Nisâ · 99/176
Meal Okunuş — Nisâ
فَأُولَٰئِكَ عَسَى اللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا ۝٩٩
Fa ulaaa`ika `asal laahu ai ya`fuwa `anhum; wa kaanal laahu `Afuwwan Ghafooraa
📖 Türkçe Anlam
İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır.

🎧 Dinle
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • عَسَى (asâ): Umulur ki, olması beklenir. Allah hakkında kullanıldığında kesin bir vaadi ifade eder.
  • يَعْفُوَ (ya'fuve): Affeder, bağışlar, günahı siler.
  • عَفُوًّا (afuvven): Çok affedici, affetmesi geniş olan.
  • غَفُورًا (ğafûran): Çok bağışlayan, günahları örten ve yarlığayan.

Tefsir:

Bu mübarek ayet, bir önceki ayette geçen hicret (Allah yolunda göç) emrini yerine getiremeyen, ancak gerçekten mazeret sahibi olan zayıf ve aciz kimseler hakkında inmiştir. Bunlar; erkek, kadın ve çocuklardan oluşan, ellerinden hiçbir şey gelmeyen, ne kendilerini savunacak güçleri ne de hicret edecek bir yol bulabilen kimselerdir. Onlar, küfür diyarında zorla tutulmuş, imanlarını gizlemek zorunda kalmış ve kalben Müslüman oldukları halde fiilen hicret edememişlerdir.

İşte Yüce Allah, bu samimi ama aciz kulları hakkında buyuruyor ki: "İşte onlar, Allah'ın kendilerini affetmesi umulan kimselerdir." Buradaki "umma" ifadesi, Allah'ın vaadi anlamındadır; çünkü Allah bir şeyi umduğunu söylerse, o mutlaka gerçekleşir. Allah onların içinde bulundukları zor durumu, kalplerindeki imanı ve hicret etme arzularını bilir; bu yüzden onları mazur görür ve affını üzerlerine indirir.

Ayetin sonunda ise Allah kendini iki güzel isimle tanıtır: "Allah, çok affedici ve çok bağışlayıcıdır." Bu, müminlere ne büyük bir müjdedir! Kul, elinden geleni yaptıktan sonra aciz kaldığı konularda Allah'ın affına sığınabilir. Allah'ın affı, kullarının günahlarını silmekle kalmaz; aynı zamanda onları günah kirlerinden arındırır, temizler ve rahmetiyle kuşatır.

Sevgili kardeşlerim! Bu ayet bize, İslam'ın ne kadar merhametli ve kolaylık dini olduğunu gösterir. Allah, gücü yetmeyen kullarına asla güçlerinin üstünde bir sorumluluk yüklemez. Önemli olan, kalbin imanla dolu olması ve niyetin halis olmasıdır. Kim gerçekten bir hayra niyet eder, ancak engeller yüzünden yapamazsa, Allah onu niyetiyle birlikte mükâfatlandırır. Bu, Rabbimizin sonsuz lütfunun bir tecellisidir.

Öyleyse ey müminler! Siz de Allah'ın bu affediciliğinden ümit kesmeyin. Hangi şartta olursanız olun, Allah'a yönelin, O'na sığının. O, sizi affetmek için fırsat kollar. Tövbe kapısı her zaman açıktır; yeter ki kul, Rabbine dönsün ve O'ndan af dilesin. Allah'ın affı ve bağışlaması, bütün günahları kuşatır. O, kullarını sever ve onların bağışlanmasından hoşnut olur.



📜 Ayet 97-101 — Nisâ

97إِنَّ الَّذِينَ تَوَفَّاهُمُ الْمَلَائِكَةُ ظَالِمِي أَنفُسِهِمْ قَالُوا فِيمَ كُنتُمْ ۖ قَالُوا كُنَّا مُسْتَضْعَفِينَ فِي الْأَرْضِ ۚ قَالُوا أَلَمْ تَكُنْ أَرْضُ اللَّهِ وَاسِعَةً فَتُهَاجِرُوا فِيهَا ۚ فَأُولَٰئِكَ مَأْوَاهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَسَاءَتْ مَصِيرًا
Kendilerine yazık edenlerin melekler canlarını aldıkları zaman onlara: "Ne yaptınız bakalım?" deyince, "Biz yeryüzünde zavallı kimselerdik" diyecekler, melekler de: "Allah'ın arzı geniş değil miydi? Hicret etseydiniz ya!" cevabını verecekler. Onlarınvaracakları yer cehennemdir. Orası ne kötü dönülecek yerdir!
98إِلَّا الْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ الرِّجَالِ وَالنِّسَاءِ وَالْوِلْدَانِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا
Çaresiz kalan, yol bulamayan zavallı erkek, kadın ve çocuklar müstesnadırlar.
99فَأُولَٰئِكَ عَسَى اللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ ۚ وَكَانَ اللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا
İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır.
100۞ وَمَن يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيرًا وَسَعَةً ۚ وَمَن يَخْرُجْ مِن بَيْتِهِ مُهَاجِرًا إِلَى اللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ يُدْرِكْهُ الْمَوْتُ فَقَدْ وَقَعَ أَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ ۗ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
Allah yolunda hicret eden kişi, yeryüzünde çok bereketli yer ve genişlik bulur. Evinden, Allah'a ve Peygamberine hicret ederek çıkan kimseye ölüm gelirse, onun ecrini vermek Allah'a düşer. Allah bağışlar ve merhamet eder.
101وَإِذَا ضَرَبْتُمْ فِي الْأَرْضِ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَن تَقْصُرُوا مِنَ الصَّلَاةِ إِنْ خِفْتُمْ أَن يَفْتِنَكُمُ الَّذِينَ كَفَرُوا ۚ إِنَّ الْكَافِرِينَ كَانُوا لَكُمْ عَدُوًّا مُّبِينًا
Yolculuk ettiğinizde, kafirlerin size bir fenalık yapmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızda size bir sorumluluk yoktur. Zira kafirler, size apaçık düşmandırlar.
NisâKuran Fihrist
176Ayet
MedeniRevelation
99Ayet

Meal — Nisâ 99

Sure Nisâ Ayet 99 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah Affedendir, Bağışlayan'dır.

Sure Ayet 99/176 — Nisâ النساء (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nisâ Dinle, Nisâ Meal, Nisâ mp3, Nisâ pdf. Ayet 97–101. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler