Hucurât · 12/18
Meal Okunuş — Hucurât
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ ۝١٢
Yaaa ayyuhal lazeena aamanuj taniboo kaseeram minaz zanni inna ba`daz zanniismunw wa laa tajassasoo wa la yaghtab ba`dukum ba`daa; a yuhibbu ahadukum any yaakula lahma akheehi maitan fakarih tumooh; wattaqul laa; innal laaha tawwaabur Raheem
📖 Türkçe Anlam
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Zann (الظن): Kesin bilgiye dayanmayan, şüphe ve tahmin üzerine kurulu düşünce.
  • Tecessüs (التجسس): Müslümanların gizli hallerini, kusurlarını ve ayıplarını araştırmak.
  • Gıybet (الغيبة): Bir kimseyi, hoşlanmayacağı bir şekilde, gıyabında (arkasından) anmak.
  • Tevvâb (تواب): Kullarının tövbelerini kabul eden, onlara tövbe nasip eden.
  • Rahîm (رحيم): Kullarına karşı sonsuz merhamet sahibi olan.

Tefsir:

Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne kalpten inanıp, emirlerini hayatınıza geçirenler! Sizleri uyarıyorum: Zannın çoğundan, yani hakkında kesin bir bilgiye sahip olmadığınız konularda Müslüman kardeşleriniz hakkında kötü düşüncelere kapılmaktan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır; özellikle de görünürde salih ve dürüst olan bir kimse hakkında, hiçbir delile dayanmadan beslenen kötü zan, kalbi karartan ve toplumu ifsat eden büyük bir vebaldir. Bu tür zanlar, kardeşlik bağlarını koparır, güven duygusunu yok eder.

Bunun yanı sıra, Müslümanların gizli hallerini, ayıplarını ve kusurlarını araştırmayın. Allah'ın örttüğü şeyleri ortaya çıkarmaya çalışmayın. Unutmayın ki, bir kimsenin gizli kusurunu araştırmak, onu toplum içinde zor duruma düşürmek demektir. Bu da kardeşliğe yakışmaz.

Ve birbirinizin gıybetini yapmayın. Yani bir Müslüman kardeşinizin, hoşlanmayacağı bir şekilde, arkasından konuşmayın. Bu ne kadar çirkin bir davranıştır, biliyor musunuz? Bu, ölmüş kardeşinizin etini yemek gibidir! Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten iğrenip tiksinirsiniz, değil mi? İşte gıybet de aynen böyle iğrenç ve tiksindirici bir fiildir. Öyleyse, bu çirkin davranıştan da tıpkı o eti yemekten tiksindiğiniz gibi kaçının.

Ey iman edenler! Allah'tan korkun. O'nun emirlerine uyun, yasaklarından kaçının. Eğer bu konularda bir kusur işlediyseniz, hemen tövbe edin. Çünkü Allah, tövbeleri kabul eden ve kullarına karşı sonsuz merhamet sahibi olandır. O'nun kapısı her zaman açıktır; O, samimiyetle kendisine yönelen kullarını asla geri çevirmez. Bu büyük müjde, sizleri tövbeye ve güzel ahlaka teşvik etsin. Unutmayın ki, birbirinize karşı beslediğiniz güzel zan, aranızdaki sevgiyi artırır; gıybetten kaçınmak ise toplumunuzu birlik ve beraberlik içinde güçlendirir. Allah'ın rahmeti, tövbe edenleri ve salih amel işleyenleri kuşatacaktır.



📜 Ayet 10-14 — Hucurât

10إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştirler; öyle ise dargın olan kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın.
11يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِّن قَوْمٍ عَسَىٰ أَن يَكُونُوا خَيْرًا مِّنْهُمْ وَلَا نِسَاءٌ مِّن نِّسَاءٍ عَسَىٰ أَن يَكُنَّ خَيْرًا مِّنْهُنَّ ۖ وَلَا تَلْمِزُوا أَنفُسَكُمْ وَلَا تَنَابَزُوا بِالْأَلْقَابِ ۖ بِئْسَ الِاسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْإِيمَانِ ۚ وَمَن لَّمْ يَتُبْ فَأُولَٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kadınlar da başka kadınları alaya almasınlar, belki onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın; birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın; inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tevbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
12يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ ۖ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَب بَّعْضُكُم بَعْضًا ۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَن يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُ ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ ۚ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَّحِيمٌ
Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın; kimse kimseyi çekiştirmesin; hangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Ondan tiksinirsiniz; Allah'tan sakının, şüphesiz Allah tevbeleri daima kabul edendir, acıyandır.
13يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَىٰ وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا ۚ إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ ۚ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ
Ey insanlar! Doğrusu Biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir, haberdardır.
14۞ قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا ۖ قُل لَّمْ تُؤْمِنُوا وَلَٰكِن قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ ۖ وَإِن تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُم مِّنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا ۚ إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ
Bedeviler: "İnandık" dediler, de ki: "İnanmadınız ama İslam olduk deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah'a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder."
HucurâtKuran Fihrist
18Ayet
MedeniRevelation
12Ayet

Meal — Hucurât 12

Sure Hucurât Ayet 12 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Ey inananlar! Zannın çoğundan sakının, zira zannın bir kısmı günahtır.…

Sure Ayet 12/18 — Hucurât الحجرات (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Hucurât Dinle, Hucurât Meal, Hucurât mp3, Hucurât pdf. Ayet 10–14. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler