Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Tilke (تِلْكَ): Bu, o (işaret zamiri)
- Ni'metün (نِعْمَةٌ): Nimet, iyilik, lütuf
- Temünnühâ (تَمُنُّهَا): Onu başa kakan, minnet eden bir şekilde sayıyorsun
- Abbedte (عَبَّدتَ): Köleleştirdin, kul edindin, esir aldın
Tefsir:
Hz. Musa (a.s.), Firavun'un kendisini yetiştirmesini bir nimet olarak hatırlatıp bununla övünmesi üzerine, ona son derece yerinde ve etkileyici bir cevap vermektedir. Bu cevap, hem bir peygamberin hikmetini hem de zalim bir yöneticiye karşı cesurca hakikati söylemenin örneğini gözler önüne serer.
Hz. Musa, "Sen beni çocukken himayene aldın, büyüttün, bu benim üzerimde bir nimettir" diyen Firavun'a şöyle der: "Evet, senin beni yetiştirmen bir nimettir, fakat sen bu nimeti başıma kakıyorsun. Oysa sen, benim kavmim olan İsrailoğulları'nı köleleştirdin, onların erkek çocuklarını boğazladın, kadınlarını ise sağ bırakıp hizmetçi olarak kullandın. Senin bana yaptığın bu iyilik, kavmime yaptığın bunca zulmün yanında ne ifade eder ki?"
Burada Hz. Musa'nın cevabındaki inceliğe dikkat edelim: O, Firavun'un iyiliğini tamamen inkâr etmiyor, ancak bu iyiliğin, yapılan zulümler karşısında hiçbir şey ifade etmediğini, hatta bu iyiliğin bile aslında bir zulüm aracı olduğunu ima ediyor. Çünkü Firavun, Hz. Musa'yı öldürmekten vazgeçip onu sarayında büyütmekle aslında kendi zulmünü sürdürmüş, ancak bu kez farklı bir şekilde İsrailoğulları'na eziyet etmeye devam etmiştir.
Bu ayet bize şu dersleri verir:
Birincisi: İyilik yapan bir kimse, yaptığı iyiliği başa kakmamalıdır. Firavun'un yaptığı gibi minnet altında bırakmak, iyiliği değersizleştirir. Müslüman olarak bizler, yaptığımız iyilikleri Allah rızası için yapmalı, karşılık beklememeli ve başa kakmamalıyız.
İkincisi: Zulüm ve haksızlık, hiçbir iyilikle örtbas edilemez. Firavun, bir kişiye (Hz. Musa'ya) iyilik yaparken binlerce kişiye zulmediyordu. Bu, adalet ve hakkaniyetle bağdaşmaz. İslam, her zaman adaleti emreder ve zulmün her türlüsünü yasaklar.
Üçüncüsü: Hz. Musa'nın bu cevabı, bir Müslümanın zalim bir yönetici karşısında nasıl cesur ve hikmetli konuşması gerektiğini gösterir. O, Firavun'un sarayında büyümüş olmasına rağmen, hakikati söylemekten çekinmemiş, kavminin hakkını savunmuştur.
Dördüncüsü: Bu ayet, Allah'ın dinini tebliğ ederken, hiçbir dünyevi menfaatin veya geçmiş iyiliklerin bizi hakikati söylemekten alıkoymaması gerektiğini öğretir. Hz. Musa, Firavun'un kendisine yaptığı iyiliği unutmamış, ancak bu iyiliğin, kavmine yapılan zulmü meşrulaştıramayacağını ifade etmiştir.
Sevgili kardeşlerim, bu ayet bize gösteriyor ki, hak ve adalet her şeyin üzerindedir. Bir kimse size iyilik yapmış olsa bile, bu onun başkalarına zulmetmesini meşru kılmaz. Mümin, her zaman hakkı söylemeli, zulme karşı durmalı ve mazlumun yanında olmalıdır. Allah'ın rızası, kulun rızasından üstündür. Bizler de Hz. Musa gibi, hangi ortamda olursak olalım, hakikati haykırmaktan asla vazgeçmeyelim. Çünkü Allah, hakikati söyleyenleri sever ve onları zalimlerin şerrinden korur.
📜 Ayet 20-24 — Şuarâ
Meal — Şuarâ 22
Sure Şuarâ Ayet 22 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Musa: "O işi kasden yaptımsa sapıklardan biri sayılırım. Bu yüzden…Sure Ayet 22/227 — Şuarâ الشعراء (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Şuarâ Dinle, Şuarâ Meal, Şuarâ mp3, Şuarâ pdf. Ayet 20–24. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










