Âl-i İmrân · 97/200
Meal Okunuş — Âl-i İmrân
فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًاۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلًاۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ  ۝٩٧
Feehi Aayaatum baiyinaatum Maqaamu Ibraaheema wa man dakhalahoo kaana aaminaa; wa lillaahi `alan naasi Hijjul Baiti manis tataa`a ilaihi sabeelaa; wa man kafara fa innal laaha ghaniyyun `anil `aalameen
📖 Türkçe Anlam
Orada apaçık deliller vardır, İbrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Âyâtün beyyinât: Apaçık, açık seçik deliller ve işaretler.
  • Makâmü İbrâhîm: Hz. İbrahim'in, Kâbe'yi inşa ederken üzerine çıktığı ve ayak izleri bulunan makam taşı.
  • Men dahalehû: Oraya (Harem-i Şerif'e) giren kimse.
  • Emine: Güvende olur, korkudan emin olur.
  • Haccü'l-beyt: Kâbe'yi ziyaret edip hac ibadetini yerine getirmek.
  • İstetâa ileyhi sebîlâ: Oraya ulaşmaya güç yetirebilen, yol bulabilen kimse.
  • Kefere: İnkâr etti, reddetti.

Tefsir:

Bu mübarek âyet, Allah'ın evi olan Kâbe'nin şerefini ve yüceliğini bizlere haber vermektedir. O kutlu beldede, Allah'ın kudretini ve azametini gösteren apaçık deliller, nişaneler vardır. Bunların en başında Makam-ı İbrahim gelir. Bu, Hz. İbrahim'in (aleyhisselam) oğlu Hz. İsmail ile birlikte Kâbe'nin duvarlarını yükseltirken üzerine bastığı mübarek taştır. Allah, bu taşı mucize olarak korumuş ve üzerinde Hz. İbrahim'in ayak izlerini bugüne kadar ulaştırmıştır. Bu taş, Allah'ın dostu olan bir peygamberin hatırasını yaşatan ve onun teslimiyetini, fedakârlığını bizlere hatırlatan müstesna bir nişanedir.

Yine bu mübarek beldenin bereketlerinden biri de şudur: Kim o Harem-i Şerif'e girerse, o kimse güven içinde olur. Orada canı ve malı emanettedir; kimse ona kötülük edemez. Bu, Allah'ın o kutsal mekâna verdiği özel bir güvencedir. Bu durum, İslam'ın güven ve emniyet dini olduğunu da gözler önüne serer; Müslüman, girdiği her yere güven götüren, kendisi de güven içinde yaşayan kimsedir.

Âyetin devamında ise Allah Teâlâ, kullarına çok büyük bir nimet ve şeref olan hac ibadetini farz kıldığını bildiriyor: "Gitmeye gücü yetenlerin o Beyt'i haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerindeki hakkıdır." Bu, Allah'ın sonsuz rahmetinin bir tecellisidir. Kul, bu çağrıya icabet ederek dünyanın dört bir yanından akın akın O'nun evine koşar; günahlarından arınır, tertemiz bir kul olarak geri döner. Hac, Müslümanların kardeşliğinin, eşitliğinin ve Allah'a teslimiyetinin en büyük göstergesidir.

Ancak bu büyük ibadeti inkâr eden, onu hafife alan veya gücü yettiği halde terk eden kimse bilsin ki, Allah'ın bu ibadete ve kulların ibadetine ihtiyacı yoktur. Allah, bütün âlemlerden ve onların amellerinden müstağnidir. O, zengindir; kullarının ibadetine muhtaç değildir. Asıl muhtaç olan, bu rahmet kapısından mahrum kalan insandır. O halde ey Müslüman! Bu büyük nimete şükret, gücün yettiğinde bu çağrıya icabet et ve Allah'ın evini ziyaret ederek O'nun rızasını kazanmaya çalış. Unutma ki, bu dünyada Kâbe'ye koşanlar, ahirette Allah'ın huzuruna yüzü ak, günahlarından arınmış olarak varacaklardır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 95-99 — Âl-i İmrân

95قُلۡ صَدَقَ ٱللَّهُۗ فَٱتَّبِعُواْ مِلَّةَ إِبۡرَٰهِيمَ حَنِيفًاۖ وَمَا كَانَ مِنَ ٱلۡمُشۡرِكِينَ 
De ki: "Allah doğru söyledi, doğruya meyleden İbrahim'in dinine uyun; O, puta tapanlardan değildi".
96إِنَّ أَوَّلَ بَيۡتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِّلۡعَٰلَمِينَ 
Doğrusu insanlar için ilk kurulan ev, Mekke'de, dünyalar için mübarek ve doğru yol gösteren Kabe'dir.
97فِيهِ ءَايَٰتُۢ بَيِّنَٰتٌ مَّقَامُ إِبۡرَٰهِيمَۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًاۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلۡبَيۡتِ مَنِ ٱسۡتَطَاعَ إِلَيۡهِ سَبِيلًاۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِيٌّ عَنِ ٱلۡعَٰلَمِينَ 
Orada apaçık deliller vardır, İbrahim'in makamı vardır; kim oraya girerse, güvenlik içinde olur; oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe'yi haccetmesi gereklidir. Kim inkar ederse, bilsin ki; doğrusu Allah alemlerden müstağnidir.
98قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَكۡفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعۡمَلُونَ 
De ki: "Ey Kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken, niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?"
99قُلۡ يَٰٓأَهۡلَ ٱلۡكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنۡ ءَامَنَ تَبۡغُونَهَا عِوَجًا وَأَنتُمۡ شُهَدَآءُۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعۡمَلُونَ 
De ki: "Ey Kitap ehli! Siz doğru olduğuna şahidken, niçin inananları Allah'ın yolunu eğri göstermeğe yeltenerek ondan çeviriyorsunuz? Allah işlediklerinizden gafil değildir".
Âl-i İmrânKuran Fihrist
200Ayet
MedeniRevelation
97Ayet

Meal — Âl-i İmrân 97

Sure Ayet 97/200 — Âl-i İmrân آل عمران (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Âl-i İmrân Dinle, Âl-i İmrân Meal, Âl-i İmrân mp3, Âl-i İmrân pdf. Ayet 95–99. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler