A'râf · 159/206
Meal Okunuş — A'râf
وَمِن قَوۡمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ  ۝١٥٩
Wa min qawmi Moosaaa ummatuny yahdoona bilhaqqi wa bihee ya`diloon
📖 Türkçe Anlam
Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ümmet: Topluluk, cemaat, bir araya gelmiş insan grubu.
  • Yehdûne: Doğru yolu gösterirler, hidayete erdirirler, rehberlik ederler.
  • Bi’l-hakk: Hak ile, doğru ile, gerçek ile.
  • Ya’dilûn: Adaletle hükmederler, insaflı davranırlar, zulmetmezler.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, İsrailoğulları’nın tamamının dalalet içinde olmadığını, içlerinden hak üzere dosdoğru yürüyen, adaleti ayakta tutan müstesna bir topluluğun bulunduğunu haber veriyor. Cenab-ı Hak, bu ayetle bizlere önemli bir hakikati öğretiyor: Bir toplumun içinde yaşanan sapkınlıklar, o toplumun tamamını yargılamamıza gerekçe olmamalıdır. Her toplumda, tıpkı bir kandil gibi karanlığı aydınlatan, hakikatin peşinden giden ve insanları doğruya çağıran salih kullar bulunur.

Bu topluluk, yalnızca kendileri doğru yolda olmakla yetinmemişler; aynı zamanda başkalarını da hakka davet etmişlerdir. “Yehdûne bi’l-hakk” ifadesi, onların sadece sözle değil, hâl ve davranışlarıyla da insanlara örnek olduklarını, hidayet rehberliği yaptıklarını gösterir. Onlar, Kur’an’ın ifadesiyle “hakka davet eden” ve “adaletle hükmeden” kimselerdir.

“Ve bihî ya’dilûn” cümlesi ise onların adalet vasfını öne çıkarır. Aralarında hüküm verirken, bir anlaşmazlığı çözerken, bir hak sahibinin hakkını teslim ederken asla zulmetmezler; hep hakkaniyetle, insafla ve dosdoğru bir şekilde davranırlar. Onlar için kişisel menfaatler, akrabalık bağları veya düşmanlık duyguları asla adaletin önüne geçmez.

Bu ayet, biz Müslümanlara da çok önemli bir mesaj verir: İçinde yaşadığımız toplum ne kadar bozulmuş olursa olsun, bizler hak üzere sabit kadem olmalı, doğruyu söylemekten ve adaleti uygulamaktan asla vazgeçmemeliyiz. Belki de o toplumun kurtuluşu, içindeki bu salih topluluğun varlığına bağlıdır. Rabbimiz, bizleri de bu müstesna topluluktan eylesin, hakka davet eden ve adaletle hükmeden kullarından olmayı nasip etsin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 157-161 — A'râf

157ٱلَّذِينَ يَتَّبِعُونَ ٱلرَّسُولَ ٱلنَّبِيَّ ٱلۡأُمِّيَّ ٱلَّذِي يَجِدُونَهُۥ مَكۡتُوبًا عِندَهُمۡ فِي ٱلتَّوۡرَىٰةِ وَٱلۡإِنجِيلِ يَأۡمُرُهُم بِٱلۡمَعۡرُوفِ وَيَنۡهَىٰهُمۡ عَنِ ٱلۡمُنكَرِ وَيُحِلُّ لَهُمُ ٱلطَّيِّبَٰتِ وَيُحَرِّمُ عَلَيۡهِمُ ٱلۡخَبَٰٓئِثَ وَيَضَعُ عَنۡهُمۡ إِصۡرَهُمۡ وَٱلۡأَغۡلَٰلَ ٱلَّتِي كَانَتۡ عَلَيۡهِمۡۚ فَٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ بِهِۦ وَعَزَّرُوهُ وَنَصَرُوهُ وَٱتَّبَعُواْ ٱلنُّورَ ٱلَّذِيٓ أُنزِلَ مَعَهُۥٓ أُوْلَٰٓئِكَ هُمُ ٱلۡمُفۡلِحُونَ 
"Bu dünyada ve ahirette bizim için güzel olanı yaz; biz Sana yöneldik" dedi. Allah: "Azabıma dilediğim kimseyi uğratırım, rahmetim herşeyi kaplamıştır; bunu Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, zekat verenlere, ayetlerimize inanıp, yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı buldukları, okuyup yazması olmayan peygambere uyanlara yazacağız. O peygamber, onlara, uygun olanı emreder ve fenalıktan meneder, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılar, onların ağır yüklerini indirir, zor tekliflerini hafifletir. Bu peygambere inanan, hürmet eden, yardım eden, onunla gönderilen nura uyanlar yok mu? İşte onlar saadete erenlerdir" dedi.
158قُلۡ يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّاسُ إِنِّي رَسُولُ ٱللَّهِ إِلَيۡكُمۡ جَمِيعًا ٱلَّذِي لَهُۥ مُلۡكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلۡأَرۡضِۖ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحۡيِۦ وَيُمِيتُۖ فَـَٔامِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِ ٱلنَّبِيِّ ٱلۡأُمِّيِّ ٱلَّذِي يُؤۡمِنُ بِٱللَّهِ وَكَلِمَٰتِهِۦ وَٱتَّبِعُوهُ لَعَلَّكُمۡ تَهۡتَدُونَ 
De ki: "Ey insanlar! Doğrusu ben, göklerin ve yerin hükümranı, O'ndan başka tanrı bulunmayan, dirilten ve öldüren Allah'ın, hepiniz için gönderdiği peygamberiyim. Allah'a ve okuyup yazması olmayan, haber getiren peygamberine -ki o da Allah'a ve sözlerine inanmıştır- inanın; ona uyun ki doğru yolu bulasınız."
159وَمِن قَوۡمِ مُوسَىٰٓ أُمَّةٌ يَهۡدُونَ بِٱلۡحَقِّ وَبِهِۦ يَعۡدِلُونَ 
Musa'nın milletinden bir topluluk hakkı gösterirler ve onunla hükmederlerdi.
160وَقَطَّعۡنَٰهُمُ ٱثۡنَتَيۡ عَشۡرَةَ أَسۡبَاطًا أُمَمًاۚ وَأَوۡحَيۡنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ إِذِ ٱسۡتَسۡقَىٰهُ قَوۡمُهُۥٓ أَنِ ٱضۡرِب بِّعَصَاكَ ٱلۡحَجَرَۖ فَٱنۢبَجَسَتۡ مِنۡهُ ٱثۡنَتَا عَشۡرَةَ عَيۡنًاۖ قَدۡ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشۡرَبَهُمۡۚ وَظَلَّلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡغَمَٰمَ وَأَنزَلۡنَا عَلَيۡهِمُ ٱلۡمَنَّ وَٱلسَّلۡوَىٰۖ كُلُواْ مِن طَيِّبَٰتِ مَا رَزَقۡنَٰكُمۡۚ وَمَا ظَلَمُونَا وَلَٰكِن كَانُوٓاْ أَنفُسَهُمۡ يَظۡلِمُونَ 
Biz İsrailoğullarını oymaklar halinde on iki topluluğa ayırdık. Milleti Musa'dan su isteyince ona: "Asanla taşa vur" diye bildirdik; ondan on iki pınar fışkırdı. Herkes içeceği yeri öğrendi. Bulutla üzerlerine gölge yaptık, onlara kudret helvası ve bıldırcın indirdik, "Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin" dedik. Onlar, karşı gelmekle, Bize değil kendilerine zulmediyorlardı.
161وَإِذۡ قِيلَ لَهُمُ ٱسۡكُنُواْ هَٰذِهِ ٱلۡقَرۡيَةَ وَكُلُواْ مِنۡهَا حَيۡثُ شِئۡتُمۡ وَقُولُواْ حِطَّةٌ وَٱدۡخُلُواْ ٱلۡبَابَ سُجَّدًا نَّغۡفِرۡ لَكُمۡ خَطِيٓـَٰٔتِكُمۡۚ سَنَزِيدُ ٱلۡمُحۡسِنِينَ 
Onlara: "Şu şehirde oturun, dilediğiniz gibi yiyip için, "affet!" deyin ve secde ederek kapısından girin; Biz de yanılmalarınızı bağışlarız. İyi davrananlara daha da artıracağız" denmişti.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
159Ayet

Meal — A'râf 159

Sure Ayet 159/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 157–161. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler