Münâfikûn · 4/11
Meal Okunuş — Münâfikûn
۞ وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ ۖ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ ۖ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ ۖ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ ۚ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ ۚ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ ۖ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ ۝٤
Wa izaa ra aytahum tu`jibuka ajsaamuhum wa iny yaqooloo tasma` liqawlihim kaannahum khushubum musannadah; yahsaboona kulla saihatin `alaihim; humul `aduwwu fahzarhum; qaatalahumul laahu annaa yu`fakoon
📖 Türkçe Anlam
Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ecsâmühüm: Bedenleri, cüsseleri, görünüşleri.
  • Hüşübün müsenneh: Duvara dayandırılmış kuru odunlar, içi boş kütükler.
  • Yahsebûne: Sanırlar, zannederler.
  • Sayha: Çığlık, yüksek ses, bağırış.
  • Kâtelehümüllah: Allah onları kahretsin, lanetlesin.
  • Ennâ yü'fekûn: Nasıl oluyor da (hakikatten) çevriliyorlar, saptırılıyorlar?

Tefsir:

Ey insan! Şu münafıklara bir bak; onları gördüğünde dış görünüşleri, endamlı cüsseleri, bakımlı ve alımlı hâlleri seni hayran bırakır. Konuşmaya başladıklarında ise öyle akıcı, öyle etkileyici ve öyle süslü konuşurlar ki sözlerini dinlersin ve neredeyse onlara inanırsın. Fakat gel gör ki bu parlak görüntünün ve tatlı sözlerin ardında bomboş kalpler, karanlık niyetler ve imandan nasipsiz ruhlar gizlidir.

Onlar tıpkı duvara dayandırılmış kuru odunlar gibidir; dışları düzgün ve gösterişlidir ama içleri kof, kuru ve cansızdır. Ne söyleneni anlarlar ne de hakikati kavrarlar. Kalpleri iman nurundan yoksun olduğu için sözleri kalplerine değil, sadece dillerinde takılı kalır.

Bu zavallılar öylesine korkak ve öylesine güvensizdirler ki etrafta duydukları her yüksek sesten, her çığlıktan ürkerler; "Acaba bize bir tuzak mı kuruluyor? Bizi mi hedef alıyorlar?" diye vehimlenirler. Bu korkularının sebebi, içlerindeki kötülüğün ve imansızlığın farkında olmalarıdır. Vicdanları onları sürekli rahatsız eder.

Ey Müslüman! Bil ki bu münafıklar senin asıl düşmanındır. Görünüşte dost görünürler ama kalben sana ve İslam'a karşı kin beslerler. Onlar sırlarını düşmana taşır, saf müminleri aldatmaya çalışırlar. Bu yüzden onlardan sakın, onlara karşı dikkatli ve tedbirli ol! Onların tatlı sözlerine kanma, parlak yüzlerine aldanma!

Allah'ın laneti onların üzerine olsun! Hakikat bu kadar açıkken, deliller bu kadar netken, iman yolu bu kadar aydınlıkken nasıl olur da bundan yüz çevirirler? Nasıl olur da doğru yoldan saparlar? İşte bu, onların kalplerindeki hastalığın ve kibirlerinin bir sonucudur.

Ey kardeşim! Bu ayet bize gösteriyor ki görünüşe aldanmamak, söze kanmamak gerekir. Asıl olan kalpteki imandır, ameldeki samimiyettir. Allah, mümin kullarını bu tuzaklara karşı uyarmış ve onları koruma altına almıştır. Sen yalnızca Allah'a güven, O'nun kitabına sarıl ve münafıkların hilelerinden O'na sığın. Unutma ki Allah, samimi kullarını asla yalnız bırakmaz ve onları düşmanlarının şerrinden korur.

🎧 Dinle

📜 Ayet 2-6 — Münâfikûn

2اتَّخَذُوا أَيْمَانَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا عَن سَبِيلِ اللَّهِ ۚ إِنَّهُمْ سَاءَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Onlar, yeminlerini kalkan edinerek Allah'ın yolundan alıkoyarlar. İşledikleri işler gerçekten ne kötüdür!
3ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ آمَنُوا ثُمَّ كَفَرُوا فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
Bu, önce inanıp sonra inkar etmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalbleri mühürlenmiştir; artık anlamazlar.
4۞ وَإِذَا رَأَيْتَهُمْ تُعْجِبُكَ أَجْسَامُهُمْ ۖ وَإِن يَقُولُوا تَسْمَعْ لِقَوْلِهِمْ ۖ كَأَنَّهُمْ خُشُبٌ مُّسَنَّدَةٌ ۖ يَحْسَبُونَ كُلَّ صَيْحَةٍ عَلَيْهِمْ ۚ هُمُ الْعَدُوُّ فَاحْذَرْهُمْ ۚ قَاتَلَهُمُ اللَّهُ ۖ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.
5وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا يَسْتَغْفِرْ لَكُمْ رَسُولُ اللَّهِ لَوَّوْا رُءُوسَهُمْ وَرَأَيْتَهُمْ يَصُدُّونَ وَهُم مُّسْتَكْبِرُونَ
Onlara: "Gelin de Allah'ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin" dendiği zaman, başlarını çevirirler; büyüklük taslayarak yüz çevirdiklerini görürsün.
6سَوَاءٌ عَلَيْهِمْ أَسْتَغْفَرْتَ لَهُمْ أَمْ لَمْ تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ لَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَهُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ
Onlar için, bağışlanma dilesen de dilemesen de birdir; Allah onları bağışlamayacaktır. Doğrusu Allah, yoldan çıkmış milleti doğru yola eriştirmez.
MünâfikûnKuran Fihrist
11Ayet
MedeniRevelation
4Ayet

Meal — Münâfikûn 4

Sure Münâfikûn Ayet 4 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı,…

Sure Ayet 4/11 — Münâfikûn المنافقون (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Münâfikûn Dinle, Münâfikûn Meal, Münâfikûn mp3, Münâfikûn pdf. Ayet 2–6. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler