur.
ﯿﰀﰁﰂﰃ
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
ﰄﰅﰆﰇ
Yanlarında, örtülü yumurta gibi (bembeyaz), bakışlarını da yalnız eşlerine çevirmiş güzel gözlüler vardır.
ﰈﰉﰊﰋﰌﰍ
Birbirlerine dönüp sorarlar:
ﰎﰏﰐﰑﰒﰓﰔﰕ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
ﭑﭒﭓﭔﭕ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
ﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝ
İçlerinden biri şöyle der: "Benim bir dostum vardı, bana: 'Sen de mi, ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman dirilerek ceza göreceğimizi tasdik edenlerdensin?' derdi."
ﭞﭟﭠﭡﭢ
Yanındakilere: "Siz onu bilir misiniz?" der.
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
Bir bakar onu cehennemin ortasında görür.
ﭩﭪﭫﭬﭭﭮ
Ona der ki: "Allah'a and olsun ki, az kalsın beni de mahvedecektin."
ﭯﭰﭱﭲﭳﭴﭵ
"Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de oraya götürülenlerden olurdum."
ﭶﭷﭸﭹ
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
ﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
"Birinci ölümden sonra bir daha ölmeyeceğiz değil mi? Azap da görmeyeceğiz ha?"
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆ
İşte büyük kurtuluş şüphesiz budur.
ﮇﮈﮉﮊﮋ
Çalışanlar bunun için çalışsın.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
Konukluk olarak bu mu iyidir, yoksa zakkum ağacı mı?
ﮓﮔﮕﮖﮗ
Biz o ağacı, zalimler için bir dert yaptık.
ﮘﮙﮚﮛﮜﮝﮞ
O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.
ﮟﮠﮡﮢﮣ
Tomurcukları şeytan başı gibidir.
ﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪ
İşte cehennemlikler bundan yerler, karınlarını onunla doldururlar.
ﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓ
Sonra, üzerine kaynar su katılmış içki şüphesiz onlar içindir.
ﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
Doğrusu sonra dönecekleri yer yine cehennemdir.
ﯚﯛﯜﯝﯞ
Onlar babalarını şüphesiz sapık kimseler olarak bulmuşlardı.
ﯟﯠﯡﯢﯣ
Öyleyken yine de onların izlerinden kovalanırcasına koşturuyorlardı.
ﯤﯥﯦﯧﯨﯩ
Onlardan önce, evvelki ümmetlerin çoğu, and olsun ki sapıtmıştı.
ﯪﯫﯬﯭﯮ
And olsun ki, içlerine uyarıcılar göndermiştik.
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
Uyarıldığı halde yola gelmeyenlerin sonunun nasıl olduğuna bir bak!
ﯵﯶﯷﯸﯹ
Allah'ın, O'na içten bağlanan kulları bunun dışındadır.
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿ
And olsun ki, Nuh Bize seslenmişti de duasına ne güzel icabet etmiştik.
ﰀﰁﰂﰃﰄﰅ
Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.
ﭑﭒﭓﭔﭕ
Ancak onun soyunu sürekli kıldık.
ﭖﭗﭘﭙﭚ
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
ﭛﭜﭝﭞﭟﭠ
Sonra gelenler içinde "Alemlerde, Nuh'a selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
ﭡﭢﭣﭤﭥ
İşte Biz iyi davrananları böyle mükafatlandırırız.
ﭦﭧﭨﭩﭪ
Doğrusu o, bizim inanmış kullarımızdandı.
ﭫﭬﭭﭮ
Sonra, diğerlerini suda boğduk.
ﭯﭰﭱﭲﭳﭴ
İbrahim de şüphesiz O'nun yolunda olanlardandı.
ﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
Nitekim Rabbine temiz bir kalple geldi.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁ
İbrahim babasına ve milletine şöyle demişti: "Nelere kulluk ediyorsunuz?"
ﮂﮃﮄﮅﮆﮇ
"Allah'ı bırakıp uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?"
ﮈﮉﮊﮋﮌ
"Alemlerin Rabbi hakkındaki sanınız nedir?"
ﮍﮎﮏﮐﮑ
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
ﮒﮓﮔﮕ
İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" dedi.
ﮖﮗﮘﮙ
Onu bırakıp gittiler.
ﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠ
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
ﮡﮢﮣﮤﮥ
O da onların tanrılarına gizlice yönelip: "Sundukları yiyecekleri yemiyor musunuz? Ne o, konuşmuyor musunuz?" dedi.
ﮦﮧﮨﮩﮪ
Sonunda, üzerlerine yürüyüp kuvvetle vurdu.
ﮫﮬﮭﮮ
Bunun üzerine putperestler koşarak ona geldiler.
ﮯﮰﮱﯓﯔ
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
ﯕﯖﯗﯘﯙ
İbrahim onlara şöyle söyledi: "Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa sizi de, yonttuklarınızı da Allah yaratmıştır."
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠﯡ
Putperestler: "Onun için bir yapı yapın da onu oradan ateşin içine atın" dediler.
ﯢﯣﯤﯥﯦﯧ
Ona düzen kurmak istediler, ama Biz onları altettik.
ﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮ
İbrahim: "Doğrusu ben Rabbim uğrunda sizi bırakıp gidiyorum; O beni doğru yola eriştirir" dedi.
ﯯﯰﯱﯲﯳﯴ
"Rabbim! Bana iyilerden olacak bir çocuk ver" diye yalvardı.
ﯵﯶﯷﯸ
Biz de ona yumuşak huylu bir oğlan müjdeledik.
ﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍﰎﰏﰐﰑﰒﰓﰔﰕ
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.
ﭑﭒﭓﭔﭕ
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
ﭖﭗﭘﭙ
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
ﭚﭛﭜﭝﭞﭟﭠﭡﭢ
Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
ﭣﭤﭥﭦﭧﭨ
Doğrusu bu apaçık bir deneme idi.
ﭩﭪﭫﭬ
Ona fidye olarak büyük bir kurbanlık verdik.
ﭭﭮﭯﭰﭱ
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
ﭲﭳﭴﭵ
Sonra gelenler içinde "İbrahim'e selam olsun" diye ona iyi bir ün bıraktık.
ﭶﭷﭸﭹ
İşte iyileri böylece mükafatlandırırız.
ﭺﭻﭼﭽﭾ
Doğrusu o, inanmış kullarımızdandı.
ﭿﮀﮁﮂﮃﮄ
Ona, iyilerden olan İshak'ı peygamber olarak müjdeledik.
ﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
Kendisini ve İshak'ı mübarek kıldık; ikisinin soyundan iyi olan da vardır, açıktan açığa kendisine yazık eden de vardır.
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖ
And olsun ki Musa ve Harun'a da iyilikte bulunmuştuk.
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
İkisini ve milletlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
ﮝﮞﮟﮠﮡ
Onlara yardım etmiştik de üstün gelmişlerdi.
ﮢﮣﮤﮥ
Her ikisine de, apaçık anlaşılan bir Kitap vermiştik.
ﮦﮧﮨﮩ
Her ikisini de doğru yola eriştirmiştik.
ﮪﮫﮬﮭﮮ
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
ﮯﮰﮱﯓﯔ
Sonra gelenler içinde "Musa ve Harun'a selam olsun" diye iyi birer ün bıraktık.
ﯕﯖﯗﯘﯙ
Doğrusu Biz, iyileri böylece mükafatlandırırız.
ﯚﯛﯜﯝﯞ
İkisi de şüphesiz inanmış kullarımızdandı.
ﯟﯠﯡﯢﯣ
Doğrusu İlyas da peygamberlerdendir.
ﯤﯥﯦﯧﯨﯩ
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
ﯪﯫﯬﯭﯮﯯ
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
ﯰﯱﯲﯳﯴﯵ
Milletine: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Biçim verenlerin en iyisi olan, sizin de Rabbiniz, önceki babalarınızın da Rabbi bulunan Allah'ı bırakıp da Baal putuna mı taparsınız?" demişti.
ﭑﭒﭓﭔ
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
ﭕﭖﭗﭘﭙ
Bunun üzerine onu yalanlamışlardı. Allah'ın O'na içten bağlı kulları bir yana, bunların hepsi cehenneme götürüleceklerdi.
ﭚﭛﭜﭝﭞ
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
ﭟﭠﭡﭢﭣ
Sonra gelenler içinde, "İlyas'a selam olsun" diye bir ün bıraktık.
ﭤﭥﭦﭧﭨ
Doğrusu Biz iyileri böylece mükafatlandırırız.
ﭩﭪﭫﭬﭭ
O, inanmış kullarımızdandı.
ﭮﭯﭰﭱﭲ
Şüphesiz Lut da peygamberlerdendir.
ﭳﭴﭵﭶﭷ
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
ﭸﭹﭺﭻﭼ
Geridekiler arasında kalan yaşlı bir kadın dışında, Lut'u ve ailesinin hepsini kurtarmıştık.
ﭽﭾﭿﮀ
Sonra diğerlerini yok etmiştik.
ﮁﮂﮃﮄﮅ
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
ﮆﮇﮈﮉﮊ
Sabah akşam, onların yerleri üzerinden geçersiniz. Akletmez misiniz?
ﮋﮌﮍﮎﮏ
Doğrusu Yunus da peygamberlerdendir.
ﮐﮑﮒﮓﮔﮕ
Dolu bir gemiye kaçmıştı.
ﮖﮗﮘﮙﮚ
Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de yenilenlerden olmuştu, bu sebeple denize atılmıştı.
ﮛﮜﮝﮞﮟ
Kendini kınarken onu bir balık yutmuştu.
ﮠﮡﮢﮣﮤﮥ
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
ﮦﮧﮨﮩﮪﮫﮬ
Eğer Allah'ı tesbih edenlerden olmasaydı, tekrar diriltilecek güne kadar balığın karnında kalacaktı.
ﮭﮮﮯﮰﮱﯓ
Halsiz bir halde iken kendisini sahile çıkardık.
ﯔﯕﯖﯗﯘﯙ
Onun için, geniş yapraklı bir bitki yetiştirdik.
ﯚﯛﯜﯝﯞﯟﯠ
Onu, yüzbin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.
ﯡﯢﯣﯤﯥ
Sonunda ona inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.
ﯦﯧﯨﯩﯪﯫ
Putperestlere sor, kızlar senin Rabbinin de erkekler onların mı?
ﯬﯭﯮﯯﯰﯱﯲ
Yoksa melekleri kız olarak yarattığımızda onlar hazır mı idiler?
ﯳﯴﯵﯶﯷﯸ
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
ﯹﯺﯻﯼﯽ
Dikkat edin; doğrusu onlar yalan uydurup söylüyorlar, "Allah doğurdu" diyorlar. Onlar şüphesiz yalancıdırlar.
ﯾﯿﰀﰁﰂ
Allah kızları, oğullara tercih mi etmiş?
ﭑﭒﭓﭔﭕ
Ne oluyorsunuz? Ne biçim hükmediyorsunuz?
ﭖﭗﭘ
Hiç düşünmez misiniz?
ﭙﭚﭛﭜﭝ
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?
ﭞﭟﭠﭡﭢﭣ
Doğru sözlülerden iseniz, kitabınızı getirin bakalım.
ﭤﭥﭦﭧﭨﭩﭪﭫﭬﭭﭮﭯ
Allah'la cinler (melekler) arasında da bir soy bağı icadettiler. And olsun ki, cinler de, kendilerinin (bunu söyleyenlerin) hesap yerine götürüleceklerini bilirler.
ﭰﭱﭲﭳﭴ
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
ﭵﭶﭷﭸﭹ
Allah'ın içten bağlı kulları bunların dışındadır.
ﭺﭻﭼﭽ
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
ﭾﭿﮀﮁﮂ
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
ﮃﮄﮅﮆﮇﮈ
Sizler ve taptığınız şeyler, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz.
ﮉﮊﮋﮌﮍﮎﮏ
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
ﮐﮑﮒﮓ
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
ﮔﮕﮖﮗ
Melekler şöyle derler: "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz Allah'ı tesbih edenleriz."
ﮘﮙﮚﮛ
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
ﮜﮝﮞﮟﮠﮡﮢ
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
ﮣﮤﮥﮦﮧ
Putperestler: "Öncekilerde olduğu gibi bizde de bir kitap olsaydı, Allah'ın O'na içten bağlanan kulları olurduk" derlerdi.
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
Böyleyken O'nu inkar ettiler. Ama bileceklerdir.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔ
And olsun ki, peygamber kullarımıza söz vermişizdir.
ﯕﯖﯗﯘ
Onlar şüphesiz yardım göreceklerdir.
ﯙﯚﯛﯜﯝ
Bizim ordumuz şüphesiz üstün gelecektir.
ﯞﯟﯠﯡﯢ
Bir süreye kadar onlara aldırış etme.
ﯣﯤﯥﯦ
Onlara inecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
ﯧﯨﯩ
Azabımıza uğramakta acele mi ediyorlar?
ﯪﯫﯬﯭﯮﯯﯰ
O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
ﯱﯲﯳﯴﯵ
Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
ﯶﯷﯸﯹ
İnecek azabı gözetle, onlar da göreceklerdir.
ﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀ
Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir.
ﰁﰂﰃﰄ
Ve selam, peygamberleredir.
ﰅﰆﰇﰈﰉ
Hamd de Alemlerin Rabbi Allah'adır.

Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler