Tevbe · 100/129
Meal Okunuş — Tevbe
وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ ۝١٠٠
Was saabiqoonal awwa loona minal Muhaajireena wal Ansaari wallazeenat taba`oo hum bi ihsaanir radiyal laahu `anhum wa radoo `anhu wa a`adda lahum jannnaatin tajree tahtahal anhaaru khaalideena feehaaa abadaa; zaalikal fawzul `azeem
📖 Türkçe Anlam
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Es-Sâbikûn: Öne geçenler, yarışıp öne çıkanlar.
  • El-Evvelûn: İlk olanlar, en önce iman edenler.
  • El-Muhâcirûn: Allah rızası için yurtlarını ve ailelerini terk edip Medine'ye hicret edenler.
  • El-Ensâr: Peygamberimize ve muhacirlere yardım eden Medineli Müslümanlar.
  • İttebeûhum: Onlara tabi olanlar, onların izinden gidenler.
  • Bihsân: İhsan ile, güzelce, samimiyetle, ihlasla.
  • Radıyallahu anhum: Allah onlardan razı olmuştur.
  • Cennât: Cennetler, bahçeler.
  • Tecrî tahtehel enhâr: Altlarından ırmaklar akan.
  • Hâlidîne fîhâ ebedâ: Orada ebediyen kalacaklar.
  • El-Fevzül azîm: Büyük kurtuluş, büyük başarı.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, Allah Teâlâ'nın, insanlık tarihinin en şerefli nesli olan sahâbe-i kirâmı ve onların izinden gidenleri ne kadar büyük bir lütufla andığını gösterir. Ayet, iman yarışında öne geçen ilk nesli överek başlar. Bunlar, Muhacirlerdir; yani iman ettikleri için doğdukları toprakları, mallarını, akrabalarını terk edip Allah'ın dinini yaşamak için Medine'ye göç edenler. Onlar, bu uğurda her türlü zorluğa göğüs gerdiler.

Sonra Ensâr anılır. Onlar, Peygamber Efendimiz'i ve muhacir kardeşlerini bağırlarına bastılar. Onlara kucak açtılar, mallarını ve evlerini paylaştılar. İman kardeşliğini her şeyin üstünde tuttular. Allah'ın Resulü'ne yardım ettiler ve İslam'ın yeryüzüne yayılmasında en büyük pay sahibi oldular.

Ayetin devamında ise "ve onlara ihsan ile tabi olanlar" buyrulur. Bu, kıyamete kadar gelecek olan bütün Müslümanları kapsar. Yani bizler de eğer sahâbenin yolunu, onların imanını, ahlakını, ihlasını ve amellerini güzelce örnek alırsak, onların bu müjdesine dâhil oluruz. Bu, ne büyük bir rahmettir! Bizler o kutlu nesli görmedik ama onları sevmek, onların izinden gitmek ve onlara dua etmekle bu zincire dâhil olabiliriz.

Allah Teâlâ bu üç grubun her birinden razı olduğunu ve onların da Allah'tan razı olduklarını haber verir. Bu, kul ile Rabbi arasındaki en büyük makamdır. Allah'ın rızasını kazanmak, cennetin en büyük nimetidir. Onlar da Allah'ın kendilerine verdiği iman, hidayet, sabır ve zafer nimetlerinden dolayı O'ndan razı olmuşlardır.

Sonuç olarak Allah, onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. Bu, ölümsüz bir hayattır, bitmeyen bir mutluluktur. İşte bu, "büyük kurtuluş"tur. Dünyadaki hiçbir başarı, hiçbir zafer, hiçbir makam bu kurtuluşla kıyaslanamaz.

Sevgili kardeşim, bu ayet bize şunu öğretir: Hayırda yarışmak, imanda öne geçmek ve hayırlı nesillerin izinden gitmek, Allah'ın rızasını kazanmanın anahtarıdır. Sahâbeyi sevmek, onlara dil uzatanlardan uzak durmak ve onların güzel ahlakını hayatımıza tatbik etmek, bizim de bu müjdeye ortak olmamızı sağlar. Rabbimiz bizleri de o büyük kurtuluşa erenlerden eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 98-102 — Tevbe

98وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَائِرَ ۚ عَلَيْهِمْ دَائِرَةُ السَّوْءِ ۗ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Bedevilerden, Allah yolunda sarfettiklerini angarya sayanlar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekleyenler vardır. Belalar onlara olsun; Allah işitir ve bilir.
99وَمِنَ الْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَاتٍ عِندَ اللَّهِ وَصَلَوَاتِ الرَّسُولِ ۚ أَلَا إِنَّهَا قُرْبَةٌ لَّهُمْ ۚ سَيُدْخِلُهُمُ اللَّهُ فِي رَحْمَتِهِ ۗ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Bedevilerden, Allah'a ve ahiret gününe inanan, sarfettiğini, Allah katında ibadet ve Peygamberin dualarına nail olmağa vesile sayanlar da vardır. Bilin ki, verdikleri onlar için ibadettir. Allah, onlara rahmet edecektir. Allah şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.
100وَالسَّابِقُونَ الْأَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرِينَ وَالْأَنصَارِ وَالَّذِينَ اتَّبَعُوهُم بِإِحْسَانٍ رَّضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي تَحْتَهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ۚ ذَٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.
101وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ الْأَعْرَابِ مُنَافِقُونَ ۖ وَمِنْ أَهْلِ الْمَدِينَةِ ۖ مَرَدُوا عَلَى النِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ ۖ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ ۚ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍ
Çevrenizdeki Bedeviler içinde ikiyüzlüler ve Medine'liler içinde de ikiyüzlülükte direnenler vardır. Onları siz değil, ancak Biz biliriz. Kendilerine iki defa azabedeceğiz; onlar sonra da büyük bir azaba uğratılırlar.
102وَآخَرُونَ اعْتَرَفُوا بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا عَمَلًا صَالِحًا وَآخَرَ سَيِّئًا عَسَى اللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Savaştan geri kalanların bir kısmı da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı. Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır, merhamet edendir.
TevbeKuran Fihrist
129Ayet
MedeniRevelation
100Ayet

Meal — Tevbe 100

Sure Tevbe Ayet 100 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce…

Sure Ayet 100/129 — Tevbe التوبة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tevbe Dinle, Tevbe Meal, Tevbe mp3, Tevbe pdf. Ayet 98–102. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler