Nisâ · 91/176
Meal Okunuş — Nisâ
سَتَجِدُونَ آخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوا إِلَى الْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا فِيهَا ۚ فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوا أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ وَأُولَٰئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا ۝٩١
Satajidoona aakhareena yureedoona ai yaamanookum wa yaamanoo qawmahum kullamaa ruddooo ilal itnati urkisoo feehaa; fa il lam ya`tazilookum wa yulqooo ilai kumus salama wa yakuffooo aidiyahum fakhuzoohum waqtuloohum haisu saqif tumoohum; wa ulaaa`ikum ja`alnaa lakum `alaihim sultaanam mubeenaa
📖 Türkçe Anlam
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İrcâs (أُرْكِسُوا): Geri döndürülmek, tersine çevrilmek; yani küfür ve şirk bataklığına geri atılmak.
  • Fetne (الْفِتْنَةِ): Burada küfür, şirk ve Müslümanlara karşı savaşma çağrısı anlamındadır.
  • Selem (السَّلَمَ): Barış, teslimiyet ve sulh anlaşması.
  • Sultânün mübîn (سُلْطَانًا مُبِينًا): Apaçık, kesin ve tartışmasız delil ve yetki.

Tefsir:

Ey iman edenler! Allah Teâlâ, müminlere karşı tutumları belli olmayan, iki yüzlü davranan başka bir grup insanı haber vermektedir. Bunlar, sizden can güvenliği elde etmek için size imanlarını gösterirler; kendi kavimlerine döndüklerinde ise onlardan da güvenlik bulabilmek için küfürlerini ortaya koyarlar. Yani her iki tarafa da yaranmaya çalışan, kalpleri imandan yoksun, menfaatleri için dinini değiştiren kimselerdir. Ne zaman küfür ve şirke, yani size karşı savaşmaya çağrılsalar, hemen oraya dalarlar, o bataklığın içine yuvarlanırlar. Onların bu hâli, imanla küfür arasında gidip gelen, hangi taraftan menfaat görürse oraya meyleden karakterlerini ortaya koymaktadır.

İşte bu kimseler, sizden uzak durmaz, size barış teklif etmez ve sizinle savaşmaktan vazgeçmezse, onlarla mücadele etmeniz size emredilmiştir. Onları nerede bulursanız yakalayın ve öldürün. Çünkü onlar, sözleriyle davranışları birbirini tutmayan, verdikleri sözde durmayan, her an size ihanet edebilecek tehlikeli kimselerdir. Allah Teâlâ, onların bu hainlikleri ve iki yüzlülükleri sebebiyle, müminlere onlara karşı apaçık bir yetki ve delil vermiştir. Yani onları yakalamak, cezalandırmak ve etkisiz hâle getirmek, müminler için meşru ve hakkaniyetli bir haktır.

Bu âyet, Müslümanların düşmanlarına karşı dikkatli ve uyanık olmalarını, görünüşte iyi niyetli gibi davranan ama kalbinde kötülük besleyenlere karşı tedbirli davranmalarını öğretmektedir. Dinimiz, müminlerin canını, malını ve inancını korumayı esas almış; hainlik edenlere karşı gereken tavrın sergilenmesini emretmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki bu hüküm, barışa yanaşmayan ve savaştan vazgeçmeyenlere yöneliktir. Barışa ve sulha yanaşanlarla ise Allah Teâlâ barış yapılmasını emretmiştir. Bu da İslam'ın adalet ve merhamet anlayışının bir göstergesidir.

Sevgili kardeşlerim! Bu âyetten alacağımız büyük dersler vardır: Mümin, her zaman dürüst, samimi ve tutarlı olmalıdır. İki yüzlülük, hem Allah katında hem de insanlar nezdinde en kötü ahlâklardandır. Müslüman, sözünde duran, özü sözü bir olan, hangi ortamda olursa olsun inancından taviz vermeyen kişidir. Allah Teâlâ, müminlere düşmanlarını tanımayı ve onlara karşı tedbirli olmayı öğretmiş; aynı zamanda barıştan yana olanlarla barış yapmayı da emretmiştir. Bu denge, İslam ümmetinin hem güvenliğini hem de ahlâkî üstünlüğünü korur. Rabbimiz bizleri, kalbi imanla dolu, sözü ve davranışı bir olan, hainlikten ve iki yüzlülükten uzak kullarından eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 89-93 — Nisâ

89وَدُّوا لَوْ تَكْفُرُونَ كَمَا كَفَرُوا فَتَكُونُونَ سَوَاءً ۖ فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ ۖ وَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ وَلِيًّا وَلَا نَصِيرًا
Onlar kendileri inkar ettikleri gibi, keşki siz de inkar etseniz de eşit olsanız isterler. Allah yolunda hicret etmedikçe onlardan dost edinmeyin. Eğer yüz çevirirlerse onları tutun, bulduğunuz yerde öldürün. Onlardan dost ve yardımcı edinmeyin.
90إِلَّا الَّذِينَ يَصِلُونَ إِلَىٰ قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ أَوْ جَاءُوكُمْ حَصِرَتْ صُدُورُهُمْ أَن يُقَاتِلُوكُمْ أَوْ يُقَاتِلُوا قَوْمَهُمْ ۚ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ لَسَلَّطَهُمْ عَلَيْكُمْ فَلَقَاتَلُوكُمْ ۚ فَإِنِ اعْتَزَلُوكُمْ فَلَمْ يُقَاتِلُوكُمْ وَأَلْقَوْا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ فَمَا جَعَلَ اللَّهُ لَكُمْ عَلَيْهِمْ سَبِيلًا
Ancak, sizinle kendileri arasında anlaşma olan bir millete sığınanlar yahut sizinle savaştan veya kendi milletleriyle savaşmaktan bıkarak size başvuranlar müstesnadır. Allah dileseydi onları üzerinize çullandırırdı da sizinle savaşırlardı. Eğer sizden uzak durur, sizinle savaşmaz, size barış teklif ederlerse Allah onlara dokunmanıza izin vermez.
91سَتَجِدُونَ آخَرِينَ يُرِيدُونَ أَن يَأْمَنُوكُمْ وَيَأْمَنُوا قَوْمَهُمْ كُلَّ مَا رُدُّوا إِلَى الْفِتْنَةِ أُرْكِسُوا فِيهَا ۚ فَإِن لَّمْ يَعْتَزِلُوكُمْ وَيُلْقُوا إِلَيْكُمُ السَّلَمَ وَيَكُفُّوا أَيْدِيَهُمْ فَخُذُوهُمْ وَاقْتُلُوهُمْ حَيْثُ ثَقِفْتُمُوهُمْ ۚ وَأُولَٰئِكُمْ جَعَلْنَا لَكُمْ عَلَيْهِمْ سُلْطَانًا مُّبِينًا
Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz. Ne var ki fitneciliğe her çağırıldıklarında ona can atarlar; eğer sizden uzak durmazlar, barış teklif etmezler ve sizden el çekmezlerse onları yakalayın, bulduğunuz yerde öldürün. İşte onların aleyhlerine size apaçık ferman verdik.
92وَمَا كَانَ لِمُؤْمِنٍ أَن يَقْتُلَ مُؤْمِنًا إِلَّا خَطَأً ۚ وَمَن قَتَلَ مُؤْمِنًا خَطَأً فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ وَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰ أَهْلِهِ إِلَّا أَن يَصَّدَّقُوا ۚ فَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ عَدُوٍّ لَّكُمْ وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ وَإِن كَانَ مِن قَوْمٍ بَيْنَكُمْ وَبَيْنَهُم مِّيثَاقٌ فَدِيَةٌ مُّسَلَّمَةٌ إِلَىٰ أَهْلِهِ وَتَحْرِيرُ رَقَبَةٍ مُّؤْمِنَةٍ ۖ فَمَن لَّمْ يَجِدْ فَصِيَامُ شَهْرَيْنِ مُتَتَابِعَيْنِ تَوْبَةً مِّنَ اللَّهِ ۗ وَكَانَ اللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمًا
Bir müminin diğer mümini yanlışlık dışında öldürmesi asla caiz değildir. Bir mümini yanlışlıkla öldürenin, bir mümin köleyi azad etmesi ve öldürülenin ailesi bağışlamadıkça, ona diyet ödemesi gerekir. Eğer o mümin, size düşman bir topluluktan ise mümin bir köleyi azad etmek gerekir. Şayet aranızda anlaşma olan bir millettense, ailesine diyet ödemek ve mümin bir köleyi azat etmek gerekir. Bulamayana, Allah tarafından tevbesinin kabulü için, ard arda iki ay oruç tutmak gerekir. Allah bilendir. Hakim'dir.
93وَمَن يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاؤُهُ جَهَنَّمُ خَالِدًا فِيهَا وَغَضِبَ اللَّهُ عَلَيْهِ وَلَعَنَهُ وَأَعَدَّ لَهُ عَذَابًا عَظِيمًا
Kim bir mümini kasden öldürürse cezası, içinde temelli kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabetmiş, lanetlemiş ve büyük azab hazırlamıştır.
NisâKuran Fihrist
176Ayet
MedeniRevelation
91Ayet

Meal — Nisâ 91

Sure Nisâ Ayet 91 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Diğerlerinin de sizden ve kendi milletlerinden güvende olmayı istediklerini göreceksiniz.…

Sure Ayet 91/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 89–93. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler