Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Hâcce: Tartıştı, mücadele etti, delil getirerek karşı çıktı.
- Mülk: Hükümdarlık, saltanat, yönetim gücü.
- Yuhyî ve yumît: Diriltir ve öldürür.
- Fe bühite: Şaşkına döndü, hayrete düştü, delilleri çürütülüp susturuldu, zelil oldu.
- Zâlimîn: Kendilerine zulmedenler, hakka karşı inat edenler.
Tefsir:
Bu ayet-i kerime, Allah'ın birliğini ve kudretini inkâr edenlerin ne kadar aciz ve zavallı olduklarını gözler önüne seren ibretlik bir kıssayı anlatır. Ey Nebî! Şu Allah'ın kendisine hükümdarlık verdiği için şımaran, büyüklük taslayan ve İbrahim (a.s.) ile Rabbi hakkında tartışmaya kalkışan adamın durumunu görmedin mi? Onu bu cüretkâr tartışmaya iten şey, sahip olduğu geçici dünya saltanatı ve bunun verdiği gafletti.
İbrahim (a.s.), bu azgın hükümdarın "Rabbin kim?" sorusuna, en açık ve en kesin delille cevap verdi: "Benim Rabbim, dirilten ve öldürendir." Yani hayatı veren de, canlıların canını alan da yalnızca O'dur. Bu, Allah'ın rububiyetinin en büyük delillerindendir.
Ancak o zalim hükümdar, bu açık gerçeği kabul etmek yerine, inat ve küstahlıkla şöyle dedi: "Ben de diriltir ve öldürürüm!" O, iki adam getirip birini öldürerek, diğerini serbest bırakarak bu sözüyle kendi aciz mantığınca bir şeyler anlatmaya çalıştı. Hâlbuki bu, gerçek anlamda diriltmek ve öldürmek değildi; sadece bir cinayet ve bir affetmeydi.
İşte tam bu noktada İbrahim (a.s.), olağanüstü bir zekâ ve hikmetle, tartışmayı bitirecek ve karşı tarafı susturacak ikinci ve çok daha güçlü bir delile geçti. Dedi ki: "Madem öyle, benim Rabbim güneşi doğudan getiriyor. Eğer sen gerçekten diriltip öldürebiliyorsan, haydi güneşi batıdan getir de görelim!"
Bu muhteşem delil karşısında o kâfir hükümdar, adeta yıldırım çarpmışa döndü. Şaşkına döndü, dili tutuldu, söyleyecek hiçbir söz bulamadı ve böylece Allah'ın kudreti karşısında rezil oldu. İşte bu, zalimlerin ve inkârcıların sonudur. Allah, kendi zulümleri yüzünden hidayeti kabul etmeyen bu gibi kimseleri asla doğru yola iletmez.
Bu kıssadan alacağımız büyük dersler vardır. Öncelikle, dünya malı ve makamı ne kadar büyük olursa olsun, Allah'ın kudreti karşısında hiçbir şeydir. İkinci olarak, hak davetçileri, karşılarına çıkan her türlü şüphe ve itiraza karşı, Allah'ın izniyle en güzel ve en ikna edici delillerle cevap vermelidirler. Üçüncü olarak da, inat ve zulüm üzerine kurulu bir hayatın sonu, tıpkı Nemrut gibi, hüsran ve perişanlıktır. Rabbimiz bizleri, İbrahim (a.s.) gibi hakkı savunan, delilleriyle muhatabını susturan ve hidayete eren kullarından eylesin.
📜 Ayet 256-260 — Bakara
Meal — Bakara 258
Sure Ayet 258/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 256–260. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










