Âl-i İmrân · 15/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
۞ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ ۝١٥
Qul a`unabbi `ukum bikhairim min zaalikum; lillazeenat taqaw `inda Rabbihim jannaatun tajree min tahtihal anhaaru khaalideena feehaa wa azwaajum mutahharatunw wa ridwaanum minal laah; wallaahu baseerum bil`ibaad
📖 Türkçe Anlam
De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rab'lerinin katında, altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkiyle görücüdür.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Eünebbiüküm: Size haber vereyim mi?
  • İttekav: Allah'tan korkup sakınanlar, O'na karşı gelmekten kaçınanlar.
  • Cennât: İçinde her türlü nimetin bulunduğu, ağaçları ve köşkleriyle bezeli bahçeler, cennetler.
  • Tecrî min tahtihâl-enhâr: Altlarından ırmaklar akan.
  • Hâlidîne fîhâ: Orada ebedî, sonsuza dek kalacaklar.
  • Ezvâcün mutahharah: Her türlü kusurdan, pislikten ve kötü huydan arındırılmış tertemiz eşler.
  • Rıdvân: Allah'ın hoşnutluğu, razı olması.
  • Basîr: Her şeyi gören, kullarının bütün hallerini bilen.

Tefsir:

Ey Resûl! Bu dünya hayatının süsü olan kadınlara, evlada, yığınla altın ve gümüşe, güzel atlara, davarlara ve ekinlere karşı insanların kalbi ne kadar da meylediyor! İşte bunlar, geçici birer meta olan dünya nimetleridir. Fakat sen onlara de ki: "Size, bu dünya zevklerinden çok daha hayırlısını, çok daha üstününü haber vereyim mi?"

O hayırlı olan şey, Allah'a karşı gelmekten sakınan, O'nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınan takva sahipleri için Rablerinin katında hazırlanmıştır. Bu, altından ırmaklar akan, köşkleri ve ağaçlarıyla göz kamaştıran cennetlerdir. Onlar orada ebedî kalacaklar, asla ölüm yok, asla ayrılık yok. Orada onlar için her türlü pislikten, ay hâlinden, doğum sancısından ve kötü ahlâktan arındırılmış tertemiz eşler vardır. Onlar, gözlerin görüp gönüllerin arzuladığı her güzelliğe sahiptirler.

Fakat tüm bunların da ötesinde, en büyük nimet, en yüce mükâfat vardır: Allah'ın rızası! Evet, cennetin en güzel köşkleri, en tatlı ırmakları, en temiz eşleri... Hepsi güzeldir. Ama Allah'ın kulundan razı olması, ona hoşnutlukla bakması, bunların hepsinden daha büyük ve daha değerlidir. Çünkü Rabbin rızası, cennetin bütün nimetlerini kuşatan ve onlara anlam katan en yüce lütuftur.

İşte ey insanlar! Siz dünyanın geçici süsüne aldanıp duruyorsunuz. Oysa Allah, kullarının her halini görmektedir. Kimin samimi olarak kendisine yöneldiğini, kimin dünyaya dalıp ahireti unuttuğunu çok iyi bilir. O, iyilik edenleri mükâfatlandıracak, kötülük edenleri de adaletiyle karşılık verecektir. Hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz.

Ey kardeşim! Bu dünyanın çekici süsleri seni aldatmasın. Bunlar bir gün mutlaka sona erecek, geriye sadece yaptıkların kalacaktır. Ama takva sahipleri için hazırlanan o ebedî yurt, işte asıl hayır odur. Oraya ulaşmak için bugün atacağın küçük bir adım, edeceğin bir dua, işleyeceğin bir iyilik... Hepsi seni o büyük nimete yaklaştıracaktır. Allah'ın rızasını kazanmak, dünyanın bütün hazinelerinden daha hayırlıdır. Öyleyse gönlünü dünyaya değil, Rabbine bağla. Çünkü O, seni görmekte ve sana en güzel karşılığı vermeye hazırdır.



📜 Ayet 13-17 — Âl-i İmrân

13قَدْ كَانَ لَكُمْ آيَةٌ فِي فِئَتَيْنِ الْتَقَتَا ۖ فِئَةٌ تُقَاتِلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْيَ الْعَيْنِ ۚ وَاللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِ مَن يَشَاءُ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَعِبْرَةً لِّأُولِي الْأَبْصَارِ
Karşı karşıya gelen iki topluluğun durumlarında sizin için ibret vardır; biri Allah yolunda savaşanlardır, diğeri inkarcılardır ki, bunlar karşı tarafı gözleriyle kendilerinin iki misli görüyorlardı. Allah dilediğini yardımıyla destekler. Bunda görebilenler için ibret vardır.
14زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ مِنَ النِّسَاءِ وَالْبَنِينَ وَالْقَنَاطِيرِ الْمُقَنطَرَةِ مِنَ الذَّهَبِ وَالْفِضَّةِ وَالْخَيْلِ الْمُسَوَّمَةِ وَالْأَنْعَامِ وَالْحَرْثِ ۗ ذَٰلِكَ مَتَاعُ الْحَيَاةِ الدُّنْيَا ۖ وَاللَّهُ عِندَهُ حُسْنُ الْمَآبِ
Kadınlara, oğullara, kantar kantar altın ve gümüşe, nişanlı atlar ve develere, ekinlere karşı aşırı sevgi beslemek insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar dünya hayatının nimetleridir, oysa gidilecek yerin güzeli Allah katındadır.
15۞ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ اتَّقَوْا عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَاجٌ مُّطَهَّرَةٌ وَرِضْوَانٌ مِّنَ اللَّهِ ۗ وَاللَّهُ بَصِيرٌ بِالْعِبَادِ
De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Allah'a karşı gelmekten sakınanlara, Rab'lerinin katında, altlarından ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkiyle görücüdür.
16الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
17الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
Onlar ki, "Rabbimiz! Biz şüphesiz inandık, bunun için günahlarımızı bize bağışla ve bizi ateşin azabından koru" diyen, sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra sarfeden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
15Ayet

Meal — Âl-i İmrân 15

Sure Âl-i İmrân Ayet 15 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : De ki: Bundan daha iyisini size haber vereyim mi? Allah'a…

Sure Ayet 15/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 13–17. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler