Sure Zâriyât
PDF —
Built right in your browser — download starts automatically
Sure Zâriyât pdf — İndir (Türkçe)
Sure Zâriyât pdf Türkçe — İndir Sure Zâriyât Meal. Zâriyât (Mekki) 60 Ayet.
Related
- Zâriyât MealTürkçe
- Zâriyât mp3Dinle
- Quran Index Türkçe114
More Sure PDF
Sure Zâriyât

ﯤﯥﯦ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﯧﯨﯩ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﯪﯫﯬ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﯭﯮﯯ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﯰﯱﯲﯳ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﯴﯵﯶﯷ
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
ﭑﭒﭓﭔ
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
ﭕﭖﭗﭘﭙ
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
ﭚﭛﭜﭝﭞ
Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.
ﭟﭠﭡ
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
ﭢﭣﭤﭥﭦﭧ
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
ﭨﭩﭪﭫﭬ
İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹﭺ
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
ﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋ
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒ
Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
ﮓﮔﮕﮖ
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
ﮗﮘﮙﮚﮛﮜ
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
ﮝﮞﮟﮠﮡ
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
ﮢﮣﮤﮥﮦﮧ
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
ﮨﮩﮪﮫﮬﮭ
Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
ﮮﮯﮰﮱﯓﯔﯕﯖﯗﯘ
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
ﯙﯚﯛﯜﯝﯞﯟ
İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
ﯠﯡﯢﯣﯤﯥﯦﯧﯨﯩﯪ
Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
ﯫﯬﯭﯮﯯﯰﯱ
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
ﯲﯳﯴﯵﯶﯷ
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
ﯸﯹﯺﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂﰃ
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
ﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌﰍ
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
ﰎﰏﰐﰑﰒﰓﰔﰕﰖﰗ
Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗ
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
ﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤ
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
ﭥﭦﭧﭨﭩ
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
ﭪﭫﭬﭭﭮﭯﭰ
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
ﭱﭲﭳﭴﭵﭶﭷﭸ
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
ﭹﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀ
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
ﮁﮂﮃﮄﮅﮆﮇﮈﮉ
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
ﮊﮋﮌﮍﮎﮏﮐ
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
ﮑﮒﮓﮔﮕﮖﮗﮘ
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
ﮙﮚﮛﮜﮝﮞﮟﮠ
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
ﮡﮢﮣﮤﮥﮦﮧﮨﮩﮪ
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
ﮫﮬﮭﮮﮯﮰﮱﯓﯔ
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
ﯕﯖﯗﯘﯙﯚﯛﯜﯝ
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
ﯞﯟﯠﯡﯢﯣﯤﯥ
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
ﯦﯧﯨﯩﯪﯫﯬﯭﯮﯯ
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
ﯰﯱﯲﯳﯴﯵ
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
ﯶﯷﯸﯹﯺ
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
ﯻﯼﯽﯾﯿﰀﰁﰂ
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
ﰃﰄﰅﰆﰇﰈﰉﰊﰋﰌ
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
ﰍﰎﰏﰐﰑﰒﰓﰔﰕﰖﰗﰘﰙ
"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
ﭑﭒﭓﭔﭕﭖﭗﭘﭙﭚﭛﭜﭝﭞ
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
ﭟﭠﭡﭢﭣﭤﭥﭦ
Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
ﭧﭨﭩﭪﭫﭬ
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
ﭭﭮﭯﭰﭱﭲ
Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
ﭳﭴﭵﭶﭷﭸﭹ
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
ﭺﭻﭼﭽﭾﭿﮀﮁﮂﮃ
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
ﮄﮅﮆﮇﮈﮉﮊﮋ
Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.
ﮌﮍﮎﮏﮐﮑﮒﮓﮔﮕ
Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.
ﮖﮗﮘﮙﮚﮛﮜﮝ
Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!
Bizim için dua et, teşekkürler









