Ahzâb · 6/73
Meal Okunuş — Ahzâb
النَّبِيُّ أَوْلَىٰ بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ ۖ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ ۗ وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَىٰ أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا ۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا ۝٦
An-Nabiyyu awlaa bil mu`mineena min anfusihim wa azwaajuhoo ummahatuhum wa ulul arbaami ba`duhum awlaa biba`din fee Kitaabil laahi minal mu`meneena wal Muhaajireena illaaa an taf`alooo ilaaa awliyaaa`ikum ma`roofaa; kaana zaalika fil kitaabi mastooraa
📖 Türkçe Anlam
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Evlâ (أَوْلَى): Daha yakın, daha öncelikli, daha layık.
  • Ümmühât (أُمَّهَات): Anneler (çoğul).
  • Ülü'l-erhâm (أُولُو الْأَرْحَامِ): Akraba sahipleri, kan bağı olan yakınlar.
  • Me'rûf (مَعْرُوفًا): İyilik, güzel ve uygun davranış, vasiyet ve yardım.
  • Mestûr (مَسْطُورًا): Yazılmış, takdir edilmiş, Levh-i Mahfuz'da kayıtlı.

Tefsir:

Bu mübarek ayet-i kerime, Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile müminler arasındaki derin ve kutsal bağı, O'nun aile fertlerinin müminler nezdindeki yüce konumunu ve miras hukukundaki ilahi düzenlemeyi bizlere haber vermektedir.

Yüce Allah, Peygamberi'ni müminlere, onların kendi nefislerinden daha yakın ve daha öncelikli kılmıştır. Bu, O'nun (s.a.v.) emir ve yasaklarının, müminlerin kendi arzu ve isteklerinden önce geldiğini; O'nun verdiği hükümlerin, kişinin kendi menfaatine ve hevasına tercih edilmesi gerektiğini ifade eder. Mümin, Allah Resulü'nü canından, malından ve evladından daha çok sevmedikçe, O'nun rehberliğine tam anlamıyla teslim olmadıkça gerçek imanı tadamaz. Bu sevgi ve bağlılık, din ve dünya işlerinin tamamında O'nu (s.a.v.) kendimize en yakın görmemizi gerektirir.

Ayetin devamında, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) pak ve mübarek eşlerinin, müminlerin anneleri olduğu bildirilir. Bu, onlara karşı derin bir saygı ve hürmet beslememizi, onları incitecek her türlü söz ve davranıştan kaçınmamızı emreder. Bu manevi annelik, onlarla evlenmenin ebediyen haram kılınmasını da kapsar. Ancak bu hüküm, onlarla görüşme ve mahremiyet konularında öz anneler gibi olmayı gerektirmez; onlar, diğer mümin kadınlara karşı olduğu gibi hicap (örtünme) esaslarına tabidirler.

Daha sonra Allah Teâlâ, miras konusundaki ilahi düzeni açıklar: Akraba olanlar, Allah'ın Kitabı'nda (hükmünde) birbirlerine, (iman ve hicret kardeşliğiyle bağlı olan) diğer müminlerden ve muhacirlerden daha yakındır. İslam'ın ilk dönemlerinde, Mekke'den hicret edenlerle Medineli Ensar arasında kardeşlik bağı kurulmuş ve bu kardeşlik, miras hakkı doğurmuştu. Ancak bu ayetle birlikte bu uygulama neshedilmiş (yürürlükten kaldırılmış) ve miras, yalnızca kan bağı ve akrabalık esasına dayandırılmıştır. Bununla birlikte Müslümanlara, dostlarına ve yakınlarına vasiyet yoluyla iyilikte bulunmaları, onlara iyilik, yardım ve güzel muamelede bulunmaları serbest bırakılmıştır. Yani akraba olmayan dostlara miras bırakılamaz, ancak vasiyet veya hediye yoluyla iyilik edilebilir.

Bu hükümlerin tamamı, Levh-i Mahfuz'da yazılmış ve takdir edilmiş ezelî bir ilahi planın parçasıdır. Bu da gösteriyor ki, Allah'ın hükümleri asla değişmez, O'nun takdiri her türlü eksiklikten münezzehtir ve kulları için en hayırlı olanı en iyi bilendir.

Bu ayet-i kerime, bizlere üç büyük ders verir: Birincisi, Peygamberimize (s.a.v.) olan sevgimizi ve bağlılığımızı her şeyin üstünde tutmak; ikincisi, O'nun (s.a.v.) mübarek eşlerine karşı edep ve hürmette kusur etmemek; üçüncüsü ise, Allah'ın koyduğu hükümlere, akıl ve heveslerimizi değil, tam bir teslimiyetle itaat etmektir. Rabbimiz, bizleri Peygamberine (s.a.v.) gerçek anlamda ümmet olan, O'nun sünnetine sımsıkı sarılan ve ilahi hükümlere gönülden teslim olan kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 4-8 — Ahzâb

4مَّا جَعَلَ اللَّهُ لِرَجُلٍ مِّن قَلْبَيْنِ فِي جَوْفِهِ ۚ وَمَا جَعَلَ أَزْوَاجَكُمُ اللَّائِي تُظَاهِرُونَ مِنْهُنَّ أُمَّهَاتِكُمْ ۚ وَمَا جَعَلَ أَدْعِيَاءَكُمْ أَبْنَاءَكُمْ ۚ ذَٰلِكُمْ قَوْلُكُم بِأَفْوَاهِكُمْ ۖ وَاللَّهُ يَقُولُ الْحَقَّ وَهُوَ يَهْدِي السَّبِيلَ
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
5ادْعُوهُمْ لِآبَائِهِمْ هُوَ أَقْسَطُ عِندَ اللَّهِ ۚ فَإِن لَّمْ تَعْلَمُوا آبَاءَهُمْ فَإِخْوَانُكُمْ فِي الدِّينِ وَمَوَالِيكُمْ ۚ وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُم بِهِ وَلَٰكِن مَّا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ ۚ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.
6النَّبِيُّ أَوْلَىٰ بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ ۖ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ ۗ وَأُولُو الْأَرْحَامِ بَعْضُهُمْ أَوْلَىٰ بِبَعْضٍ فِي كِتَابِ اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ إِلَّا أَن تَفْعَلُوا إِلَىٰ أَوْلِيَائِكُم مَّعْرُوفًا ۚ كَانَ ذَٰلِكَ فِي الْكِتَابِ مَسْطُورًا
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
7وَإِذْ أَخَذْنَا مِنَ النَّبِيِّينَ مِيثَاقَهُمْ وَمِنكَ وَمِن نُّوحٍ وَإِبْرَاهِيمَ وَمُوسَىٰ وَعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ ۖ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَاقًا غَلِيظًا
Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır.
8لِّيَسْأَلَ الصَّادِقِينَ عَن صِدْقِهِمْ ۚ وَأَعَدَّ لِلْكَافِرِينَ عَذَابًا أَلِيمًا
Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.
AhzâbKuran Fihrist
73Ayet
MedeniRevelation
6Ayet

Meal — Ahzâb 6

Sure Ahzâb Ayet 6 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların…

Sure Ayet 6/73 — Ahzâb الأحزاب (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Ahzâb Dinle, Ahzâb Meal, Ahzâb mp3, Ahzâb pdf. Ayet 4–8. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler