Kehf · 29/110
Meal Okunuş — Kehf
وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَاءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا ۝٢٩
Wa qulil haqqu mir Rabbikum faman shaaa`a falyu minw wa man shaaa`a falyakfur; innaaa a`tadnaa lizzaalimeena Naaran ahaata bihim suraadiquhaa; wa iny yastagheesoo yaghaasoo bimaaa`in kalmuhli yashwil wujooh` bi`sash-sharaab; wa saaa`at murtafaqaa
📖 Türkçe Anlam
De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • El-Hakk: Kesin doğru, gerçek olan, şüphe götürmeyen söz ve din.
  • A'tednâ: Hazırladık, hazır ettik.
  • Surâdik: Çadırın veya binanın etrafını çevreleyen perde, duvar; ateşin etrafını saran alev duvarı.
  • El-Mühl: Erimiş maden, katran, kan ve irin karışımı gibi koyu ve aşırı sıcak sıvı.
  • Yeşvi'l-vücûh: Yüzleri yakıp kavurur, pişirir.
  • Mürtefeka: Oturulacak, dayanılacak yer; konaklama yeri, sığınak.

Tefsir:

Resûlüm! O gaflet içinde yüzen, kalpleri dünya meşgalesiyle katılaşmış kimselere açıkça söyle: "Bu sana getirdiğim şey, benim uydurmam değildir. Bu, Rabbinizden gelen kesin gerçeğin ta kendisidir." Artık onlara baskı yapmak, zorla iman ettirmek sana düşmez. Yol gösterildi, doğru ile yanlış birbirinden ayrıldı. Artık kim iman etmeyi isterse, kendi iyiliği için iman etsin; kim de inkâr etmeyi seçerse, bilsin ki bu seçimiyle yalnızca kendi nefsine zulmetmiş olur. Bu bir tehdit ve uyarıdır: Sakın onların isteği üzerine müminleri yanından kovma; bu davette taviz yoktur.

Ey insan! Bu seçimin sonucu çok ağırdır. Biz, kendilerine zulmederek küfrü tercih edenler için öyle bir ateş hazırladık ki, onun alev duvarı her taraftan onları kuşatmıştır. Kaçacak hiçbir delik, sığınacak hiçbir yer bulamazlar. Orada susuzluktan dermanları tükenir, imdat istemeye başlarlar. İşte o anda kendilerine, erimiş maden gibi koyu ve kaynar bir su ile yardım edilir. Bu su o kadar yakıcıdır ki, daha ağızlarına ulaşmadan yüzlerini kavurur, derilerini pişirir. Ne kötü bir içecektir o! Susuzluğu gidermez, aksine bağırsakları parçalar. Ve ne kötü bir konaklama yeridir o ateş! Ne kötü bir dayanak, ne kötü bir sığınaktır!

Bu ayet, Allah'ın rahmetinin kapısının ardına kadar açık olduğunu, ancak kişinin kendi tercihiyle bu kapıyı kapatabileceğini gösterir. Ey Müslüman! Sen bu dünyada özgür iradenle bir yol seçiyorsun. Ama unutma ki, bu seçimin sonsuz bir hayatın başlangıcıdır. İman, sadece bir kelimeyi söylemek değil; onu kalben tasdik edip hayatına yön vermektir. Bu dünyada bir anlık zevk için ebedi bir azabı seçmek, akıl kârı değildir. Allah'ın rahmeti geniştir, ama adaleti de kesindir. O halde nefsine zulmetme; bu çağrıya kulak ver, imanın huzurunu ve güvenini seç. Çünkü gerçek kurtuluş, ancak bu dünyada doğruyu seçip ahiretini mamur edenlerindir. Unutma ki, o gün pişmanlık fayda vermeyecek; bugün ise tövbe kapısı hâlâ açıktır. Rabbine dön, O'nun affına sığın; çünkü O, tövbe edenleri sever ve bağışlar.

🎧 Dinle

📜 Ayet 27-31 — Kehf

27وَاتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِ مُلْتَحَدًا
Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.
28وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.
29وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَاءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا
De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!
30إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا
İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!
31أُولَٰئِكَ لَهُمْ جَنَّاتُ عَدْنٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهِمُ الْأَنْهَارُ يُحَلَّوْنَ فِيهَا مِنْ أَسَاوِرَ مِن ذَهَبٍ وَيَلْبَسُونَ ثِيَابًا خُضْرًا مِّن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَّكِئِينَ فِيهَا عَلَى الْأَرَائِكِ ۚ نِعْمَ الثَّوَابُ وَحَسُنَتْ مُرْتَفَقًا
İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
29Ayet

Meal — Kehf 29

Sure Kehf Ayet 29 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz…

Sure Ayet 29/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 27–31. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler