A'râf · 37/206
Meal Okunuş — A'râf
فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ ۚ أُولَٰئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ الْكِتَابِ ۖ حَتَّىٰ إِذَا جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوا أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ ۖ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا كَافِرِينَ ۝٣٧
Faman azlamu mimmanif taraa `alal laahi kaziban aw kazzaba bi Aayaatih; ulaaa`ika yanaaluhum naseebuhum minal Kitaab; hataaa izaa jaaa`at hum rusulunaa yatawaf fawnahum qaalooo aina maa kuntum tad`oonaa min doonil laahi qaaloo dalloo `annaa wa shahidoo `alaaa anfusihim annahum kaanoo kaafieen
📖 Türkçe Anlam
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kaçtılar" derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • İftira etmek: Yalan uydurmak, asılsız söz söylemek.
  • Âyetler: Allah'ın indirdiği apaçık deliller ve Kur'an ayetleri.
  • Nasîb: Pay, hisse; kişinin kaderinde yazılan şey.
  • Rusülünâ: Elçilerimiz; burada melekler, özellikle ölüm meleği ve yardımcıları.
  • Teveffa: Canını almak, ruhunu kabzetmek.
  • Dalal: Sapıklık, doğru yoldan ayrılma; burada "kaybolup gözden uzaklaşma" anlamında.

Tefsir:

Bu âyet, Allah'a karşı en büyük zulmü işleyenlerin kimler olduğunu ve onların sonlarını haber veriyor. Allah'a iftira edenden, yani O'na ortak koşandan, O'nun hakkında yalan uydurandan veya O'nun apaçık ayetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Hiç kimse! Çünkü bu kişi, hem Rabbine karşı edepsizlik etmiş hem de kendi nefsine zulmetmiştir. Oysa Allah, kullarına merhamet ederek onlara doğru yolu gösteren ayetler indirmiş, peygamberler göndermiştir. Buna rağmen inkâr edenler, işte bu zulmün en büyüğünü işlemişlerdir.

Allah Teâlâ, bu zalimlerin dünyada hemen cezalandırılmadığını, fakat onlar için yazılmış bir pay olduğunu bildiriyor. Onlar, Levh-i Mahfuz'da kendileri için takdir edilmiş olan hayır ve şer ne varsa ona ulaşacaklardır. Bu, onların dünyadaki rızıkları, ömürleri ve karşılaşacakları olaylardır. Bu bir mühlettir, bir ertelemedir; ama asla unutulma değildir. Nihayet o vade dolduğunda, ölüm meleği ve yardımcıları onlara gelir ve canlarını alırken sorarlar: "Allah'ı bırakıp da taptığınız o putlar, o ortaklar, o veliler nerede? Sizi bu durumdan kurtarsınlar, size yardım etsinler!" Bu soru, onları azarlamak ve pişmanlıklarını yüzlerine vurmak içindir.

İşte o anda, gerçeğin tüm çıplaklığıyla ortaya çıktığı o dehşetli an, onların dili tutulur ve sadece şunu söyleyebilirler: "Onlar bizden kaybolup gittiler, bizi yalnız bıraktılar, bize hiçbir fayda sağlayamadılar." Ve kendi aleyhlerine şahitlik ederek, dünyada Allah'ın birliğini inkâr eden kâfirler olduklarını itiraf ederler. Fakat bu itiraf, o anda onlara hiçbir fayda vermez; çünkü iman, gayb âlemindeyken, ölümü görmeden önce olmalıdır. Bu itiraf, sadece hüznü artırır ve azabı katmerleştirir.

Ey insan! Bu âyet, sana iki büyük gerçeği hatırlatıyor: Birincisi, Allah'a ortak koşmak ve O'nun ayetlerini yalanlamak, en büyük zulümdür. İkincisi ise, Allah'ın mühleti asla ihmal değildir. Her nefes, her an, o yazılmış paya doğru ilerliyorsun. Ölüm melekleri bir gün mutlaka gelecek ve o soruyu soracaklar. O gün, "Onlar bizden kayboldu" demek yerine, bugün "Rabbimiz Allah'tır" deyip O'na yönelmen, O'nun ayetlerine iman edip hayatını O'nun rızasına göre düzenlemen en büyük kazançtır. Unutma, Allah'ın rahmeti geniştir; tövbe kapısı, ölüm gelmeden önce açıktır. Bu fırsatı değerlendir ve o dehşetli sorgudan kurtul, ebedi kurtuluşa er.

🎧 Dinle

📜 Ayet 35-39 — A'râf

35يَا بَنِي آدَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ آيَاتِي ۙ فَمَنِ اتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Ey Adem oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınan ve gidişini düzeltenlere, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.
36وَالَّذِينَ كَذَّبُوا بِآيَاتِنَا وَاسْتَكْبَرُوا عَنْهَا أُولَٰئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
37فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَىٰ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِآيَاتِهِ ۚ أُولَٰئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ الْكِتَابِ ۖ حَتَّىٰ إِذَا جَاءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوا أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ ۖ قَالُوا ضَلُّوا عَنَّا وَشَهِدُوا عَلَىٰ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا كَافِرِينَ
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kaçtılar" derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.
38قَالَ ادْخُلُوا فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ فِي النَّارِ ۖ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا ۖ حَتَّىٰ إِذَا ادَّارَكُوا فِيهَا جَمِيعًا قَالَتْ أُخْرَاهُمْ لِأُولَاهُمْ رَبَّنَا هَٰؤُلَاءِ أَضَلُّونَا فَآتِهِمْ عَذَابًا ضِعْفًا مِّنَ النَّارِ ۖ قَالَ لِكُلٍّ ضِعْفٌ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ
Allah, " Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin" der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver" derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der.
39وَقَالَتْ أُولَاهُمْ لِأُخْرَاهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ
Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.
A'râfKuran Fihrist
206Ayet
MekkiRevelation
37Ayet

Meal — A'râf 37

Sure A'râf Ayet 37 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim…

Sure Ayet 37/206 — A'râf الأعراف (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: A'râf Dinle, A'râf Meal, A'râf mp3, A'râf pdf. Ayet 35–39. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler