Kur'an-ı Kerim'de Tehdit ve Uyarılar ile ilgili ayetler


✅ Kur'an-ı Kerim Konuları
(206) Ona: "Allah'tan sakın" denince, gururu kendisine günah işletir, artık ona cehennem yetişir, ne kötü yataktır!..
Sure: Al-Baqarah - Ayet: 206  - Cüz: 2 - Sayfa: 32
(25) Geleceğinden şüphe olmayan günde, onları topladığımız ve haksızlık yapılmayarak herkese kazandığı eksiksiz verildiği zaman, nasıl olacak?
Sure: Āl-‘Imrān - Ayet: 25  - Cüz: 3 - Sayfa: 53
(14) Kim Allah'a ve Peygamberine baş kaldırır ve yasalarını aşarsa, onu, temelli kalacağı cehenneme sokar. Alçaltıcı azab onadır.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 14  - Cüz: 4 - Sayfa: 79
(41) Her ümmete bir şahid getirdiğimiz ve seni de bunlara şahid getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak?
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 41  - Cüz: 5 - Sayfa: 85
(45) Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 45  - Cüz: 5 - Sayfa: 86
(52) İşte, Allah'ın lanetledikleri onlardır. Allah'ın lanetlediği kişiye asla yardımcı bulamayacaksın.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 52  - Cüz: 5 - Sayfa: 87
(115) Doğru yol kendisine apaçık belli olduktan sonra, Peygamberden ayrılıp, inananların yolundan başkasına uyan kimseyi, döndüğü yöne döndürür ve onu cehenneme sokarız. Orası ne kötü bir dönüş yeridir!
(116) Allah, kendisine ortak koşulmasını elbette bağışlamaz, bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse derin bir sapıklığa sapmış olur.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 115-116 - Cüz: 5 - Sayfa: 97
(119) Onlar Allah'ı bırakıp tanrıçalara taparlar ve: "Elbette senin kullarından belli bir takımı alıp onları saptıracağım, onlara kuruntu kurduracağım, develerin kulaklarını yarmalarını emredeceğim, Allah'ın yarattığını değiştirmelerini emredeceğim" diyen, Allah'ın lanet ettiği azgın şeytana taparlar. Allah'ı bırakıp şeytanı dost edinen şüphesiz açıktan açığa kayba uğramıştır.
Sure: An-Nisā’ - Ayet: 119  - Cüz: 5 - Sayfa: 97
(30) Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: "Bu gerçek değil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir" derler. Allah da "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın" der.
Sure: Al-An‘ām - Ayet: 30  - Cüz: 7 - Sayfa: 131
(8) Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 8  - Cüz: 8 - Sayfa: 151
(97) Kentlerin halkı, geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine gelmesinden güvende miydiler?
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 97  - Cüz: 9 - Sayfa: 163
(99) Onlar Allah'ın düzeninden güvende miydiler? Allah'ın düzeninden ancak mahvolacak millet güvende olur. Sahiplerinden sonra yeryüzüne mirasçı olan kimselere hala şu açıkça anlaşılmadı mı ki Biz dileseydik onları da suçlarının cezasına uğratırdık.
Sure: Al-A‘rāf - Ayet: 99  - Cüz: 9 - Sayfa: 163
(50) Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
(51) Melekler, inkar edenlerin yüzlerine ve sırtlarına vurarak, "Yakıcı azabı tadın, bu, kendi ellerinizle yaptığınızın karşılığıdır" diyerek canlarını alırken bir görseydin! Yoksa Allah kullara asla zulmetmez.
(52) Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Allah'ın ayetlerini yalanladılar da Allah onları günahlarından ötürü yoketti. Allah kuvvetlidir, cezalandırması şiddetlidir.
(53) Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.
(54) Firavun taifesi ve onlardan öncekilerin gidişi gibi, Rablerinin ayetlerini yalanladılar da onları günahlarından ötürü yok ettik. Firavun taifesini suda boğduk, hepsi zalimlerdi.
Sure: Al-Anfāl - Ayet: 50-51-52-53-54 - Cüz: 10 - Sayfa: 183
(52) De ki: "Bize iki iyiden, gazilik ve şehidlikten başka bir şeyin gelmesini mi bekliyorsunuz? Oysa biz Allah'ın kendi katından veya elimizle, sizi bir azaba uğratmasını bekliyoruz. Bekleyiniz, doğrusu biz de sizinle birlikte beklemekteyiz."
Sure: At-Taubah - Ayet: 52  - Cüz: 10 - Sayfa: 195
(55) Artık onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünya hayatında azabetmek ve canlarının inkarcı olarak çıkmasını ister.
Sure: At-Taubah - Ayet: 55  - Cüz: 10 - Sayfa: 196
(54) Haksızlık etmiş olan her kişi, yeryüzünde olan her şeye sahip olsa, onu azabın fidyesi olarak verirdi. Azabı görünce pişmanlık gösterdiler. Haksızlığa uğratılmadan aralarında adaletle hükmolunmuştur.
Sure: Yūnus - Ayet: 54  - Cüz: 11 - Sayfa: 215
(121) İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
(122) İnanmayanlara: "Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu biz de yapıyoruz; bekleyin, biz de bekliyoruz" de.
Sure: Hūd - Ayet: 121-122 - Cüz: 12 - Sayfa: 235
(107) Allah tarafından, onları kuşatacak bir azaba uğramalarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmesinden güvende midirler?
Sure: Yūsuf - Ayet: 107  - Cüz: 13 - Sayfa: 248
(44) İnsanları, kendilerine azabın geleceği gün ile uyar. Haksızlık edenler: "Rabbimiz! Bizi yakın bir süreye kadar ertele de çağrına gelelim, peygamberlere uyalım" derler. Siz daha önce, sonunuzun gelmeyeceğine yemin etmemiş miydiniz! Üstelik kendilerine yazık edenlerin yerlerinde oturdunuz. Onlara, yaptıklarımız da sizlere açıklanmıştı. Size misaller de vermiştik.
Sure: Ibrāhīm - Ayet: 44  - Cüz: 13 - Sayfa: 261
(90) Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
(91) Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
(92) Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
(93) Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Sure: Al-Ḥijr - Ayet: 90-91-92-93 - Cüz: 14 - Sayfa: 266
(45) Kötü işler düzenleyenler Allah'ın kendilerini yere batırmasından yahut farketmedikleri bir yerden onlara azabın gelmesinden güvende midirler?
(46) Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.
(47) Veya hareket halindelerken -ki Allah'ı aciz bırakamazlar- ya da yok olmak endişesindeyken onlara azabın gelmesinden güvende midirler? Doğrusu Rabbin şefkatlidir, merhametlidir.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 45-46-47 - Cüz: 14 - Sayfa: 272
(106) Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap vardır; büyük azap da onlar içindir.
Sure: An-Naḥl - Ayet: 106  - Cüz: 14 - Sayfa: 279
(68) Onun karada da, sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
(69) Yoksa sizi tekrar denize döndürüp, üzerinize ortalığı yıkan bir fırtına gönderip, inkarlarınızdan ötürü sizi suda boğmasından güvende misiniz? O zaman bize soru soracak bir yardımcı da bulamazsınız.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 68-69 - Cüz: 15 - Sayfa: 289
(72) Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır.
Sure: Al-Isrā’ - Ayet: 72  - Cüz: 15 - Sayfa: 289
(39) Hala gaflet içinde bulunanları ve hala inanmayanları işin bitmiş olacağı o hasret günü ile uyar.
Sure: Maryam - Ayet: 39  - Cüz: 16 - Sayfa: 308
(29) Bunlar içinde kim "Ben, Allah'tan başka bir tanrıyım" derse, işte onu cehennemle cezalandırırız. Zulmedenlerin cezasını böyle veririz.
Sure: Al-Anbiyā’ - Ayet: 29  - Cüz: 17 - Sayfa: 324
(95) Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 95  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(100) Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
Sure: Al-Mu’minūn - Ayet: 100  - Cüz: 18 - Sayfa: 348
(23) Yaptıkları her işi ele alır, onu toz duman ederiz.
Sure: Al-Furqān - Ayet: 23  - Cüz: 19 - Sayfa: 362
(90) Kötülük getiren kimseler, yüzükoyun ateşe atılırlar. "Yaptıklarınızdan başka bir şeyle mi cezalandırılacaksınız?" denir.
Sure: An-Naml - Ayet: 90  - Cüz: 20 - Sayfa: 385
(50) Eğer, sana cevap veremezlerse, onların sadece heveslerine uyduklarını bil. Allah'tan bir yol gösterici olmadan hevesine uyandan daha sapık kim vardır? Allah zalim milleti şüphesiz ki doğru yola eriştirmez.
Sure: Al-Qaṣaṣ - Ayet: 50  - Cüz: 20 - Sayfa: 391
(49) De ki: "Hak geldi; artık batıl ne yeniden başlar, ne de geri gelir."
Sure: Saba’ - Ayet: 49  - Cüz: 22 - Sayfa: 434
(177) O azap, yurtlarına indiğinde, uyarılan fakat yola gelmeyenlerin sabahı ne kötü olur!
Sure: Aṣ-Ṣāffāt - Ayet: 177  - Cüz: 23 - Sayfa: 452
(15) Bunlar da ancak, bir an gecikmesi olmayan tek bir çığlık beklemektedirler.
Sure: Ṣād - Ayet: 15  - Cüz: 23 - Sayfa: 453
(47) Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
(48) Onlara, işledikleri kötü şeyler belli olur; alaya aldıkları şeyler de kendilerini çepeçevre sarar.
Sure: Az-Zumar - Ayet: 47-48 - Cüz: 24 - Sayfa: 463
(44) Allah kimi saptırırsa, artık onun bundan sonra bir dostu olmaz. Azabı gördüklerinde, zalimlerin: "Dönecek bir yol yok mudur?" dediklerini görürsün.
Sure: Ash-Shūra - Ayet: 44  - Cüz: 25 - Sayfa: 487
(41) Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
(42) Seni onlardan uzaklaştırsak bile doğrusu Biz kendilerinden öç alırız; yahut onlara vadettiğimizi sana gösteririz. Çünkü onlara karşı gücü yetenleriz.
Sure: Az-Zukhruf - Ayet: 41-42 - Cüz: 25 - Sayfa: 492
(10) Göğün, insanları bürüyecek ve gözle görülecek bir duman çıkaracağı günü bekle; bu, can yakan bir azabdır.
Sure: Ad-Dukhān - Ayet: 10  - Cüz: 25 - Sayfa: 496
(14) Nerde onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti ve ondan yüz çevirmişler, "Belletilmiş bir deli" demişlerdi.
Sure: Ad-Dukhān - Ayet: 14  - Cüz: 25 - Sayfa: 496
(59) Biz, öğüt alırlar diye, Kuran'ı senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık. Sen bekle, onlar da beklemektedirler.
Sure: Ad-Dukhān - Ayet: 59  - Cüz: 25 - Sayfa: 498
(22) "Bize, bizi tanrılarımızdan alıkoymak için mi geldin? Doğru sözlülerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir" dediler.
(23) "Doğrusu bunun ne zaman geleceğini Allah bilir; ben size benimle gönderileni tebliğ ediyorum; fakat sizin cahil bir millet olduğunuzu görüyorum." dedi.
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 22-23 - Cüz: 26 - Sayfa: 505
(32) Allah'a çağırana uymayan kimse bilsin ki, Allah'ı yeryüzünde aciz bırakamaz; onların O'ndan başka dostları da bulunmaz; işte onlar apaçık sapıklıktadırlar.
Sure: Al-Aḥqāf - Ayet: 32  - Cüz: 26 - Sayfa: 506
(45) Çarpılacakları güne erişmelerine kadar onları bırak.
Sure: Aṭ-Ṭūr - Ayet: 45  - Cüz: 27 - Sayfa: 525
(56) İşte ilk uyaranlar gibi bu da bir uyarandır.
(57) Kıyamet yaklaştıkça yaklaşmıştır.
(58) Onu Allah'tan başka ortaya koyacak yoktur.
Sure: An-Najm - Ayet: 56-57-58 - Cüz: 27 - Sayfa: 528
(45) Toplulukları dağıtılacak, yüzgeri edileceklerdir.
Sure: Al-Qamar - Ayet: 45  - Cüz: 27 - Sayfa: 530
(4) Bu, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması şüphesiz çetindir.
Sure: Al-Ḥashr - Ayet: 4  - Cüz: 28 - Sayfa: 546
(16) Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
(17) Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
Sure: Al-Mulk - Ayet: 16-17 - Cüz: 29 - Sayfa: 563
(42) Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
Sure: Al-Ma‘ārij - Ayet: 42  - Cüz: 29 - Sayfa: 570
(18) O günün şiddetiyle gök bile parçalanır. O'nun sözü yerine gelir.
Sure: Al-Muzzammil - Ayet: 18  - Cüz: 29 - Sayfa: 574
(16) Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
(17) Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
(18) Suçlulara böyle yaparız.
Sure: Al-Mursalāt - Ayet: 16-17-18 - Cüz: 29 - Sayfa: 580
(17) Sen inkarcılara mehil ver; onlara mukabeleyi biraz geri bırak.
Sure: Aṭ-Ṭāriq - Ayet: 17  - Cüz: 30 - Sayfa: 591
(11) O kimse ölüp ateşe yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
(12) Bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
Sure: Al-Lail - Ayet: 11-12 - Cüz: 30 - Sayfa: 596


🍃 Kur'an-ı Kerim'de diğer konular


Saturday, July 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler