İbrâhim · 30/52
Meal Okunuş — İbrâhim
وَجَعَلُوا لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا عَن سَبِيلِهِ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى النَّارِ ۝٣٠
Wa ja`aloo lillaahi andaadal liyudilloo `an sabeelih; qul tamatta`oo fa innaa maseerakum ilan Naar
📖 Türkçe Anlam
Allah'ın yolundan sapıtmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: "Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır."
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Ebdâd (أندادًا): Eşler, benzerler, denkler.
  • Li-yudıllû (لِيُضِلُّوا): Saptırmak için, yoldan çıkarmak için.
  • Sebîl (سَبِيل): Yol, doğru yol, İslam dini.
  • Temetteû (تَمَتَّعُوا): Faydalanın, zevklenin, yararlanın.
  • Mesîr (مَصِير): Dönüş yeri, varılacak son durak.

Tefsir:

Bu âyet, müşriklerin ve kâfirlerin içler acısı halini gözler önüne seriyor. Onlar, kâinatın tek yaratıcısı, tek sahibi ve tek ilâhı olan Allah'a (c.c.) ortaklar koştular; O'na eşler, benzerler ve denkler icat ettiler. Putları, taşları, ağaçları, hatta bazen insanları O'na ortak kıldılar. Bunu yaparken de sadece kendileri sapıtmakla kalmadılar, aynı zamanda diğer insanları da Allah'ın dosdoğru yolundan, tevhid yolundan saptırmak için büyük bir gayret gösterdiler. Onların bu çabaları, insanları hakikatten uzaklaştırmak, onları batıl inançlara sürüklemek ve böylece kendi bozuk düzenlerini devam ettirmek içindi.

Allah Teâlâ, Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) hitaben bu zalimlere şöyle demesini emrediyor: "Siz istediğiniz kadar bu dünyada eğlenin, zevk ü sefa sürün, şehvetlerinize dalın ve batılınızı yaymaya çalışın! Bu dünya hayatı geçicidir, aldatıcıdır ve sonu olmayan bir oyundan ibarettir. Fakat şunu asla unutmayın: Sizin sonunuz, dönüşünüz ve varacağınız yer Cehennem'dir! Orada ebedî olarak kalacaksınız."

Bu ifade, bir tehdit ve gözdağıdır. Sanki onlara "İstediğinizi yapın, ama sonucuna katlanın!" denmektedir. Bu, Kur'an'da benzer şekilde ifade edilen "Çalışın, yapın istediğinizi, şüphesiz Allah yaptıklarınızı görendir" (Fussilet, 40) âyetiyle de aynı mesajı verir. Yani bu, onlara verilen bir mühlet ve dünyadaki geçici imkânlarla imtihan edilmeleridir. Ancak bu mühlet, onların lehine değil, aleyhine bir delil olacaktır.

Ders ve İbret:

Ey Müslüman! Bu âyet bize iki önemli gerçeği hatırlatıyor:

Birincisi: Allah'a (c.c.) ortak koşmak, O'na eş ve benzerler icat etmek, en büyük zulüm ve en büyük cehalettir. Mümin, Allah'ı bir bilir, O'na hiçbir şeyi ortak koşmaz. Kalbi yalnızca O'na bağlıdır, ibadeti yalnızca O'nadır.

İkincisi: Bu dünya hayatı, ne kadar uzun sürerse sürsün, ne kadar zevk ve eğlenceyle dolu olursa olsun, sonu olan bir yolculuktur. Asıl hayat, ahiret hayatıdır. Mümin, bu dünyada geçici zevklerin peşinde koşmaz; kalıcı olan ahiret yurdunu kazanmak için çalışır. Cehennem ateşinden sakınır, cennet nimetlerine talip olur.

Unutmayalım ki, Allah'ın (c.c.) mühlet vermesi, O'nun affetmeyeceği anlamına gelmez. Aksine, bu bir imtihandır. Kim bu imtihanı kazanırsa, ebedî kurtuluşa erer. Kim de bu imtihanı kaybederse, varacağı yer Cehennem'dir. Rabbimiz bizleri, O'na ortak koşanlardan ve sapıtanlardan değil; O'nu birleyen, O'na şükreden ve dosdoğru yolda yürüyen kullarından eylesin. Âmin.

🎧 Dinle

📜 Ayet 28-32 — İbrâhim

28۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ بَدَّلُوا نِعْمَتَ اللَّهِ كُفْرًا وَأَحَلُّوا قَوْمَهُمْ دَارَ الْبَوَارِ
Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?
29جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا ۖ وَبِئْسَ الْقَرَارُ
Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?
30وَجَعَلُوا لِلَّهِ أَندَادًا لِّيُضِلُّوا عَن سَبِيلِهِ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى النَّارِ
Allah'ın yolundan sapıtmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: "Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır."
31قُل لِّعِبَادِيَ الَّذِينَ آمَنُوا يُقِيمُوا الصَّلَاةَ وَيُنفِقُوا مِمَّا رَزَقْنَاهُمْ سِرًّا وَعَلَانِيَةً مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَ يَوْمٌ لَّا بَيْعٌ فِيهِ وَلَا خِلَالٌ
İnanan kullarıma söyle, namazı kılsınlar; alışveriş ve dostluğun olmayacağı günün gelmesinden önce, kendilerine verdiğimiz rızıktan açık ve gizli sarfetsinler.
32اللَّهُ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَأَنزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَأَخْرَجَ بِهِ مِنَ الثَّمَرَاتِ رِزْقًا لَّكُمْ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْفُلْكَ لِتَجْرِيَ فِي الْبَحْرِ بِأَمْرِهِ ۖ وَسَخَّرَ لَكُمُ الْأَنْهَارَ
Gökleri ve yeri yaratan, yukardan indirdiği su ile rızık olarak ürünler yetiştiren, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, nehirleri, belli yörüngelerinde yürüyen ay ve güneşi, geceyle gündüzü sizin buyruğunuza veren Allah'tır.
İbrâhimKuran Fihrist
52Ayet
MekkiRevelation
30Ayet

Meal — İbrâhim 30

Sure İbrâhim Ayet 30 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah'ın yolundan sapıtmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: "Yaşayın…

Sure Ayet 30/52 — İbrâhim إبراهيم (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: İbrâhim Dinle, İbrâhim Meal, İbrâhim mp3, İbrâhim pdf. Ayet 28–32. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler