Enfâl · 41/75
Meal Okunuş — Enfâl
۞ وَاعْلَمُوا أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُم بِاللَّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ ۝٤١
Wa`lamooo annamaa ghanimtum min sha`in fa anna lillaahi khumusahoo wa lir Rasooli wa lizil qurba walyataamaa walmasaakeeni wabnis sabeeli in kuntum aamantum billaahi wa maaa anzalnaa `ala `abdinaa yawmal Furqaani yawmaltaqal jam`aan; wal laahu `alaa kulli shai`in Qadeer
📖 Türkçe Anlam
Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ğanimet (غنمتم): Savaşta düşmandan zorla elde edilen mal, ganimet.
  • Humus (خمس): Beşte bir, beşte bir oranındaki pay.
  • Zilkurbâ (ذي القربى): Peygamberimiz'in (s.a.v.) yakın akrabaları; Beni Hâşim ve Beni Muttalib.
  • Yetim (يتامى): Babası vefat etmiş, ergenlik çağına ulaşmamış Müslüman çocuklar.
  • Miskin (مساكين): İhtiyaç sahibi, yoksul Müslümanlar.
  • İbnü's-sebîl (ابن السبيل): Yolda kalmış, memleketinden uzakta bulunan ve maddi imkânı tükenen yolcu.
  • Yevmü'l-furkān (يوم الفرقان): Hak ile batılın ayrıldığı gün; Bedir Savaşı günü.
  • İltekâ'l-cem'ân (التقى الجمعان): İki topluluğun karşılaştığı gün; Müslümanlar ile müşriklerin karşılaştığı Bedir günü.

Tefsir:

Ey iman edenler! Biliniz ki, cihat için düşmanla savaşırken elde ettiğiniz her türlü ganimetin hükmü şudur: O ganimetin beşte dördü, savaşa katılan mücahitler arasında paylaştırılır. Geriye kalan beşte birlik kısım ise beş ayrı bölüme ayrılır: Birinci bölüm Allah'a ve Resûlü'ne aittir; bu pay, Müslümanların genel maslahatları ve devlet işleri için harcanır. İkinci bölüm, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) yakın akrabaları olan Beni Hâşim ve Beni Muttalib'e verilir; çünkü onlara zekât helâl değildir, bu pay onların ihtiyaçlarını karşılar. Üçüncü bölüm yetimlere, dördüncü bölüm yoksul ve muhtaç Müslümanlara, beşinci bölüm ise yolda kalmış, memleketinden uzakta maddi sıkıntı çeken yolculara verilir.

Bu hüküm, ancak Allah'a ve O'nun birliğine gerçekten iman eden, emirlerine itaat eden kimseler için geçerlidir. Sizler, Allah'ın kuluna (Muhammed'e) indirdiği ayetlere, meleklerin yardımına ve zafer vaadine iman ediyorsanız, bu payları eksiksiz verin. O gün, Bedir günüydü; hak ile batılın birbirinden ayrıldığı, Müslümanların az sayılarına rağmen müşriklerin kalabalık ordusuyla karşılaştığı ve Allah'ın sizi düşmanlarınıza karşı muzaffer kıldığı gündü. İşte o gün Allah'ın yardımıyla imanınız güçlendi ve bu ganimet hükümleri size farz kılındı.

Allah'ın kudreti her şeye yeter; O, az bir topluluğu çok bir topluluğa galip getirmeye, dilediğine zafer vermeye ve dilediği hükmü koymaya kadirdir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz. O halde ey müminler! Allah'ın emirlerine uyun, ganimet paylarını hakkıyla verin ve bilin ki Allah, sizin iyiliğinizi dileyen, sizi her türlü sıkıntıdan kurtaran ve size yardım eden Rabbimizdir. Bu paylaşım, aranızda sevgi ve kardeşliği pekiştirir, toplumun her kesimini gözetir ve İslam'ın adaletini yeryüzünde hâkim kılar. Allah'ın bu emrine uyanlar, dünyada huzur, ahirette ise büyük bir mükâfat elde ederler. Unutmayın ki Allah, her şeye kadirdir ve sizin samimi imanınızı, itaatinizi karşılıksız bırakmayacaktır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 39-43 — Enfâl

39وَقَاتِلُوهُمْ حَتَّىٰ لَا تَكُونَ فِتْنَةٌ وَيَكُونَ الدِّينُ كُلُّهُ لِلَّهِ ۚ فَإِنِ انتَهَوْا فَإِنَّ اللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse bilsinler ki Allah onların işlediklerini şüphesiz görür.
40وَإِن تَوَلَّوْا فَاعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ مَوْلَاكُمْ ۚ نِعْمَ الْمَوْلَىٰ وَنِعْمَ النَّصِيرُ
Eğer yüz çevirirlerse Allah'ın sizin dostunuz olduğunu bilin; O ne güzel dost, ne güzel yardımcıdır!
41۞ وَاعْلَمُوا أَنَّمَا غَنِمْتُم مِّن شَيْءٍ فَأَنَّ لِلَّهِ خُمُسَهُ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبَىٰ وَالْيَتَامَىٰ وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ إِن كُنتُمْ آمَنتُم بِاللَّهِ وَمَا أَنزَلْنَا عَلَىٰ عَبْدِنَا يَوْمَ الْفُرْقَانِ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ ۗ وَاللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun karşılaştığı günde kulumuza indirdiğimize inanıyorsanız, bilin ki, ele geçirdiğiniz ganimetin beşte biri Allah'ın, Peygamber'in ve yakınlarının, yetimlerin, düşkünlerin ve yolcularındır. Allah her şeye Kadir'dir.
42إِذْ أَنتُم بِالْعُدْوَةِ الدُّنْيَا وَهُم بِالْعُدْوَةِ الْقُصْوَىٰ وَالرَّكْبُ أَسْفَلَ مِنكُمْ ۚ وَلَوْ تَوَاعَدتُّمْ لَاخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ ۙ وَلَٰكِن لِّيَقْضِيَ اللَّهُ أَمْرًا كَانَ مَفْعُولًا لِّيَهْلِكَ مَنْ هَلَكَ عَن بَيِّنَةٍ وَيَحْيَىٰ مَنْ حَيَّ عَن بَيِّنَةٍ ۗ وَإِنَّ اللَّهَ لَسَمِيعٌ عَلِيمٌ
Siz vadiye en yakın ve onlar da en uzak yamaçta idiler; kervanın süvarileri sizden daha aşağıdaydı. Savaş için buluşmak üzere sözleşmeye kalksaydınız, vaktini tayinde anlaşmazlığa düşerdiniz; fakat Allah mahvolan, apaçık belgeden ötürü mahvolsun, yaşayan da apaçık belgeden ötürü yaşasın diye olacak işi yaptı. Doğrusu Allah işitir ve bilir.
43إِذْ يُرِيكَهُمُ اللَّهُ فِي مَنَامِكَ قَلِيلًا ۖ وَلَوْ أَرَاكَهُمْ كَثِيرًا لَّفَشِلْتُمْ وَلَتَنَازَعْتُمْ فِي الْأَمْرِ وَلَٰكِنَّ اللَّهَ سَلَّمَ ۗ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Çok göstermiş olsaydı, yılacak ve bu hususta çekişmeye başlıyacaktınız, fakat Allah sizi kurtardı; çünkü O kalblerde olanı bilir.
EnfâlKuran Fihrist
75Ayet
MedeniRevelation
41Ayet

Meal — Enfâl 41

Sure Enfâl Ayet 41 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Eğer Allah'a ve hakkı batıldan ayıran o günde, iki topluluğun…

Sure Ayet 41/75 — Enfâl الأنفال (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Enfâl Dinle, Enfâl Meal, Enfâl mp3, Enfâl pdf. Ayet 39–43. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler