Enbiyâ · 80/112
Meal Okunuş — Enbiyâ
وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّن بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنتُمْ شَاكِرُونَ ۝٨٠
Wa `allamanaahu san`ata laboosil lakum lituhsinakum mim baasikum fahal antum shaakiroon
📖 Türkçe Anlam
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Lebûs (لَبُوس): Savaşta giyilen, bedeni koruyan zırh demektir. Arapça'da "giyilen şey" anlamına gelen bu kelime, burada özel olarak savaş zırhını ifade eder.
  • Tuhsineküm (تُحْصِنَكُم): Sizi korur, sizi muhafaza eder, sizi güvence altına alır.
  • Be's (بَأْس): Savaşın şiddeti, düşmanın saldırısı, silah darbeleri ve öldürme kastı anlamına gelir.

Tefsir:

Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, Peygamberi Hz. Dâvud'a (a.s.) verdiği büyük bir nimeti bizlere haber vermektedir. Allah Teâlâ, Hz. Dâvud'a demiri işlemeyi ve savaş zırhı yapmayı öğretmiştir. Ondan önce zırhlar, ağır ve kullanışsız demir levhalar hâlindeydi; kişiyi hareket kabiliyetinden mahrum bırakırdı. Ancak Allah, Dâvud Peygamber'e zırhı halka halka örme sanatını öğreterek onu hem hafif hem de esnek bir hâle getirmiştir. Böylece savaşçı, zırhını giydiğinde rahatça hareket edebiliyor, kılıç darbelerinden, ok ve mızrak isabetlerinden korunuyordu.

Bu nimet, yalnızca Hz. Dâvud'un kavmine değil, kıyamete kadar gelecek bütün insanlığa bir rahmettir. Çünkü bu sanat, insanlık tarihi boyunca savaşlarda can güvenliğinin sağlanmasına vesile olmuştur. Allah Teâlâ bu âyette, "Peki siz şükrediyor musunuz?" buyurarak bizleri bu büyük nimete karşı şükretmeye davet etmektedir. Bu şükür, sadece dil ile "elhamdülillah" demek değil; bu nimetin kıymetini bilmek, onu Allah'ın rızasına uygun şekilde kullanmak ve O'na itaat etmektir.

Sevgili kardeşlerim! Düşünün ki, Allah'ın bir peygambere öğrettiği bu sanat, asırlar boyunca milyonlarca insanın hayatını kurtarmıştır. Bu, Allah'ın insana verdiği değerin ve onu koruma altına almasının bir göstergesidir. Bugün teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, her türlü koruyucu ekipmanın, güvenlik sistemlerinin ve savunma araçlarının arkasında yatan ilham, Allah'ın bu ilk öğretisidir. O hâlde bizler de bu nimetlere şükretmeli, Allah'ın dinine hizmet etmeli ve O'nun emirlerine sarılmalıyız. Unutmayalım ki şükreden kulun nimeti artar, nankörlük eden ise elindeki nimeti kaybeder. Rabbimiz bizleri şükreden kullarından eylesin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 78-82 — Enbiyâ

78وَدَاوُودَ وَسُلَيْمَانَ إِذْ يَحْكُمَانِ فِي الْحَرْثِ إِذْ نَفَشَتْ فِيهِ غَنَمُ الْقَوْمِ وَكُنَّا لِحُكْمِهِمْ شَاهِدِينَ
Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının yayıldığı bir ekin hakkında hüküm veriyorlarken, Biz onların hükmüne şahiddik.
79فَفَهَّمْنَاهَا سُلَيْمَانَ ۚ وَكُلًّا آتَيْنَا حُكْمًا وَعِلْمًا ۚ وَسَخَّرْنَا مَعَ دَاوُودَ الْجِبَالَ يُسَبِّحْنَ وَالطَّيْرَ ۚ وَكُنَّا فَاعِلِينَ
Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tesbih etsinler diye dağları ve kuşları buyruk altına aldık. Bunları Biz yapmıştık.
80وَعَلَّمْنَاهُ صَنْعَةَ لَبُوسٍ لَّكُمْ لِتُحْصِنَكُم مِّن بَأْسِكُمْ ۖ فَهَلْ أَنتُمْ شَاكِرُونَ
Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
81وَلِسُلَيْمَانَ الرِّيحَ عَاصِفَةً تَجْرِي بِأَمْرِهِ إِلَى الْأَرْضِ الَّتِي بَارَكْنَا فِيهَا ۚ وَكُنَّا بِكُلِّ شَيْءٍ عَالِمِينَ
Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz herşeyi biliyorduk.
82وَمِنَ الشَّيَاطِينِ مَن يَغُوصُونَ لَهُ وَيَعْمَلُونَ عَمَلًا دُونَ ذَٰلِكَ ۖ وَكُنَّا لَهُمْ حَافِظِينَ
Dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini gözetiyorduk.
EnbiyâKuran Fihrist
112Ayet
MekkiRevelation
80Ayet

Meal — Enbiyâ 80

Sure Enbiyâ Ayet 80 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık…

Sure Ayet 80/112 — Enbiyâ الأنبياء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Enbiyâ Dinle, Enbiyâ Meal, Enbiyâ mp3, Enbiyâ pdf. Ayet 78–82. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler