Mâide · 106/120
Meal Okunuş — Mâide
يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ شَهَٰدَةُ بَيۡنِكُمۡ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ حِينَ ٱلۡوَصِيَّةِ ٱثۡنَانِ ذَوَا عَدۡلٍ مِّنكُمۡ أَوۡ ءَاخَرَانِ مِنۡ غَيۡرِكُمۡ إِنۡ أَنتُمۡ ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةُ ٱلۡمَوۡتِۚ تَحۡبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعۡدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ لَا نَشۡتَرِي بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ وَلَا نَكۡتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلۡأٓثِمِينَ  ۝١٠٦
Yaaa aiyuhal lazeena aamanoo shahaadatu bainikum izaa hadara ahadakumul mawtu heenal wasiyyatis naani zawaa `adlim minkum aw aakharaani min ghairikum in antum darabtum fil ardi fa asaabatkum museebatul mawt; tahbi soonahumaa mim ba`dis Salaati fa yuqsimaani billaahi inirtabtum laa nashtaree bihee samananw wa law kaana zaa qurbaa wa laa naktumu shahaadatal laahi innaaa izal laminal aasimeen
📖 Türkçe Anlam
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Şehâdetu beyniküm: Aranızda şahitlik, vasiyet anında şahit tutma.
  • Zevâ adl: Âdil, doğru ve güvenilir iki kişi.
  • Min ğayriküm: Sizden olmayan, yani gayrimüslimlerden.
  • Darabtüm fil-ard: Yeryüzünde yolculuk yapmanız, sefere çıkmanız.
  • Müsîbetül-mevt: Ölümün gelip çatması, ölüm anına yaklaşma.
  • Tahbisûnehümâ: Onları alıkoyarsınız, durdurursunuz.
  • İrtabtüm: Şüpheye düşerseniz, tereddüt ederseniz.
  • Lâ neşterî bihi semenen: Onun (Allah'ın adını anarak yemin etmenin) karşılığında dünyalık bir bedel almayız.
  • İnnâ izen le-minel-âsirîn: O takdirde biz gerçekten günahkârlardan oluruz.

Tefsir:

Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne kalpten inanıp hayatınızı O'nun rızasına göre düzenleyen müminler! Sizden birinize ölüm yaklaşıp da vasiyet etmek istediği zaman, bu vasiyete şahitlik edecek iki âdil Müslümanı şahit tutun. Ancak yolculukta iken ölüm size gelip çatmışsa ve Müslüman şahit bulamama durumu söz konusuysa, o zaman gayrimüslimlerden de iki kişiyi şahit tutabilirsiniz. Bu, dinin size kolaylık sağlamasıdır; zira amaç, hakkın korunması ve adaletin tecellisidir.

Eğer bu şahitlerin doğruluğundan şüpheye düşerseniz, onları namazdan sonra (özellikle ikindi namazını müteakip) alıkoyar ve Allah adına yemin ettirirsiniz. Onlar da şöyle yemin ederler: "Biz, bu yemin karşılığında dünyalık hiçbir bedel almayız; yakınımız bile olsa, hiç kimseyi kayırmayız ve Allah'ın bize yüklediği şahitliği asla gizlemeyiz. Eğer gizlersek, o takdirde biz gerçekten günahkârlardan oluruz."

Bu hüküm, İslam'ın adalete ve emanete verdiği büyük önemin bir göstergesidir. Ölüm anında dahi insanın hakkı gözetilir, vasiyetin yerine getirilmesi garanti altına alınır. Bu, müminin dünya hayatındaki son anlarında bile hukuka riayet etmesini emreden yüce bir ahlak düsturudur. Allah Teâlâ, kullarının birbirlerine karşı olan haklarını korumayı ve adaleti ayakta tutmayı böylece öğretmektedir.

Ey müminler! Bu âyet, size ölüm anında dahi doğruluktan ayrılmamanızı, şahitliğin kutsallığını ve emanetin korunmasını öğretmektedir. Unutmayın ki Allah, her şeyi gören ve işitendir; siz yeminlerinizde ve şahitliklerinizde ne kadar dürüst olursanız, Allah katında o kadar değerli olursunuz. Bu dünyada elde edeceğiniz hiçbir menfaat, ahiretteki ebedi kurtuluşun yerini tutamaz. Öyleyse, Allah'ın emrine uyun, adaleti ayakta tutun ve O'nun rızasını kazanmaya çalışın. İşte bu, gerçek kurtuluşun ve mutluluğun yoludur.

🎧 Dinle

📜 Ayet 104-108 — Mâide

104وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ تَعَالَوۡاْ إِلَىٰ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ وَإِلَى ٱلرَّسُولِ قَالُواْ حَسۡبُنَا مَا وَجَدۡنَا عَلَيۡهِ ءَابَآءَنَآۚ أَوَلَوۡ كَانَ ءَابَآؤُهُمۡ لَا يَعۡلَمُونَ شَيۡـًٔا وَلَا يَهۡتَدُونَ 
Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
105يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ عَلَيۡكُمۡ أَنفُسَكُمۡۖ لَا يَضُرُّكُم مَّن ضَلَّ إِذَا ٱهۡتَدَيۡتُمۡۚ إِلَى ٱللَّهِ مَرۡجِعُكُمۡ جَمِيعًا فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ 
Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
106يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ شَهَٰدَةُ بَيۡنِكُمۡ إِذَا حَضَرَ أَحَدَكُمُ ٱلۡمَوۡتُ حِينَ ٱلۡوَصِيَّةِ ٱثۡنَانِ ذَوَا عَدۡلٍ مِّنكُمۡ أَوۡ ءَاخَرَانِ مِنۡ غَيۡرِكُمۡ إِنۡ أَنتُمۡ ضَرَبۡتُمۡ فِي ٱلۡأَرۡضِ فَأَصَٰبَتۡكُم مُّصِيبَةُ ٱلۡمَوۡتِۚ تَحۡبِسُونَهُمَا مِنۢ بَعۡدِ ٱلصَّلَوٰةِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ إِنِ ٱرۡتَبۡتُمۡ لَا نَشۡتَرِي بِهِۦ ثَمَنًا وَلَوۡ كَانَ ذَا قُرۡبَىٰ وَلَا نَكۡتُمُ شَهَٰدَةَ ٱللَّهِ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلۡأٓثِمِينَ 
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.
107فَإِنۡ عُثِرَ عَلَىٰٓ أَنَّهُمَا ٱسۡتَحَقَّآ إِثۡمًا فَـَٔاخَرَانِ يَقُومَانِ مَقَامَهُمَا مِنَ ٱلَّذِينَ ٱسۡتَحَقَّ عَلَيۡهِمُ ٱلۡأَوۡلَيَٰنِ فَيُقۡسِمَانِ بِٱللَّهِ لَشَهَٰدَتُنَآ أَحَقُّ مِن شَهَٰدَتِهِمَا وَمَا ٱعۡتَدَيۡنَآ إِنَّآ إِذًا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ 
Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
108ذَٰلِكَ أَدۡنَىٰٓ أَن يَأۡتُواْ بِٱلشَّهَٰدَةِ عَلَىٰ وَجۡهِهَآ أَوۡ يَخَافُوٓاْ أَن تُرَدَّ أَيۡمَٰنُۢ بَعۡدَ أَيۡمَٰنِهِمۡۗ وَٱتَّقُواْ ٱللَّهَ وَٱسۡمَعُواْۗ وَٱللَّهُ لَا يَهۡدِي ٱلۡقَوۡمَ ٱلۡفَٰسِقِينَ 
Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez.
MâideKuran Fihrist
120Ayet
MedeniRevelation
106Ayet

Meal — Mâide 106

Sure Ayet 106/120 — Mâide المائدة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Mâide Dinle, Mâide Meal, Mâide mp3, Mâide pdf. Ayet 104–108. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler