Kehf · 17/110
Meal Okunuş — Kehf
۞ وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا ۝١٧
Wa tarash shamsa izaa tala`at tazaawaru `an kahfihim zaatal yameeni wa izaa gharabat taqriduhum zaatash shimaali wa hum fee fajwatim minh; zaalika min Aayaatillaah; mai yahdil laahu fahuwal muhtad, wa mai yudlil falan tajida lahoo waliyyam murshidaa
📖 Türkçe Anlam
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Tezâveru (تَزَاوَرُ): Eğilmek, meyletmek, yönelmek.
  • Takrıduhum (تَقْرِضُهُمْ): Onları terk edip geçip gitmek, yanlarından ayrılmak, üzerlerinden uzaklaşmak.
  • Fecvetin (فَجْوَةٍ): Geniş, ferah, iç açıklığı olan yer; mağaranın içindeki boşluk ve ferahlık.

Tefsir:

Ey iman edenler ve ibretle bakanlar! Şu âyet-i kerîmede Yüce Rabbimiz, Ashâb-ı Kehf’in mağarasında gösterdiği o muhteşem kudret ve ince rahmetini bizlere haber veriyor. Onlar, zalim kavimlerinden kaçıp sığındıkları o mağarada, Allah’ın koruması altına girmişlerdi. İşte o zaman Rableri onlara öyle bir uyku verdi ki, yıllarca süren bu uykuda bedenleri sapasağlam kaldı.

Şimdi ey gören göz! Eğer o mağaraya gidebilseydin, güneşin doğuşunda onun, mağaranın sağ tarafına doğru meylettiğini, batışında ise sol tarafa doğru çekilip onları rahatsız etmediğini görürdün. Onlar ise mağaranın içinde, ferah ve geniş bir alanda idiler. Ne güneşin yakıcı sıcağı onları rahatsız ediyordu, ne de havasızlık onları boğuyordu. İçeri giren serin ve temiz bir hava, onların rahatça nefes almalarını sağlıyordu. İşte bu, Allah’ın kudretinin ve hikmetinin apaçık delillerinden biridir. Güneşi onlara göre ayarlayan, mağarayı onlara serin ve güvenli bir yuva kılan, şüphesiz ki her şeye gücü yeten Allah’tır.

Bu olay, Allah’ın âyetlerinden, yani O’nun kudretine ve azametine işaret eden delillerden biridir. Allah dilediğini hidayete erdirir, dilediğini de saptırır. Kimi Allah hidayete erdirirse, işte o gerçekten doğru yolu bulmuştur. Kimi de Allah saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost ve yol gösterici bulamazsın. Çünkü hidayet ve dalalet, yalnızca Allah’ın elindedir. O, dilediğine merhamet eder, dilediğini de adaletiyle imtihan eder.

Bu kıssadan alacağımız büyük ders şudur: Allah’a güvenen ve O’nun rızasını gözeten kullar, en zor şartlarda bile Allah’ın koruması altındadır. Onlar için güneş bile ayarlanır, mağara bile ferahlatılır. Bizler de hayatımızın her anında Allah’a sığınmalı, O’nun korumasını istemeli ve O’nun âyetleri üzerinde derin derin düşünmeliyiz. Çünkü bu âyetler, bizi hakikate ulaştıran ışıklardır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 15-19 — Kehf

15هَٰؤُلَاءِ قَوْمُنَا اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً ۖ لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَانٍ بَيِّنٍ ۖ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"
16وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا إِلَى الْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا
Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi.
17۞ وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.
18وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ ۚ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ ۖ وَكَلْبُهُم بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ ۚ لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا
Mağara ehli uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları sağa ve sola döndürürdük. Köpekleri dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görsen, için korkuyla dolar, geri dönüp kaçardın.
19وَكَذَٰلِكَ بَعَثْنَاهُمْ لِيَتَسَاءَلُوا بَيْنَهُمْ ۚ قَالَ قَائِلٌ مِّنْهُمْ كَمْ لَبِثْتُمْ ۖ قَالُوا لَبِثْنَا يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۚ قَالُوا رَبُّكُمْ أَعْلَمُ بِمَا لَبِثْتُمْ فَابْعَثُوا أَحَدَكُم بِوَرِقِكُمْ هَٰذِهِ إِلَى الْمَدِينَةِ فَلْيَنظُرْ أَيُّهَا أَزْكَىٰ طَعَامًا فَلْيَأْتِكُم بِرِزْقٍ مِّنْهُ وَلْيَتَلَطَّفْ وَلَا يُشْعِرَنَّ بِكُمْ أَحَدًا
Birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. "Bir gün veya daha az bir müddet kaldık" dediler. "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir. Paranızla birinizi şehre gönderin, sakın sizi kimseye duyurmasın" dediler.
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
17Ayet

Meal — Kehf 17

Sure Kehf Ayet 17 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara…

Sure Ayet 17/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 15–19. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler