Qaala laqad zalamaka bisu `aali na`jatika ilaa ni`aajihee wa inna kaseeram minal khulataaa`i la-yabghee ba`duhum `alaa ba`din illal lazeena aamanoo wa `amilus saalihaati wa qaleehum maa hum; wa zanna Daawoodu annamaa fatannaahu fastaghrara Rabbahoo wa kharra raaki`anw wa anaab
📖 Meal (Türkçe Anlam)
📖 Türkçe Anlam
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
🌐 Additional reference in Azərbaycan
🌐 Azərbaycan
Davud dedi: “O sənin qoyununu öz qoyunlarına qatmaq istəməklə, sənə qarşı haqsızlıq etmişdir. Həqiqətən, şəriklərin çoxu bir-birinin haqqını tapdalayar. Yalnız iman gətirib yaxşı işlər görənlərdən başqa. Onlar isə çox azdırlar!” Bunları dedikdən sonra, Davud Bizim onu sınağa çəkdiyimizi yəqinləşdirərək, Rəbbindən özünün bağışlanmasını dilədi və səcdəyə qapanıb tövbə etdi.
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
📜
Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
Na'ce (نعجة): Dişi koyun, koyun.
Niac (نعاج): Koyunlar (çoğul).
Hulata (خلطاء): Ortaklar, iş ortaklığı yapanlar.
Bağy (بغي): Zulmetmek, haksızlık etmek, haddi aşmak.
Fetene (فتن): İmtihan etmek, denemek, sınamak.
Harra (خرّ): Düşmek, yere kapanmak.
Enab (أناب): Yönelmek, tövbe edip Allah'a dönmek.
Tefsir:
Davud (a.s.), iki davacının arasında hüküm verirken, asıl sahibine hitaben şöyle dedi: "Andolsun ki, kardeşin senden koyununu isteyip kendi koyunlarına katmakla sana zulmetmiştir." Yani bu istek, açık bir haksızlıktır ve senin hakkını gasp etmektir.
Sonra Davud (a.s.) genel bir hüküm çıkararak şöyle devam etti: "Doğrusu ortaklık yapanların çoğu, birbirlerine karşı haddi aşar ve zulmeder. Haklarını çiğner, birbirlerini mağdur ederler. Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesnadır; onlar ortaklarına haksızlık etmez, haklarını gözetirler. Fakat bu vasıfta olanlar ne kadar azdır!"
İşte bu noktada Davud (a.s.) kendisinin de bu imtihandan geçirildiğini anladı. Bu kıssanın kendisine bir uyarı ve deneme olduğunu kesin olarak idrak etti. Hemen Rabbinden bağışlanma diledi, secdeye kapandı ve bütün kalbiyle Allah'a yönelerek tövbe etti. O, bu hatasından dolayı pişmanlık duydu ve Rabbine iltica etti.
Çıkarılan Dersler ve Faydalar:
Bu kıssa bize şu önemli dersleri vermektedir:
Haksızlık ve zulüm, toplumda yaygın bir hastalıktır. Ortaklık ve birlikteliklerde bile insanlar çoğu zaman birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. Bu, insan fıtratının zayıflığından kaynaklanır ve ancak iman ile aşılabilir.
Adaletli olmak, imanın gereğidir. Gerçek müminler, ortaklarına ve çevrelerindeki insanlara karşı adil davranır, hak yemezler. Bu ahlak, imanın olgunluğunun göstergesidir.
Peygamberler bile hata yapabilir, ama tövbe ile yücelirler. Davud (a.s.) gibi büyük bir peygamberin bile bir hatası olduğunda hemen Allah'a yönelmesi, bizlere tövbenin önemini ve Allah'ın affediciliğini gösterir. Hata işleyen herkes, ümitsizliğe kapılmadan Rabbine dönmelidir.
İmtihanlar, insanı olgunlaştırır. Allah'ın bizi denemesi, aslında bir rahmettir. Bu denemeler sayesinde hatalarımızı fark eder, tövbe eder ve manevi olarak yükseliriz.
Secde ve tövbe, kulun Allah'a en yakın olduğu anlardır. Davud (a.s.)'ın hatasını anlar anlamaz secdeye kapanması, bizlere zor anlarda Allah'a sığınmanın ve O'na yönelmenin en güzel çare olduğunu öğretir.
Sana davacıların haberi ulaştı mı? Mabedin duvarına tırmanıp Davud'un yanına girmişlerdi de, o onlardan ürkmüştü. Şöyle demişlerdi: "Korkma, birbirinin hakkına tecavüz etmiş iki davacıyız; aramızda adaletle hükmet, ondan ayrılma, bizi doğru yola çıkar."
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
Kuran Suresi sitesi, sevgili kitabı ve arındırılmış Sünnet'i hizmet etmek, Kuran ve Sünnet müfredatında şeriat bilimlerini kolaylaştırmak, bilginin öğrencilerine önem vermek ve şeriat bilimlerini kolaylaştırmak amacıyla mütevazı bir girişim olarak kurulmuştur ve bize desteğinizden memnunuz ve Yüce Allah'tan bizi şerefli bir şekilde kabul etmesini ve amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. .