Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
🌐 Additional reference in Azərbaycan
🌐 Azərbaycan
Ey Davud! Biz səni yer üzündə xəlifə təyin etdik. Elə isə insanlar arasında ədalətlə hökm ver, nəfsin istəyinə uyma, yoxsa o səni Allahın yolundan azdırar. Həqiqətən, Allahın yolundan azanları Hesablaşma gününü unutduqları üçün şiddətli bir əzab gözləyir.
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
📜
Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
Halife: Yeryüzünde Allah’ın emirlerini uygulamak üzere görevlendirilen, yetki ve sorumluluk sahibi kılınan kimse.
Hak: Adalet, doğruluk, Allah’ın emrine uygun olan hüküm.
Hevâ: Nefsin arzusu, kişisel istek ve tutkular, doğruyu bırakıp batıla meylettiren duygu.
Sebîlullah: Allah’ın yolu, İslam dini, doğru ve dosdoğru yol.
Tefsir:
Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife kıldık; yani sana hem peygamberlik hem de hükümdarlık verdik, insanlar arasında emirlerimizi uygulama yetkisi bahşettik. Bu büyük sorumluluk gereği, insanlar arasında hak ve adaletle hükmet. Kimseye yakınlık, düşmanlık veya menfaat duygusuyla değil, sadece Allah’ın indirdiği hükümlere göre karar ver. Nefsinin arzularına uyma; çünkü hevâya uymak, seni Allah’ın dosdoğru yolundan saptırır ve adaletten uzaklaştırır. Şüphesiz ki Allah’ın yolundan sapanlar için, hesap gününü unutmaları ve o güne iman edip hazırlık yapmamaları sebebiyle çok şiddetli bir azap vardır. Onlar, kıyamet gününü akıllarına getirmedikleri için nefislerinin isteklerine uymuşlar ve böylece sapıklığa düşmüşlerdir.
Bu hitap, sadece Hz. Davud’a değil, aynı zamanda tüm yöneticilere ve yetki sahiplerine bir uyarıdır: Adaletle hükmetmek, hevâdan uzak durmak ve ahiret bilincini kaybetmemek, her yöneticinin temel görevidir.
Ayetten Çıkarılan Faydalar:
Yöneticilik ve yetki, bir imtihan vesilesidir; bu görevin en önemli şartı, hak ve adaletle hükmetmektir.
Nefsin arzularına uymak, insanı Allah’ın yolundan saptıran en büyük tehlikedir; bu yüzden her Müslüman, özellikle de yöneticiler, hevâlarına karşı dikkatli olmalıdır.
Ahiret gününe iman ve o günün hesabını sürekli hatırda tutmak, insanı doğru yolda sabit kılar ve günahlardan alıkoyar.
Allah’ın yolundan sapmanın cezası çok şiddetlidir; bu, hem dünyada hem ahirette insanı hüsrana uğratır.
Bu ayet, İslam’ın adalet anlayışının ne kadar yüce olduğunu gösterir; hiçbir kişisel menfaat, akrabalık veya düşmanlık adaletin önüne geçemez.
Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.
Ey Davud! Seni şüphesiz yeryüzünde hükümran kıldık, o halde insanlar arasında adaletle hükmet, hevese uyma yoksa seni Allah'ın yolundan saptırır. Doğrusu, Allah'ın yolundan sapanlara, onlara, hesap gününü unutmalarına karşılık çetin azap vardır.
Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkar edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkarcıların haline!
Yoksa, inanıp yararlı iş işleyenleri, yeryüzünde, bozguncular gibi mi tutarız? Yoksa, Allah'a karşı gelmekten sakınanları yoldan çıkanlar gibi mi tutarız?
Kuran Suresi sitesi, sevgili kitabı ve arındırılmış Sünnet'i hizmet etmek, Kuran ve Sünnet müfredatında şeriat bilimlerini kolaylaştırmak, bilginin öğrencilerine önem vermek ve şeriat bilimlerini kolaylaştırmak amacıyla mütevazı bir girişim olarak kurulmuştur ve bize desteğinizden memnunuz ve Yüce Allah'tan bizi şerefli bir şekilde kabul etmesini ve amellerimizi kabul etmesini diliyoruz. .