Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ: Meleklerin canlarını alması, ruhlarını kabzetmesi.
- ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ: Kendilerine zulmedenler (küfür diyarında kalıp hicreti terk ederek).
- مُسْتَضْعَفِينَ: Zayıf ve aciz bırakılmışlar, ellerinden bir şey gelmeyenler.
- فِيمَ: Hangi şey üzerinde, ne halde idiniz?
- مَأْوَاهُمْ: Onların varıp duracakları yer, sığınakları.
- مَصِيرًا: Dönüş yeri, akıbet.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, iman ettikleri halde hicret etmeyip küfür diyarında kalan ve bu yüzden kendilerine zulmeden kimseleri konu edinir. Onlar, Mekke'de Müslüman olmuşlar ancak hicret farz olduğu halde yerlerinde kalmışlar, hatta Bedir savaşında müşriklerin safında yer alıp onlarla birlikte savaşmışlar ve öldürülmüşlerdir.
Melekler, canlarını alırken onlara azarlayıcı bir dille şöyle der: "Siz ne haldeydiniz? Dininiz için ne yaptınız? Müslüman olduğunuz halde neden müşriklerle birlikte oldunuz?" Onlar da mazeret olarak şöyle cevap verirler: "Biz yeryüzünde zayıf bırakılmış kimselerdik; ne bir gücümüz ne de bir çaremiz vardı. Baskı ve zulüm karşısında acizdik, hicret edemedik."
Bunun üzerine melekler onların bu mazeretini kabul etmez ve şöyle der: "Allah'ın yeryüzü geniş değil miydi? Orada hicret edip dininizi yaşayabileceğiniz, güven içinde olacağınız başka bir yere göç edemez miydiniz?" Yani mazeretleri geçersizdir; çünkü onlar gerçekten aciz değillerdi, sadece hicretin zorluğuna katlanmak istemediler.
İşte bu kimselerin varacakları yer Cehennem'dir. Bu, ne kötü bir dönüş yeridir! Onlar, iman ettiklerini söyledikleri halde küfür diyarında kalıp müşriklerle birlikte oldukları için bu azabı hak etmişlerdir.
Ders ve İbret:
Bu âyet, Müslümanlara çok önemli bir ders verir: İman sadece dille söylemekten ibaret değildir. Kişi, dinini yaşayamadığı ve Allah'a kulluk edemediği bir yerde kalmamalıdır. Eğer bir yerde dinini yaşayamıyor, baskı ve zulüm görüyorsa, hicret etmekle yükümlüdür. Allah'ın yeryüzü geniştir; kişi dinini rahatça yaşayabileceği bir yere göç edebilir.
Bugün de Müslümanlar için bu ders geçerlidir. Dinimizi yaşayamadığımız, ibadetlerimizi kısıtlayan, bizi inancımızdan uzaklaştıran ortamlarda kalmak bize yakışmaz. Allah'ın rızasını kazanmak için gerektiğinde fedakârlık yapmalı, hicret etmeyi göze almalıyız. Unutmayalım ki dünyadaki geçici sıkıntılar, ahiretteki ebedi azaba tercih edilmelidir.
Allah'ın rahmeti geniştir; kim samimi olarak hicret ederse, Allah ona dünyada güzel bir yer ve ahirette büyük bir mükâfat verir. Rabbimiz buyuruyor: "Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer ve genişlik bulur." (Nisâ, 100). Öyleyse dinimiz için fedakârlık yapmaktan korkmayalım; çünkü Allah'ın yardımı, samimi kullarının yanındadır.
📜 Ayet 95-99 — Nisâ
Meal — Nisâ 97
Sure Nisâ Ayet 97 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız…Sure Ayet 97/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 95–99. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










