Âl-i İmrân · 134/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
الَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ ۝١٣٤
Allazeena yunfiqoona fissarraaa`i waddarraaa`i wal kaazimeenal ghaiza wal aafeena `anin-naas; wallaahu yuhibbul muhsineen
📖 Türkçe Anlam
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • es-Serrâ: Bolluk, genişlik, rahatlık ve mutluluk hâli.
  • ed-Darrâ: Darlık, zorluk, sıkıntı ve üzüntü hâli.
  • el-Kâzımîn: Öfkelerini yutanlar, içlerindeki hiddeti tutanlar, gemleyenler.
  • el-Ğayz: Öfke, hiddet, kin ve içte kaynayan öfkenin taşma anı.
  • el-Âfîn: Affedenler, bağışlayanlar, cezayı hak edene ceza vermeyip hoş görenler.
  • el-Muhsinîn: İhsan sahipleri; işini en güzel şekilde yapan, güzel ahlâkı huy edinenler.

Tefsir:

Bu mübarek âyet, Allah’ın rahmetine ve cennetine kavuşan takva sahibi kulların en belirgin vasıflarını bizlere sunmaktadır. Bu vasıflar, imanın meyveleri ve güzel ahlâkın zirvesidir.

Birinci vasıf: "Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcarlar." Yani mallarını sadece ellerinin bol olduğu, rahat ve genişlik zamanlarında değil; aynı zamanda zorluk, kıtlık ve sıkıntı anlarında da infak ederler. Onların cömertliği, dünyanın hâline bağlı değildir. Çünkü onlar bilirler ki mal, Allah’ın bir emanetidir ve O’nun rızası için harcandığında bereketlenir. Darlıkta yapılan infak, imanın en güçlü delilidir; zira insan, en çok ihtiyaç duyduğu anda veriyorsa, gerçekten Allah’a güveniyor demektir.

İkinci vasıf: "Öfkelerini yutarlar." Bu, öfke anında nefse hâkim olabilmek, dilini ve elini tutabilmek, hiddetin insanı pişmanlığa sürüklemesine izin vermemektir. Öfke anında susabilmek, aslında en büyük cesarettir. Bu hâl, kişinin olgunluğunu ve imanının derinliğini gösterir. Zira öfke anında galip gelmek, nefsi yenmek demektir ki bu, en büyük cihatlardandır.

Üçüncü vasıf: "İnsanları affederler." Onlar, kendilerine zulmeden, haksızlık eden, sözleriyle veya davranışlarıyla inciten kimseleri bağışlarlar. Güçleri yettiği hâlde intikam almazlar, kin tutmazlar. Affetmek, kulun Allah’tan affedilmeyi umduğunun en açık göstergesidir. Unutmayalım ki, affeden kulları Allah da affeder.

Bu üç vasfın sonunda Yüce Allah şöyle buyurur: "Allah, ihsan sahiplerini sever." Yani bu güzel ahlâkı kendine huy edinenleri, işini en güzel şekilde yapanları, her hâl ve kârında güzelliği hedefleyenleri Allah sever. İhsan; Allah’ı görüyormuşçasına kulluk etmek, insanlara karşı da en güzel şekilde davranmaktır. Allah’ın sevgisini kazanmak, cennetin en büyük mükâfatıdır.

Bu âyet bizlere, cennete giden yolun sadece namaz ve oruçtan ibaret olmadığını; aynı zamanda güzel ahlâk, cömertlik, öfkeye hâkimiyet ve affedicilikten geçtiğini öğretmektedir. Ey mümin! Sen de bu vasıfları kendine rehber edin. Bollukta da darlıkta da vermekten çekinme. Öfkelendiğinde sus, affet, bağışla. Bil ki, Allah’ın sevgisini kazanan bir kul, dünyada da ahirette de en büyük kurtuluşa ermiştir. Bu güzel ahlâkı hayatına geçirdiğinde, hem kalbin huzur bulacak hem de Rabb’inin rızasına ulaşacaksın.



📜 Ayet 132-136 — Âl-i İmrân

132وَأَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
Size merhamet edilmesi için, Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.
133۞ وَسَارِعُوا إِلَىٰ مَغْفِرَةٍ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ
Rabbinizin mağfiretine ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun.
134الَّذِينَ يُنفِقُونَ فِي السَّرَّاءِ وَالضَّرَّاءِ وَالْكَاظِمِينَ الْغَيْظَ وَالْعَافِينَ عَنِ النَّاسِ ۗ وَاللَّهُ يُحِبُّ الْمُحْسِنِينَ
Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler. Allah iyilik yapanları sever.
135وَالَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً أَوْ ظَلَمُوا أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا اللَّهَ فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلَّا اللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا عَلَىٰ مَا فَعَلُوا وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Onlar fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah'tan başka bağışlayan kim vardır? Onlar, yaptıklarında bile bile direnmezler.
136أُولَٰئِكَ جَزَاؤُهُم مَّغْفِرَةٌ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ۚ وَنِعْمَ أَجْرُ الْعَامِلِينَ
Onların hareketlerinin karşılığı Rablerinden bağışlanma ve altlarından ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlerdir. İyi davrananların ne güzel ecri vardır!
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
134Ayet

Meal — Âl-i İmrân 134

Sure Âl-i İmrân Ayet 134 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Onlar bollukta ve darlıkta sarfederler, öfkelerini yenerler, insanların kusurlarını affederler.…

Sure Ayet 134/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 132–136. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler