Bakara · 255/286
Meal Okunuş — Bakara
اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ ۝٢٥٥
Allahu laaa ilaaha illaa Huwal Haiyul Qaiyoom; laa taakhuzuhoo sinatunw wa laa nawm; lahoo maa fissamaawaati wa maa fil ard; man zal lazee yashfa`u indahooo illaa bi-iznih; ya`lamu maa baina aydeehim wa mww khalfahum wa laa yuheetoona bishai`im min `ilmihee illaa bimaa shaaa`; wasi`a Kursiyyuhus samaawaati wal arda wa laa ya`ooduho hifzuhumaa; wa Huwal Aliyyul `Azeem
📖 Türkçe Anlam
Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Sîne: Uyuklama, hafif uyku hali.
  • Nevm: Derin ve ağır uyku.
  • Kayyûm: Kendi kendine var olan, her şeyi ayakta tutan, yöneten.
  • Kürsî: Allah'ın azametini kuşatan, mahiyetini ancak O'nun bildiği yüce bir varlık.
  • Yeûdühû: Ona ağır gelmez, zorluk vermez.

Tefsir:

Bu mübarek âyet, Kur'an'ın en büyük âyetidir ve "Âyetü'l-Kürsî" olarak bilinir. Bu âyet, Allah'ın zatını, sıfatlarını ve kudretini en mükemmel şekilde tanıtan bir hazinedir. Gelin bu muhteşem âyetin derinliklerine birlikte dalalım:

Âyet, "Allah, O'ndan başka hiçbir ilah yoktur" diyerek başlar. Bu, tevhidin en net ifadesidir. Göklerde ve yerde ibadete layık tek varlık Allah'tır. O, el-Hayy'dır; yani gerçek ve ebedi hayat sahibidir. O'nun hayatı, bizim bildiğimiz hayat gibi değildir; ölüm, yokluk ve eksiklik asla O'na ulaşamaz. O, el-Kayyûm'dur; yani kendi kendine var olup her şeyi ayakta tutandır. Tüm kâinat, O'nun kudretiyle varlığını sürdürür. O'ndan başka hiçbir varlık, kendi başına bir an bile duramaz.

Sonra Allah Teâlâ, kendisini "Kendisini ne bir uyuklama ne de bir uyku tutar" diye tanıtır. Bu, O'nun mutlak kudretinin ve yüceliğinin bir ifadesidir. Biz insanlar yoruluruz, uykuya ihtiyaç duyarız; ama Allah'ın yaratıklarını koruması ve yönetmesi O'na asla ağır gelmez. O, her an, her saniye kâinatı idare etmektedir.

"Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nundur." Bu cümle, mülkün tamamının Allah'a ait olduğunu bildirir. Bizler, sahip olduğumuzu sandığımız her şeyin asıl sahibi Allah'tır. O'nun izni olmadan hiçbir şey hareket edemez.

"O'nun izni olmadan huzurunda kim şefaat edebilir?" Bu ifade, Allah'ın yüceliği karşısında tüm varlıkların acizliğini gösterir. Hiç kimse, Allah'ın izni olmadan O'nun katında bir başkası için aracı olamaz. Bu, bizlere dua ve ibadetin yalnızca Allah'a yapılması gerektiğini öğretir. Şefaat, ancak Allah'ın izin verdiği kimseler için ve O'nun razı olduğu kişilere yapılacaktır.

"O, kullarının önlerindekini ve arkalarındakini bilir." Yani Allah, geçmişi, geleceği, gizliyi ve açığı her şeyi bilir. O'nun ilmi her şeyi kuşatmıştır. "Onlar, O'nun ilminden, dilediği kadarından başka hiçbir şeyi kavrayamazlar." Bu, insan aklının ve bilgisinin sınırlı olduğunu hatırlatır. Bizler, Allah'ın bize öğrettiği ve bildirdiği kadarıyla bilgi sahibi olabiliriz.

"O'nun Kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır." Bu ifade, Allah'ın azametini ve kudretinin büyüklüğünü anlatır. Gökler ve yer ne kadar büyük olursa olsun, Allah'ın kudreti onları kuşatmıştır. "Onları koruyup gözetmek O'na ağır gelmez." Allah için hiçbir iş zor değildir. O, her şeye gücü yetendir.

Âyet, "O, yücedir, büyüktür" ifadesiyle sona erer. O, her türlü eksiklikten uzak, yüceler yücesidir. O'nun büyüklüğü karşısında tüm varlıklar boyun eğer.

Sevgili kardeşlerim, bu âyet bize Rabbimizi tanıtır. Bu âyeti okuduğumuzda, Allah'ın ne kadar büyük, ne kadar kudretli ve ne kadar merhametli olduğunu hatırlarız. Bu âyet, kalplerimizi imanla doldurur, bize güven ve huzur verir. Bizler, bu âyetin manasını düşünerek Rabbimize olan sevgimizi ve bağlılığımızı artırmalıyız. Âyetü'l-Kürsî'yi her gün okumak, bizi kötülüklerden korur ve Rabbimizin himayesine alır. Unutmayalım ki, bu âyet, bize dünya ve ahiret mutluluğunun kapılarını aralayan bir anahtardır. Rabbimizin yüceliğini ve büyüklüğünü düşünerek O'na olan kulluğumuzu en güzel şekilde yapmaya gayret edelim.

🎧 Dinle

📜 Ayet 253-257 — Bakara

253۞ تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ ۘ مِّنْهُم مَّن كَلَّمَ اللَّهُ ۖ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍ ۚ وَآتَيْنَا عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَأَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِ ۗ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذِينَ مِن بَعْدِهِم مِّن بَعْدِ مَا جَاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلَٰكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُم مَّنْ آمَنَ وَمِنْهُم مَّن كَفَرَ ۚ وَلَوْ شَاءَ اللَّهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلَٰكِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يُرِيدُ
İşte bu peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Onlardan Allah'ın kendilerine hitabettiği, derecelerle yükselttikleri vardır. Meryem oğlu İsa'ya belgeler verdik, onu Ruhul Kudüs'le destekledik. Allah dileseydi, belgeler kendilerine geldikten sonra, peygamberlerin ardından birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ayrılığa düştüler, kimi inandı, kimi inkar etti. Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.
254يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خُلَّةٌ وَلَا شَفَاعَةٌ ۗ وَالْكَافِرُونَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Ey inananlar! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan hayra sarfedin. İnkar edenler ancak yazık edenlerdir.
255اللَّهُ لَا إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ ۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌ ۚ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ ۗ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِندَهُ إِلَّا بِإِذْنِهِ ۚ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلَّا بِمَا شَاءَ ۚ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ ۖ وَلَا يَئُودُهُ حِفْظُهُمَا ۚ وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan, diri, her an yaratıklarını gözetip durandır. Göklerde olan ve yerde olan ancak O'nundur. O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir? Onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir, dilediğinden başka ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Hükümranlığı gökleri ve yeri kaplamıştır, onların gözetilmesi O'na ağır gelmez. O yücedir, büyüktür.
256لَا إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ ۖ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ ۚ فَمَن يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىٰ لَا انفِصَامَ لَهَا ۗ وَاللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
Dinde zorlama yoktur; Artık hak ile batıl iyice ayrılmıştır. Tağutu (saptırıcıları) inkar edip Allah'a inanan kimse, kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa sarılmıştır. Allah işitendir, bilendir.
257اللَّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُوا يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ ۖ وَالَّذِينَ كَفَرُوا أَوْلِيَاؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ ۗ أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Allah inananların dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkar edenlerin ise dostları tağuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar cehennemliklerdir, onlar orada temelli kalacaklardır.
BakaraKuran Fihrist
286Ayet
MedeniRevelation
255Ayet

Meal — Bakara 255

Sure Bakara Ayet 255 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah, O'ndan başka tanrı olmayan, kendisini uyuklama ve uyku tutmayan,…

Sure Ayet 255/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 253–257. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler