Talâk · 3/12
Meal Okunuş — Talâk
وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ ۚ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ ۚ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا ۝٣
Wa yarzuqhu min haisu laa yahtasib; wa many yatawakkal `alal laahi fahuwa husbuh; innal laaha baalighu amrih; qad ja`alal laahu likulli shai`in qadraa
📖 Türkçe Anlam
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • يَرْزُقْهُ: Onu rızıklandırır.
  • مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ: Hesap etmediği, aklına gelmeyen yerden.
  • يَتَوَكَّلْ: Güvenir, dayanır, işini Allah'a havale eder.
  • حَسْبُهُ: Ona yeter, kâfidir.
  • بَالِغُ أَمْرِهِ: Emrini yerine getirendir, hükmünü mutlaka icra edendir.
  • قَدْرًا: Bir ölçü, bir takdir, bir sınır.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, Allah'a karşı gelmekten sakınan kullarına verilen ilahî müjdenin devamıdır. Yüce Allah, kendisinden korkup emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan kimseye iki büyük ikramda bulunacağını vaat eder: Birincisi, ona içinden çıkılmaz görünen her darlıktan bir çıkış yolu lütfeder. İkincisi ise, onu hiç beklemediği, aklına bile gelmeyecek yerlerden rızıklandırır. İnsan, daraldığı anda yalnızca bildiği ve alıştığı sebeplere bakar; fakat Allah'ın hazinesi sınırsızdır. Kul, kapıların tamamının kapandığını zannettiği bir anda, Rabbinin kudretiyle hiç ummadığı bir kapıdan rızka kavuşur. Bu, Allah'a güvenen ve O'na teslim olan kimse için büyük bir müjdedir.

Ayetin devamında ise bu güzel haslet daha da pekiştirilir: "Kim Allah'a tevekkül ederse, O ona yeter." Tevekkül, tembellik etmek değil; sebeplere sarıldıktan sonra sonucu Allah'a havale etmek, kalbi O'na bağlamak ve O'ndan başkasından bir şey beklememektir. Böyle bir kulun kalbine Allah, huzur ve güven verir; onu her türlü korku ve endişeden emin kılar. Çünkü kul, kendisini koruyacak, rızkını verecek ve işlerini yoluna koyacak bir vekil bulmuştur ki o vekil, göklerin ve yerin Rabbi'dir.

Sonra Yüce Allah, kudretinin mutlak olduğunu bildirir: "Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir." O'nun hükmünü engelleyecek hiçbir güç yoktur. O, bir şeyi dilediğinde ona "ol" der, o da oluverir. Hiçbir şey O'nu aciz bırakamaz, hiçbir istek O'na gizli kalmaz. Bu, tevekkül eden kul için en büyük güvencedir.

Ayet, şu muhteşem cümleyle sona erer: "Allah, her şey için bir ölçü (kader) kılmıştır." Yani her şeyin bir vakti, bir sınırı ve bir takdiri vardır. Darlığın da bir sonu vardır, genişliğin de. Sıkıntı sonsuza dek sürmez; tıpkı bolluğun da kalıcı olmadığı gibi. Bu, müminin kalbini ferahlatır; çünkü bilir ki içinde bulunduğu zorluk, Allah'ın takdir ettiği bir süreye kadardır ve o süre dolduğunda ferahlık gelecektir.

Sevgili kardeşim! Bu ayet, sana şunu öğretiyor: Allah'a güvenen asla yalnız değildir. Senin rızkını veren, seni darlıktan çıkaran ve sana yeten bir Rabbin var. O halde O'na güven, O'na dayan ve O'ndan ümidini kesme. Unutma ki Allah'ın rahmeti, senin hesabının çok ötesindedir. O, seni hiç beklemediğin bir kapıdan rızıklandırabilir, hiç ummadığın bir anda ferahlık verebilir. Yeter ki sen, O'na olan bağlılığını koru ve takva üzere ol. Allah'ın vaadi haktır ve O, vaadinden asla dönmez.

🎧 Dinle

📜 Ayet 1-5 — Talâk

1يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ إِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَأَحْصُوا الْعِدَّةَ ۖ وَاتَّقُوا اللَّهَ رَبَّكُمْ ۖ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِن بُيُوتِهِنَّ وَلَا يَخْرُجْنَ إِلَّا أَن يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ ۚ وَتِلْكَ حُدُودُ اللَّهِ ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ اللَّهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُ ۚ لَا تَدْرِي لَعَلَّ اللَّهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذَٰلِكَ أَمْرًا
Ey Peygamber! Kadınları boşayacağınızda, onları, iddetlerini gözeterek boşayın ve iddeti sayın; Rabbiniz olan Allah'tan sakının; onları, apaçık bir hayasızlık yapmaları hali bir yana evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz, kendine yazık etmiş olur. Bilmezsin, olur ki, Allah bunun ardından bir hal meydana getirir.
2فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ۚ ذَٰلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ۚ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.
3وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ ۚ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ ۚ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ ۚ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْرًا
Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun, ya da onlardan ayrılın; içinizden de iki adil şahit getirin; şahidliği Allah için yapın; işte bu, Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir.
4وَاللَّائِي يَئِسْنَ مِنَ الْمَحِيضِ مِن نِّسَائِكُمْ إِنِ ارْتَبْتُمْ فَعِدَّتُهُنَّ ثَلَاثَةُ أَشْهُرٍ وَاللَّائِي لَمْ يَحِضْنَ ۚ وَأُولَاتُ الْأَحْمَالِ أَجَلُهُنَّ أَن يَضَعْنَ حَمْلَهُنَّ ۚ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مِنْ أَمْرِهِ يُسْرًا
Kadınlarınızdan ay hali görmekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; gebe olanların iddeti, doğurmaları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolaylık verir.
5ذَٰلِكَ أَمْرُ اللَّهِ أَنزَلَهُ إِلَيْكُمْ ۚ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُعْظِمْ لَهُ أَجْرًا
Bu, Allah'ın size indirmiş olduğu buyruğudur. Kim Allah'ın buyruğuna karşı gelmekten sakınırsa, O, onun kötülüklerini örter, ecrini büyültür.
TalâkKuran Fihrist
12Ayet
MedeniRevelation
3Ayet

Meal — Talâk 3

Sure Talâk Ayet 3 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kadınların iddet süreleri biteceğinde, onları ya uygun bir şekilde alıkoyun,…

Sure Ayet 3/12 — Talâk الطلاق (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Talâk Dinle, Talâk Meal, Talâk mp3, Talâk pdf. Ayet 1–5. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler