Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- أَيْقَاظًا (Eykâzen): Uyanık kimseler, gözleri açık olanlar.
- رُقُودٌ (Rukûd): Uyuyanlar, uyku hâlinde olanlar.
- نُقَلِّبُهُمْ (Nukallibuhum): Onları çeviririz, döndürürüz.
- ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ (Zâte'l-yemîni ve zâte'ş-şimâl): Sağ tarafa ve sol tarafa.
- بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ (Bâsitun zirâ'ayhi): İki kolunu uzatmış, yaymış.
- الْوَصِيدِ (El-Vasîd): Mağaranın girişi, eşiği, avlusu.
- لَوَلَّيْتَ (Levelleyte): Geri dönerdin, kaçardın.
- رُعْبًا (Ru'ben): Korku, dehşet, yürek oynatan şiddetli korku.
Tefsir:
Ey iman edenler! Bu âyet, Allah'ın koruması altındaki o mübarek gençlerin hâlini gözler önüne seriyor. Sen onlara baksaydın, gözleri açık olduğu için onları uyanık sanırdın; hâlbuki onlar derin bir uykudaydılar. Bu, Allah'ın onları koruduğunun ve mucizevî bir şekilde hayatta tuttuğunun bir işaretidir. Onlar ne uyanıktılar ne de ölüydüler; gözleri açık, kalpleri Allah'a bağlı, bedenleri ise O'nun emriyle uyku hâlindeydi.
Allah Teâlâ, onların cesetlerinin çürümemesi için onları sağa ve sola çeviriyordu. Bu, Rabbimizin kudretinin bir tecellisidir. Toprağın onları yememesi için sürekli bir dönüş hâlindeydiler. Bu hâl, Allah'ın dostlarını nasıl koruduğunu ve onları gözettiğini gösteren en büyük delillerden biridir.
Yanlarındaki köpekleri ise mağaranın girişinde iki ön ayağını uzatmış bir vaziyette bekliyordu. O köpek, onların sadık bir dostu olarak kapıda nöbet tutuyor, kimsenin onlara yaklaşmasına engel oluyordu. Bu manzara, Allah'ın onlara verdiği heybet ve azametin bir yansımasıydı.
Ey insan! Eğer o an onları görecek olsaydın, içini öyle bir korku kaplardı ki, dayanamaz, hemen oradan kaçardın. Çünkü Allah, onlara öyle bir heybet ve azamet vermişti ki, hiç kimse onlara yaklaşamazdı. Bu, Allah'ın onları koruma altına aldığının ve kimsenin onlara zarar veremeyeceğinin bir göstergesidir.
Bu kıssadan alacağımız büyük dersler vardır: Allah, kendisine sığınan ve dinini yaşamak için her şeyi göze alan kullarını asla yalnız bırakmaz. Onları korur, gözetir ve onlara öyle bir heybet verir ki, düşmanları bile onlara yaklaşmaya cesaret edemez. Ey Müslüman! Sen de Allah'a güvendiğin, O'nun dinine sarıldığın sürece, O seni her türlü kötülükten koruyacaktır. Sakın yalnız olduğunu sanma; Allah, seninle beraberdir. O'nun koruması, her türlü korumadan üstündür. Bu âyet, Allah'a tevekkül edenlerin kalbine huzur ve güven verir. Rabbimiz, bizi de bu gençler gibi kendi himayesine alsın, bize de heybet ve izzet versin. Âmin.
📜 Ayet 16-20 — Kehf
Meal — Kehf 18
Sure Kehf Ayet 18 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Mağara ehli uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları…Sure Ayet 18/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 16–20. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










