Mâide · 95/120
Meal Okunuş — Mâide
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ ۚ وَمَن قَتَلَهُ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاءٌ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِ ۗ عَفَا اللَّهُ عَمَّا سَلَفَ ۚ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ اللَّهُ مِنْهُ ۗ وَاللَّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ ۝٩٥
Yaaa aiyuhal lazeena aamanoo laa taqtuslus saida wa antum hurum; wa man qatalahoo minkum mut`am midan fajazaaa`um mislu maa qatala minanna`ami yahkumu bihee zawaa `adlim minkum hadyam baalighal Ka`bati aw kaffaaratun ta`aamu masaakeena aw `adlu zaalika Siyaamal liyazooqa wabaala amrih; `afal laahu `ammaa salaf; wa man `aada fayanta qimul laahu minh; wallaahu `azeezun zuntiqaam
📖 Türkçe Anlam
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Hurm: İhramlı olanlar, hac veya umre niyetiyle ihrama girmiş kimseler.
  • Cezâ: Karşılık, bedel, uygulanacak yaptırım.
  • Neam: Deve, sığır, koyun ve keçi gibi ehli hayvanlar.
  • Hedy: Harem bölgesine ulaştırılıp orada kesilerek fakirlere dağıtılan kurbanlık hayvan.
  • Vebâl: Günahın kötü sonucu, ağır ceza, pişmanlık.
  • Afv: Bağışlama, affetme.
  • İntikam: Cezalandırma, öç alma.

Tefsir:

Ey iman edenler! Siz ihramlı iken (hac veya umre için ihrama girmişken) kara avını öldürmeyin. Bu, Allah’ın koyduğu bir sınır ve yasaktır. İhram, kişiyi günahlardan ve dünyevî işlerden uzaklaştıran kutsal bir hâldir; bu hâlde avlanmak, hem bu kutsallığa saygısızlık hem de Allah’ın emrine karşı gelmektir.

Kim içinizden, bu yasağı bile bile ve isteyerek bir kara avını öldürürse, onun cezası şudur: Öldürdüğü ava denk olan bir ehli hayvanı (deve, sığır, koyun veya keçi) kurban etmesi gerekir. Bu denklik, içinizden iki âdil kişinin takdiriyle belirlenir. Bu kurbanlık, Kâbe’ye ulaştırılıp Harem bölgesinde kesilir ve oradaki fakirlere dağıtılır. Eğer kurbanlık bulamazsa veya bu mümkün olmazsa, o zaman avın değeri kadar yiyeceği Harem’deki yoksullara yedirmesi gerekir. Her bir yoksula yarım sâ’ (yaklaşık 1,5 kg) yiyecek verilir. Buna da gücü yetmezse, her yarım sâ’ yiyecek karşılığında bir gün oruç tutar. Bu cezalar, kişinin yaptığı hatanın ağırlığını hissetmesi ve pişmanlık duyarak Rabbine yönelmesi içindir. Allah, kullarının ıslah olmasını ve günahlarından arınmasını ister.

Allah, bu yasağın gelmesinden önce işlenen hataları affetmiştir. Çünkü Allah, kullarına merhametlidir ve onları affetmeyi sever. Ancak bu yasak geldikten sonra kim bilerek ve ısrarla bu günaha tekrar dönerse, Allah ondan intikam alacaktır. Allah, her şeye gücü yeten, izzet sahibi ve dilediğini cezalandırmaktan âciz olmayandır. O’nun azabından kaçış yoktur; O’nun kudreti karşısında hiçbir güç duramaz.

Bu âyet, Müslümanlara hem bir uyarı hem de bir rahmettir. Allah, kullarını korumak ve onları günahtan uzaklaştırmak için bu hükümleri koymuştur. İhram, kişinin Allah’a olan bağlılığını gösteren bir ibadet hâlidir; bu hâlde avlanmak, o bağlılığa zarar verir. Bu sebeple Allah, müminlere hem dünyada hem ahirette huzur ve mutluluk versin diye bu yasakları emretmiştir. Ey iman edenler! Allah’ın sınırlarına riayet edin; çünkü bu sınırlar sizin iyiliğiniz içindir. Allah’ın affına ve rahmetine nail olmak için O’nun emirlerine uyun, yasaklarından kaçının. Unutmayın ki Allah, tövbe edenleri sever ve affeder; ancak ısrarla günah işleyenler, O’nun intikamıyla karşılaşacaktır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 93-97 — Mâide

93لَيْسَ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوا إِذَا مَا اتَّقَوا وَّآمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ثُمَّ اتَّقَوا وَّآمَنُوا ثُمَّ اتَّقَوا وَّأَحْسَنُوا ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever.
94يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَيَبْلُوَنَّكُمُ اللَّهُ بِشَيْءٍ مِّنَ الصَّيْدِ تَنَالُهُ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ اللَّهُ مَن يَخَافُهُ بِالْغَيْبِ ۚ فَمَنِ اعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.
95يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لَا تَقْتُلُوا الصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌ ۚ وَمَن قَتَلَهُ مِنكُم مُّتَعَمِّدًا فَجَزَاءٌ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ النَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِ ذَوَا عَدْلٍ مِّنكُمْ هَدْيًا بَالِغَ الْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّارَةٌ طَعَامُ مَسَاكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِ ۗ عَفَا اللَّهُ عَمَّا سَلَفَ ۚ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ اللَّهُ مِنْهُ ۗ وَاللَّهُ عَزِيزٌ ذُو انتِقَامٍ
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır.
96أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ الْبَحْرِ وَطَعَامُهُ مَتَاعًا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ ۖ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ الْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًا ۗ وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ
Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının.
97۞ جَعَلَ اللَّهُ الْكَعْبَةَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ قِيَامًا لِّلنَّاسِ وَالشَّهْرَ الْحَرَامَ وَالْهَدْيَ وَالْقَلَائِدَ ۚ ذَٰلِكَ لِتَعْلَمُوا أَنَّ اللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَأَنَّ اللَّهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ
Allah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
95Ayet

Meal — Mâide 95

Sure Mâide Ayet 95 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu…

Sure Ayet 95/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 93–97. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler