Âl-i İmrân · 186/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
۞ لَتُبْلَوُنَّ فِي أَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا أَذًى كَثِيرًا ۚ وَإِن تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ ۝١٨٦
Latublawunna feee amwaalikum wa anfusikum wa latasma`unna minal lazeena ootul Kitaaba min qablikum wa minal lazeena ashrakooo azan kaseeraa; wa in tasbiroo wa tattaqoo fa inna zaalika min `azmil umoor
📖 Türkçe Anlam
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Tüblevunne (لَتُبْلَوُنَّ): Mutlaka imtihan edileceksiniz, denenip sınanacaksınız.
  • Ezvâ (أَذًى): Eziyet, incitme, rahatsız etme, hakaret ve kötü sözler.
  • Azm (عَزْم): Kesin kararlılık, sağlam irade, azim ve kararlılıkla yapılan iş.

Tefsir:

Ey iman edenler! Bilin ki Allah Teâlâ, sizleri mutlaka çeşitli imtihanlardan geçirecektir. Bu imtihan, mallarınızla ve canlarınızla olacaktır. Mallarınızla imtihan; üzerinize farz kılınan zekâtı, sadakayı ve infakı yerine getirmekle, ayrıca mallarınıza gelecek afetler, zararlar ve kayıplarla gerçekleşecektir. Canlarınızla imtihan ise; size emredilen ibadetleri ve görevleri yerine getirmek, hastalık, yaralanma, sevdiklerinizi kaybetme ve hatta Allah yolunda canınızı feda etme gibi durumlarla olacaktır. Bütün bunlar, gerçek mümin ile münafık olanı birbirinden ayırmak içindir. Sabreden ve samimi olan, bu imtihanlardan yüzünün akıyla çıkacaktır.

Ey müminler! Şunu da bilin ki, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden (Yahudi ve Hristiyanlardan) ve Allah'a ortak koşanlardan (müşrik Araplardan) mutlaka çokça eziyet işiteceksiniz. Onlar, sizin dininize dil uzatacaklar, Peygamberinize hakaret edecekler, inancınızla alay edecekler ve kalbinizi acıtacak sözler söyleyeceklerdir. Bu, Allah'ın ezeli kanunudur; hak batılla mücadele ederken bu tür sıkıntılarla karşılaşmak kaçınılmazdır.

İşte bu noktada ey iman edenler! Eğer siz bu eziyetlere, bu imtihanlara karşı sabreder ve Allah'a karşı takvalı davranırsanız —yani O'nun emirlerini yerine getirip yasaklarından kaçınarak yaşarsanız— işte bu, azmedilmesi gereken en büyük işlerdendir. Bu, Allah katında en değerli olan, akıllı ve olgun müminlerin yarıştığı, büyük bir fazilettir. Sabır ve takva, belalar karşısında müminin en güçlü silahıdır. Bu iki haslet, dünyada huzurun, ahirette ise kurtuluşun anahtarıdır.

Sevgili kardeşlerim! Bu ayet, müminlere hem bir uyarı hem de bir müjdedir. Uyarıdır; çünkü bu yolda eziyet ve imtihanların olacağını haber verir. Müjdedir; çünkü sabreden ve takvalı olanların bu imtihanlardan büyük bir ecir ve dereceyle çıkacağını müjdeler. Unutmayalım ki, bu dünya bir imtihan yeridir ve cennetin yolu, sabır ve takvadan geçer. Allah'a güvenin, O'nun vaadine inanın ve sabredin. Çünkü Allah, sabredenlerle beraberdir. Bu imtihanlar geçicidir, ama kazanılacak mükâfat sonsuzdur. Öyleyse ey müminler, bu dünyada karşılaştığınız her zorluğa sabırla ve takvayla karşılık verin ki, ahirette ebedi kurtuluşa eresiniz.

🎧 Dinle

📜 Ayet 184-188 — Âl-i İmrân

184فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِّن قَبْلِكَ جَاءُوا بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنِيرِ
Seni yalancı saydılarsa, senden önce belgeler, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
185كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ۗ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ۖ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ النَّارِ وَأُدْخِلَ الْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ ۗ وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ
Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir geçinmeden ibarettir.
186۞ لَتُبْلَوُنَّ فِي أَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ الَّذِينَ أَشْرَكُوا أَذًى كَثِيرًا ۚ وَإِن تَصْبِرُوا وَتَتَّقُوا فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ الْأُمُورِ
And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah'a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah'a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.
187وَإِذْ أَخَذَ اللَّهُ مِيثَاقَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ لَتُبَيِّنُنَّهُ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُ فَنَبَذُوهُ وَرَاءَ ظُهُورِهِمْ وَاشْتَرَوْا بِهِ ثَمَنًا قَلِيلًا ۖ فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ
Allah, Kitap verilenlerden, onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz, diye ahid almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp az bir değere değiştiler. Alış verişleri ne kötüdür!
188لَا تَحْسَبَنَّ الَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَا أَتَوا وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍ مِّنَ الْعَذَابِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Ettiklerine sevinen ve yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananların, sakın onların azabdan kurtulacaklarını sanma; elem verici azab onlaradır.
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
186Ayet

Meal — Âl-i İmrân 186

Sure Âl-i İmrân Ayet 186 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden…

Sure Ayet 186/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 184–188. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler