Fâtır · 40/45
Meal Okunuş — Fâtır
قُلْ أَرَأَيْتُمْ شُرَكَاءَكُمُ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ أَمْ آتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ ۚ بَلْ إِن يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا ۝٤٠
Qul ara`aytum shurakaaa`a kumul lazeena tad`oona min doonil laah; aroonee maazaa khalaqoo minal ardi am lahum shirkun fis samaawaati am aatainaahum Kitaaban fahum `alaa baiyinatim minh; bal iny ya`iiduz zaalimoona ba `duhum ba`dan illaa ghurooraa
📖 Türkçe Anlam
De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?" Yoksa onların Allah'la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Şürekâ: Ortaklar, eş koşulanlar.
  • Ted'ûne: Çağırıyorsunuz, yalvarıyorsunuz.
  • Erauni: Bana gösterin, bildirin.
  • Şirk: Ortaklık, paydaşlık.
  • Beyyine: Açık delil, kesin kanıt.
  • Ğurûr: Aldanma, aldatma, boş vaat.

Tefsir:

Ey Resûl! Bu müşriklere de ki: "Bana haber verin! Allah'ı bırakıp da taptığınız ve kendilerine yalvardığınız bu ortaklarınız, yeryüzünde neyi yarattılar? Gösterin bana! Dağları mı, nehirleri mi, yoksa canlıları mı var ettiler? Onların göklerin yaratılışında Allah ile herhangi bir ortaklıkları mı var? Yoksa biz onlara, bu ortak koştukları varlıklara ibadet etmelerinin doğru olduğunu bildiren bir kitap mı indirdik de onlar bu kitaptan gelen açık bir delile dayanıyorlar?"

Hayır! Hiçbirisi yoktur. Onların hiçbir delilleri, hiçbir dayanakları yoktur. Zalimler, yani kendilerine zulmeden o kâfirler, birbirlerine ancak boş vaatlerde bulunuyorlar. Onların liderleri, tâbi olanlarına; "Bu putlar size şefaat edecek, sizi Allah'a yaklaştıracak" diyerek onları aldatıyorlar. Bu ise tam bir yalandan ve hilekârlıktan başka bir şey değildir.

Davet ve İkaz:

Ey insan! Şu kâinata bir bak: Dağlar, denizler, gökler, yıldızlar... Bunları yaratan, hiçbir ortağı olmayan Allah'tır. Peki, sen hâlâ elinden hiçbir şey gelmeyen, kendisine bile faydası olmayan varlıklara mı yöneliyorsun? Onlar ne bir şey yaratabilir, ne de sana bir fayda sağlayabilir. Allah'a ortak koşanlar, aslında kendilerini aldatıyorlar. Şeytan ve onun dostları, onlara hep boş vaatler verir; "Bu putlar sana yardım eder" derler. Oysa kıyamet günü bu putlar, kendilerine tapanlardan uzaklaşacak ve onlara düşman kesileceklerdir.

Öyleyse ey mümin! Sen yalnızca Allah'a güven, yalnızca O'na yalvar. Çünkü O, her şeyi yaratandır, her şeye gücü yetendir. O'ndan başka dost ve yardımcı yoktur. Bu dünyada aldananlardan olma; ahirette pişman olanlardan olma. Allah'ın ipine sımsıkı sarıl; çünkü kurtuluş ancak O'na teslim olmaktadır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 38-42 — Fâtır

38إِنَّ اللَّهَ عَالِمُ غَيْبِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ ۚ إِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Allah şüphesiz, göklerin ve yerin gaybını bilir. Doğrusu O kalplerde olanı bilendir.
39هُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلَائِفَ فِي الْأَرْضِ ۚ فَمَن كَفَرَ فَعَلَيْهِ كُفْرُهُ ۖ وَلَا يَزِيدُ الْكَافِرِينَ كُفْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ إِلَّا مَقْتًا ۖ وَلَا يَزِيدُ الْكَافِرِينَ كُفْرُهُمْ إِلَّا خَسَارًا
Sizleri yeryüzüne de hakim kılan O'dur. İnkar edenin inkarı kendi aleyhinedir. İnkarcıların inkarı, Rableri katında yalnız kendilerine olan gazabı arttırır. İnkarcıların inkarı, hüsrandan başka birşey arttırmaz.
40قُلْ أَرَأَيْتُمْ شُرَكَاءَكُمُ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ أَمْ آتَيْنَاهُمْ كِتَابًا فَهُمْ عَلَىٰ بَيِّنَتٍ مِّنْهُ ۚ بَلْ إِن يَعِدُ الظَّالِمُونَ بَعْضُهُم بَعْضًا إِلَّا غُرُورًا
De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı? Bana gösterin, onlar yerden hangi şeyi yarattılar?" Yoksa onların Allah'la ortaklığı göklerde midir? Yoksa Biz onlara kitap verdik de ondaki delillere mi dayanırlar? Hayır; zalimler, birbirlerine sadece aldatıcı söz söylerler.
41۞ إِنَّ اللَّهَ يُمْسِكُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ أَن تَزُولَا ۚ وَلَئِن زَالَتَا إِنْ أَمْسَكَهُمَا مِنْ أَحَدٍ مِّن بَعْدِهِ ۚ إِنَّهُ كَانَ حَلِيمًا غَفُورًا
Doğrusu, zeval bulmasın diye gökleri ve yeri tutan Allah'tır. Eğer onlar zevale uğrarsa O'ndan başka, and olsun ki onları kimse tutamaz. O, şüphesiz Halim'dir, bağışlayandır.
42وَأَقْسَمُوا بِاللَّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لَئِن جَاءَهُمْ نَذِيرٌ لَّيَكُونُنَّ أَهْدَىٰ مِنْ إِحْدَى الْأُمَمِ ۖ فَلَمَّا جَاءَهُمْ نَذِيرٌ مَّا زَادَهُمْ إِلَّا نُفُورًا
Kendilerine bir uyarıcı gelince, ümmetler içinde en doğru yolda gidenlerden biri olacaklarına, and olsun ki, bütün güçleriyle Allah'a yemin etmişlerdi; fakat kendilerine uyarıcının gelmesi, yeryüzünde büyüklük taslamak ve kötü düzen kurmak ile uğraştıklarından sadece nefretlerini arttırdı. Oysa pis pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulanagelen yasayı görmezler mi? Sen Allah'ın yasasında bir değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın yasasında bir başkalaşma da bulamazsın.
FâtırKuran Fihrist
45Ayet
MekkiRevelation
40Ayet

Meal — Fâtır 40

Sure Fâtır Ayet 40 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : De ki: "Allah'ı bırakıp da taptığınız putlarınıza hiç baktınız mı?…

Sure Ayet 40/45 — Fâtır فاطر (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Fâtır Dinle, Fâtır Meal, Fâtır mp3, Fâtır pdf. Ayet 38–42. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler