Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Sadakât: Zekâtlar, farz olan malların verildiği yerler.
- Fukarâ: Hiçbir şeye sahip olmayan, şiddetli ihtiyaç sahipleri.
- Mesâkîn: Geçimini sağlayacak kadar mala sahip olmayan, ihtiyaç içinde olanlar.
- Âmilîn: Zekât toplama ve dağıtma işiyle görevlendirilen memurlar.
- Müellefe-i kulûb: Kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenler.
- Rikâb: Köleler ve özgürlüğüne kavuşmak isteyen mükâtep köleler.
- Gârimîn: Borç yükü altında ezilen, borcunu ödeyemeyenler.
- İbnü’s-sebîl: Yolculukta malı tükenen, memleketine dönemeyen yolcu.
Tefsir:
Bu mübarek ayet, Allah’ın farz kıldığı zekâtın nerelere harcanacağını açıkça beyan etmektedir. Zekât, yalnızca Allah’ın belirlediği bu sekiz sınıfa verilir; bunun dışında bir yere sarf edilmesi caiz değildir. Bu, Allah’ın kesin bir emri ve koyduğu bir sınırdır.
Öncelikle zekât, fukarâ denilen hiçbir mala sahip olmayan ve geçimini sağlayamayan kimselere verilir. Ardından mesâkîn denilen, bir işi veya geliri olduğu halde bu geliri ihtiyaçlarını karşılamaya yetmeyen, hali dışarıdan pek fark edilmeyen yoksullara verilir. Bu iki sınıf, zekâtın en öncelikli ve en temel alıcılarıdır.
Zekâtın bir kısmı da âmilîn denilen, devletin zekâtı toplamak, muhafaza etmek ve dağıtmakla görevlendirdiği memurlara verilir. Onlar bu işi yaptıkları için emeklerinin karşılığı olarak kendilerine pay ayrılır. Ayrıca müellefe-i kulûb denilen, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenen, Müslüman olması veya imanı güçlenmesi umulan ya da şerrinden korunmak için kendilerine iyilik yapılan kimselere de zekâttan verilir.
Zekât, rikâb yani kölelerin özgürlüğüne kavuşturulması için de kullanılır. Mükâtep kölelerin özgürlük bedellerinin ödenmesine yardımcı olunur. Yine gârimîn denilen, borç yükü altında ezilen, borcunu ödeyemeyen kimselerin borçları bu fondan karşılanır. Ancak bu borcun israf ve günah sebebiyle değil, meşru bir ihtiyaçtan doğmuş olması gerekir.
Zekâtın bir kısmı da sebilullah yani Allah yolunda cihad eden, savaşan ve bu uğurda malı mülkü olmayan gazilere verilir. Son olarak ibnü’s-sebîl denilen, yolculuk sırasında parası tükenen ve memleketine dönemeyen yolculara yardım edilir.
Bu sayılan sekiz sınıf, Allah’ın zekât için belirlediği sınırlardır. Bu, Allah’tan bir fariza yani kesin bir emirdir. Allah, kullarının maslahatını en iyi bilendir; hikmet sahibidir ve her şeyi yerli yerine koyar. Bu ayet, Müslümanların mallarında ihtiyaç sahiplerinin hakkı olduğunu ve bu hakkın adaletle, hikmetle dağıtılması gerektiğini öğretir. Zekât, sadece bir malî ibadet değil; toplumda kardeşlik, dayanışma ve merhamet duygularını güçlendiren, zengin ile fakir arasındaki uçurumu kapatan ilahî bir rahmet kapısıdır. Bu kapıyı aralayanlar, dünyada huzur ve bereket, ahirette ise Allah’ın rızasını kazanırlar. Unutmayalım ki malımızın gerçek sahibi Allah’tır; bizler sadece emanetçiyiz ve bu emaneti O’nun emrettiği şekilde paylaşmakla yükümlüyüz.
📜 Ayet 58-62 — Tevbe Suresi
Meal — Tevbe 60
Tevbe Suresi Ayet 60 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Zekatlar; Allah'tan bir farz olarak yoksullara, düşkünlere, onu toplayan memurlara,…Sûre Ayet 60/129 — Tevbe Suresi التوبة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tevbe Suresi Dinle, Tevbe Suresi Meal, Tevbe Suresi mp3, Tevbe Suresi pdf. Ayet 58–62. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler









