Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- El-Ahbar (الأَحْبَار): Yahudi âlimleri, din bilginleri.
- Er-Ruhbân (الرُّهْبَان): Hristiyan din adamları, rahipler ve ibadete düşkün olanlar.
- Ye'külûne (يَأْكُلُونَ): Yerler, tüketirler; burada "mal edinirler, alırlar" anlamındadır.
- Bil-bâtıl (بِالْبَاطِلِ): Haksız yere, hak ve hukuka aykırı olarak.
- Yasuddûne (يَصُدُّونَ): Engellerler, alıkoyarlar, çevirirler.
- Yeknizûne (يَكْنِزُونَ): Biriktirirler, yığarlar, hazine ederler.
- El-Fidda (الْفِضَّةَ): Gümüş.
- Elîm (أَلِيم): Çok acı veren, ıstırap veren, feci.
Tefsir:
Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne yürekten inanıp hayatını O'nun rızasına göre düzenleyen müminler! Bilin ki, geçmiş ümmetlerin din âlimlerinden ve ibadete kendini vermiş zahitlerinden pek çoğu, ne yazık ki insanların mallarını haksız yere yemektedirler. Rüşvet almak, insanların haklarını çiğnemek, dini istismar ederek dünya menfaati toplamak onların âdeti hâline gelmiştir. Üstelik bununla da yetinmeyip insanları Allah'ın dosdoğru yolundan, İslam'dan alıkoymakta, hidayet kapısının kapanması için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Bu tutumlarıyla hem kendi ahiretlerini harap etmekte, hem de başkalarının kurtuluşuna engel olmaktadırlar.
Ey müminler! Siz bu kötü âkıbetten ders alın ve sakının. Zira bu âyetin devamında, altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayan, üzerlerine farz kılınan zekâtı vermeyen, mallarını servet yığmak suretiyle hazineye çeviren kimselere karşı çok ağır bir tehdit vardır. Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'e (sallallahu aleyhi ve sellem) hitaben şöyle buyuruyor: "Ey Resûlüm! O mallarını yığıp zekâtını vermeyen, infak etmeyen kimselere, onları çok acı veren bir azap ile müjdele!" Buradaki "müjde" tabiri elbette kinaye yoluyladır; yani onlara dünyada iken söylenecek güzel bir söz yoktur, onları bekleyen tek şey kıyamet günündeki elem verici cezadır.
Unutmayınız ki mal, Allah'ın bir emanetidir. O'nun rızasına uygun şekilde kazanılıp, yine O'nun emrettiği şekilde harcanmalıdır. Zekât, malı temizler, bereketlendirir ve sahibini cimrilik kirinden arındırır. Altın ve gümüşü yığıp da Allah'ın kullarına yardım etmeyen, fakirlerin hakkını vermeyen kimseler, aslında kendi aleyhlerine bir ateş biriktirmiş olurlar. Kıyamet gününde o biriktirdikleri mallar kızdırılıp onların alınlarına, böğürlerine ve sırtlarına bastırılacak ve onlara: "İşte bu, kendiniz için yığdığınız hazinedir. Artık tadın bu biriktirdiklerinizin azabını!" denecektir.
Ey iman edenler! Bu âyet size hem bir uyarı hem de bir müjdedir. Uyarıdır; çünkü mal hırsı ve cimrilik, insanı helake sürükleyen en büyük hastalıklardandır. Müjdedir; çünkü sizler mallarınızı Allah yolunda infak ettikçe, zekâtınızı verip ihtiyaç sahiplerini gözettikçe, Allah sizin mallarınızı bereketlendirir, gönlünüze huzur verir ve sizi cennetine koyar. Öyleyse dünya malına gönül bağlamayın; onu Allah'ın rızasını kazanmak için bir vesile kılın. Böylece hem dünyada huzurlu, hem ahirette kurtuluşa erenlerden olun. Allah'ın size verdiği nimetlerden O'nun yolunda harcayın; zira veren el, alan elden üstündür ve Allah, infak eden kullarını çok sever.
📜 Ayet 32-36 — Tevbe
Meal — Tevbe 34
Sure Tevbe Ayet 34 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Ey inananlar! Hahamlar ve rahiplerin çoğu, insanların mallarını haksızlıkla yerler.…Sure Ayet 34/129 — Tevbe التوبة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Tevbe Dinle, Tevbe Meal, Tevbe mp3, Tevbe pdf. Ayet 32–36. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler









