Kehf · 16/110
Meal Okunuş — Kehf
وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا إِلَى الْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا ۝١٦
Wa izi`tazal tumoohum wa maa ya`budoona illal laaha faawooo ilal kahfi yanshur lakum Rabbukum mir rahmatihee wa yuhaiyi` lakum min amrikum mirfaqa
📖 Türkçe Anlam
Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İ'tizal (اعْتَزَلْتُمُوهُمْ): Onlardan ayrılmak, uzaklaşmak, onlarla ilişkiyi kesmek.
  • E'vû (فَأْوُوا): Sığının, barının, yönelin.
  • Neşr (يَنْشُرْ): Yaymak, genişletmek, bol bol vermek.
  • Mihyie (يُهَيِّئْ): Hazırlamak, kolaylaştırmak, düzenlemek.
  • Mirfeka (مِرْفَقًا): İnsanın yararlandığı şey, geçim vasıtası, rahatlık ve kolaylık sebebi.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, imanları uğruna yurtlarını, ailelerini ve mallarını terk etmek zorunda kalan o yiğit gençlerin (Ashab-ı Kehf) kıssasından bir kesiti bizlere sunuyor. Onlar, şirk ve küfür içinde yüzen bir toplumda, tevhid inancını (Allah'ı birleme) haykıran bir avuç mümin idiler. Toplumun baskısı artınca, birbirlerine şöyle dediler: "Madem ki siz onlardan ve onların Allah'tan başka taptıkları her şeyden ayrıldınız, uzaklaştınız; artık mağaraya sığının!"

Burada dikkat çeken çok önemli bir incelik vardır: Onlar, kavimlerinden ayrılırken Allah'a olan ibadetlerinden asla ayrılmadılar. "İlla Allah" (Allah'tan başka) ifadesi, onların bu ayrılışta yalnızca Allah'a bağlandıklarını, O'na olan kulluklarını terk etmediklerini vurgular. Yani onların hicreti, bir kaçış değil; daha saf, daha halis bir kulluğa yöneliştir.

Bu ayet, inancı uğruna zorluk çeken her mümine Allah'ın verdiği iki büyük müjdeyi içerir:

Birinci Müjde: "Rabbiniz size rahmetinden yayar." Yani siz Allah için bir yere sığınırsanız, Allah da size rahmetini, merhametini, korumasını ve yardımını bol bol indirir. Sizi düşmanlarınızdan korur, kalbinize huzur ve güven verir, sıkıntılarınızı giderir. Siz O'nun rızası için bir şeyi terk ettiğinizde, O size ondan daha hayırlısını verir.

İkinci Müjde: "Ve size işinizde bir kolaylık, bir çıkış yolu hazırlar." Yani Allah, size dünyada geçiminizi sağlayacak, hayatınızı idame ettirecek sebepler yaratır. Siz Allah'a tevekkül edip O'na sığındığınızda, O size öyle kapılar açar ki, siz onları hiç hesap etmemişsinizdir. Rızkınızı garanti eder, işlerinizi kolaylaştırır, size bir çıkış yolu nasip eder.

Sevgili kardeşim! Bu ayet, bugün de inancı sebebiyle baskı gören, zulme uğrayan, yurdundan edilen her Müslümana bir teselli ve bir müjdedir. Unutmayın ki, Allah uğrunda terk edilen hiçbir şey, Allah'ın vereceği karşılığın yanında değersizdir. Siz Allah'a sığının, O'na güvenin. O, sizi asla yalnız bırakmaz. Rahmetiyle sizi kuşatır, işlerinizi kolaylaştırır ve size dünyada da ahirette de güzel bir hayat hazırlar. Bu, Allah'ın samimi kullarına olan sarsılmaz vaadidir. Ne mutlu o kimselere ki, Allah için terk eder, Allah'a sığınır ve O'nun rahmetine nail olur!



📜 Ayet 14-18 — Kehf

14وَرَبَطْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ إِذْ قَامُوا فَقَالُوا رَبُّنَا رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَن نَّدْعُوَ مِن دُونِهِ إِلَٰهًا ۖ لَّقَدْ قُلْنَا إِذًا شَطَطًا
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"
15هَٰؤُلَاءِ قَوْمُنَا اتَّخَذُوا مِن دُونِهِ آلِهَةً ۖ لَّوْلَا يَأْتُونَ عَلَيْهِم بِسُلْطَانٍ بَيِّنٍ ۖ فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا
Onların olayını sana Biz gerçek olarak anlatıyoruz: Onlar Rablerine inanmış birkaç gençti. Onların hidayetlerini artırmış ve kalblerini pekiştirmiştik. Durup, şöyle demişlerdi: "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir, O'nu bırakıp başka bir tanrıya yalvarmayız, yoksa and olsun ki, batıl söz söylemiş oluruz. Şu bizim milletimiz, Allah'ı bırakıp O'ndan başka tanrılar edindiler. Onların gerçek olduğuna apaçık delil getirmeleri gerekmez mi? Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir?"
16وَإِذِ اعْتَزَلْتُمُوهُمْ وَمَا يَعْبُدُونَ إِلَّا اللَّهَ فَأْوُوا إِلَى الْكَهْفِ يَنشُرْ لَكُمْ رَبُّكُم مِّن رَّحْمَتِهِ وَيُهَيِّئْ لَكُم مِّنْ أَمْرِكُم مِّرْفَقًا
Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yaysın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi.
17۞ وَتَرَى الشَّمْسَ إِذَا طَلَعَت تَّزَاوَرُ عَن كَهْفِهِمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَإِذَا غَرَبَت تَّقْرِضُهُمْ ذَاتَ الشِّمَالِ وَهُمْ فِي فَجْوَةٍ مِّنْهُ ۚ ذَٰلِكَ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ ۗ مَن يَهْدِ اللَّهُ فَهُوَ الْمُهْتَدِ ۖ وَمَن يُضْلِلْ فَلَن تَجِدَ لَهُ وَلِيًّا مُّرْشِدًا
Baksaydın, güneşin mağaralarının sağ tarafından doğup meylettiğini, sol tarafından onlara dokunmadan battığını, onların da mağaranın genişçe bir yerinde bulunduğunu görürdün. Bu, Allah'ın mucizelerindendir; Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimi de saptırırsa artık ona, doğru yola götürecek bir rehber bulamazsın.
18وَتَحْسَبُهُمْ أَيْقَاظًا وَهُمْ رُقُودٌ ۚ وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَمِينِ وَذَاتَ الشِّمَالِ ۖ وَكَلْبُهُم بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَصِيدِ ۚ لَوِ اطَّلَعْتَ عَلَيْهِمْ لَوَلَّيْتَ مِنْهُمْ فِرَارًا وَلَمُلِئْتَ مِنْهُمْ رُعْبًا
Mağara ehli uykuda iken sen onları uyanık sanırdın. Biz onları sağa ve sola döndürürdük. Köpekleri dirseklerini eşiğe uzatmıştı. Onları görsen, için korkuyla dolar, geri dönüp kaçardın.
KehfKuran Fihrist
110Ayet
MekkiRevelation
16Ayet

Meal — Kehf 16

Sure Kehf Ayet 16 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıldınız, bunun için…

Sure Ayet 16/110 — Kehf الكهف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Kehf Dinle, Kehf Meal, Kehf mp3, Kehf pdf. Ayet 14–18. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler