Kehf · 28/110
Meal Okunuş — Kehf
وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا ۝٢٨
Wasbir nafsaka ma`al lazeena yad`oona Rabbahum bilghadaati wal`ashiyyi yureedoona Wajhahoo wa laa ta`du `aynaaka `anhum tureedu zeenatal hayaatid dunyaa wa laa tuti` man aghfalnaa qalbahoo `an zikrinaa wattaba`a hawaahu wa kaana amruhoo furutaa
📖 Türkçe Anlam
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • اصْبِرْ نَفْسَكَ: Nefsini tut, sabret, kendini zorla ve onları terk etme.
  • الْغَدَاةِ: Sabah vakti.
  • الْعَشِيِّ: Akşam vakti, günün sonu.
  • يُرِيدُونَ وَجْهَهُ: O’nun rızasını, yüzünü (Allah’ın hoşnutluğunu) kastediyorlar.
  • لَا تَعْدُ عَيْنَاكَ: Gözlerin onlardan başkasına kaymasın, onları aşmasın.
  • أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ: Kalbini gaflete düşürdüğümüz, zikrimizden uzaklaştırdığımız kimse.
  • فُرُطًا: Aşırılık, israf, ziyan, boşa gitmiş iş.

Tefsir:

Ey Nebî! Sen, Allah’a yönelen, sabah akşam Rablerine dua eden, O’nun rızasından başka hiçbir şey gözetmeyen o mütevazı, yoksul ama iman dolu sahabelerinle beraber olmaya devam et. Nefsini onlarla birlikte olmaya zorla, onlardan ayrılma. Onların meclisi, dünyanın gösterişli köşklerinden, süslü sofralarından çok daha değerlidir. Çünkü onlar, kalpleriyle Allah’a bağlanmış, dilleriyle O’nu zikreden, gözleriyle O’nun rahmetini bekleyen sadık kullardır.

Sakın gözlerini onlardan ayırıp da dünya hayatının süsüne, zenginlerin ihtişamına, mevki ve makam sahiplerinin cazibesine kapılma. Onları hor görme, yanından uzaklaştırma. Çünkü Allah katında değer, mal ve makamla değil; takva ve ihlasla ölçülür.

Bir de sakın, kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, hevasını (nefsinin arzularını) ilah edinmiş, işleri tamamen ziyan ve aşırılık içinde olan kimselere uyma. Onlar, sana “Şu fakirleri yanından kov, biz gelelim” derler. Onların sözüne kulak asma. Çünkü onlar, dünyalık için imanı satan, ahireti unutan, ömürlerini boşa harcayan kimselerdir. Onların dostluğu sana zarar verir, seni Allah’tan uzaklaştırır.

Bu ayet, müminlere şu dersi verir: Kiminle oturup kalktığın, senin kalbini şekillendirir. Salih kardeşlerle beraberlik, kalbi nurlandırır; gafillerle beraberlik ise kalbi karartır. Sen, Allah’ı ananlarla beraber ol ki, senin de kalbin O’nun zikriyle dirilsin. Dünyanın geçici süsüne aldanma; asıl olan, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Unutma ki, kıyamet gününde seni kurtaracak olan ne malın ne de makamındır; ancak temiz kalbin ve salih amellerindir.

Bu ayet, aynı zamanda Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) bir teselli ve talimdir. O’na diyor ki: “Sen, Allah’ın sevdiği kullarla beraber ol. Onlar, dünyada hor görülseler de, Allah katında azizdirler. Onları yanından ayırma; çünkü onlar, senin gerçek dostlarındır.”

Mümin kardeşim! Sen de bu ayetten kendine pay çıkar: İçinde bulunduğun meclisleri seçerken, orada Allah’ın zikredilip edilmediğine bak. Seni Allah’tan uzaklaştıran, hevasına uyan, dünyaya dalan kimselerle oturup kalkma. Salihlerle beraber ol ki, kalbin huzur bulsun, imanın artsın ve Allah’ın rızasına ulaşasın. Çünkü gerçek kurtuluş, ancak Allah’ın rızasını kazanmakla mümkündür.

🎧 Dinle

📜 Ayet 26-30 — Kehf

26قُلِ اللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثُوا ۖ لَهُ غَيْبُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۖ أَبْصِرْ بِهِ وَأَسْمِعْ ۚ مَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَلِيٍّ وَلَا يُشْرِكُ فِي حُكْمِهِ أَحَدًا
De ki: "Onların ne kadar kaldıklarını en iyi Allah bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O, ne mükemmel görendir! O ne mükemmel işitendir! İnsanların O'ndan başka dostu yoktur. O, hiç kimseyi hükümranlığa ortak kılmaz."
27وَاتْلُ مَا أُوحِيَ إِلَيْكَ مِن كِتَابِ رَبِّكَ ۖ لَا مُبَدِّلَ لِكَلِمَاتِهِ وَلَن تَجِدَ مِن دُونِهِ مُلْتَحَدًا
Rabbinin Kitap'ından sana vahyolunanı oku; O'nun sözlerini değiştirecek yoktur. O'ndan başka bir sığınılacak da bulamazsın.
28وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذِينَ يَدْعُونَ رَبَّهُم بِالْغَدَاةِ وَالْعَشِيِّ يُرِيدُونَ وَجْهَهُ ۖ وَلَا تَعْدُ عَيْنَاكَ عَنْهُمْ تُرِيدُ زِينَةَ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَلَا تُطِعْ مَنْ أَغْفَلْنَا قَلْبَهُ عَن ذِكْرِنَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ وَكَانَ أَمْرُهُ فُرُطًا
Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de sabret. Dünya hayatının güzelliklerini isteyerek gözlerini o kimselerden ayırma. Bizi anmasını kendisine unutturduğumuz ve işinde aşırı giderek hevesine uyan kimseye uyma.
29وَقُلِ الْحَقُّ مِن رَّبِّكُمْ ۖ فَمَن شَاءَ فَلْيُؤْمِن وَمَن شَاءَ فَلْيَكْفُرْ ۚ إِنَّا أَعْتَدْنَا لِلظَّالِمِينَ نَارًا أَحَاطَ بِهِمْ سُرَادِقُهَا ۚ وَإِن يَسْتَغِيثُوا يُغَاثُوا بِمَاءٍ كَالْمُهْلِ يَشْوِي الْوُجُوهَ ۚ بِئْسَ الشَّرَابُ وَسَاءَتْ مُرْتَفَقًا
De ki: "Gerçek Rabbinizdendir." Dileyen inansın, dileyen inkar etsin. Şüphesiz zalimler için, duvarları çepeçevre onları içine alacak bir ateş hazırlamışızdır. Onlar yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su kendilerine sunulur. Bu ne kötü bir içecek ve cehennem ne kötü bir duraktır!
30إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ إِنَّا لَا نُضِيعُ أَجْرَ مَنْ أَحْسَنَ عَمَلًا
İyi hareket edenin ecrini zayi etmeyiz. Doğrusu, inanıp yararlı iş yapanlara, işte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bilezikler takınırlar, ince ve kalın ipekliden yeşil elbiseler giyerek tahtları üzerinde otururlar. Ne güzel bir mükafat ve ne güzel yaslanacak yer!
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
28Ayet

Meal — Kehf 28

Sure Kehf Ayet 28 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Sabah akşam Rablerinin rızasını dileyerek O'na yalvaranlarla beraber sen de…

Sure Ayet 28/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 26–30. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler