Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Âyet: Burada mucize, delil ve Allah'ın varlığını ve peygamberin doğruluğunu gösteren açık bir kanıt anlamındadır.
- Risâlet: Peygamberlik görevi, Allah'ın elçilik makamı.
- Sığâr: Zillet, aşağılanma, horluk ve küçük düşme.
- Yemkürûn: Tuzak kurmak, hile yapmak, gizlice kötülük planlamak.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîme, Mekkeli müşriklerin azgınlığını ve peygamber efendimize karşı takındıkları kibirli tavrı gözler önüne seriyor. Onlara Allah'ın varlığını ve Peygamberimizin (s.a.v.) doğruluğunu ispat eden apaçık bir mucize veya delil geldiğinde, ileri gelenleri küstahça şöyle dediler: "Biz asla iman etmeyeceğiz! Bize de tıpkı Allah'ın peygamberlerine verdiği gibi peygamberlik ve mucizeler verilmedikçe!" Yani onlar, Allah'ın dilediğine lütfettiği bu büyük makamı kendi akıllarıyla, kendi ölçüleriyle belirlemeye kalktılar. Kendilerini layık gördüler, Peygamberimizi ise küçümseyerek ona tabi olmayı reddettiler.
Yüce Allah, bu çirkin ve cahilce talebe şu hikmetli cevabı veriyor: "Allah, risaletini (peygamberlik görevini) kime vereceğini çok iyi bilir." Yani ey kendini bilmezler! Siz neye dayanarak bu makamı kendinize layık görüyorsunuz? Peygamberlik, mal, makam veya yaşla elde edilen bir rütbe değildir. O, Allah'ın özel bir lütfudur ve Allah, bu kutsal görevi, kulları arasından seçtiği, kalbi temiz, ahlakı yüce, emaneti taşımaya güç yetirebilecek en layık kişiye verir. Allah'ın ilmi her şeyi kuşatmıştır; O, elçilik görevini kime vereceğini en iyi bilendir. Bu, onların iddialarını kökünden çürüten kesin bir cevaptır.
Ardından Allah Teâlâ, bu azgınlara yönelik tehdidini bildiriyor: "O günahkârlara, yaptıkları tuzaklar (hileler) yüzünden Allah katında bir zillet (aşağılanma) ve şiddetli bir azap isabet edecektir." Evet, onlar Peygamberimize ve İslam'a tuzaklar kuruyorlar, planlar yapıyorlardı. Fakat unutmasınlar ki, bu tuzakların sonu ancak onlar için zillet ve pişmanlık olacaktır. Dünyada iken büyüklük taslayan bu kibirli insanlar, ahirette Allah'ın huzurunda hor ve hakir bir şekilde duracaklar. Üstelik bu zillet, sadece ahirette kalmayacak; dünyada da onları küçük düşüren bir yenilgi ve esaret onları beklemektedir. Sonunda ise onları cehennemin şiddetli azabı beklemektedir.
Bu âyet, bizlere çok önemli bir ders vermektedir: Allah'ın takdirine ve seçimine asla itiraz edilmez. Allah birini seçtiyse, mutlaka onda hayır vardır. Bizler, Allah'ın seçtiği peygamberlere ve onların getirdiği mesajlara teslim olmakla yükümlüyüz. Kendi kıyaslarımızla, kendi akıllarımızla Allah'ın işine karışmak, insanı ancak zillete ve hüsrana götürür. Mümin, Allah'ın her işinde bir hikmet olduğunu bilir ve "işittik ve itaat ettik" der. Bu teslimiyet, insanı dünyada izzete, ahirette ise ebedi kurtuluşa erdirir. Allah'ın rahmetinden ve hidayetinden uzak kalmak ise, işte asıl büyük zilletin ta kendisidir. Rabbimiz bizleri, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) izinden giden, Allah'ın seçimine razı olan kullarından eylesin.
📜 Ayet 122-126 — En'âm
Meal — En'âm 124
Sure Ayet 124/165 — En'âm الأنعام (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: En'âm Dinle, En'âm Meal, En'âm mp3, En'âm pdf. Ayet 122–126. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










