Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Nüneccîke (نُنَجِّيكَ): Seni kurtarırız, seni bir yüksekliğe çıkarırız.
- Bibedenike (بِبَدَنِكَ): Cesedinle, bedeninle (canlı olarak değil, ölü bedeninle).
- Li-men halfeke (لِمَنْ خَلْفَكَ): Senden sonra gelenler için.
- Âyeten (آيَةً): Bir ibret, bir delil, bir işaret.
- Ligâfilûn (لَغَافِلُونَ): Elbette gaflet içinde olanlar, düşünmeyenler.
Tefsir:
Ey insan! Şimdi o kibirli, Allah’a meydan okuyan Firavun’un akıbetine bir bak. O, "Ben sizin en yüce rabbinizim" diye böbürleniyor, Musa’yı (a.s.) ve ona inananları öldürmekle tehdit ediyordu. Fakat Allah’ın kudreti karşısında hiçbir güç duramaz. İşte o an geldiğinde, deniz yarıldı, İsrailoğulları karşıya geçti; Firavun ve ordusu ise suyun ortasında boğuldu. Tam o anda, ölüm anında Firavun iman ettiğini söyledi: "İsrailoğulları’nın iman ettiği ilahtan başka ilah olmadığına inandım." Fakat bu, artık kabul edilmeyecek bir imandı; çünkü o, ölümü gördükten sonra iman etmişti.
İşte bu âyet, o anı anlatıyor: Allah, Firavun’un cesedini denizden çıkarıp karada yüksek bir yere bıraktı. Bu, onun ölümünü görmek isteyenlere, onun ilahlık iddiasının ne kadar boş olduğunu göstermek içindi. Onun cesedi, kendisinden sonra gelecek nesillere bir ibret levhası olarak kaldı. Düşünün: O, kendisini ilah sanıyordu; ama ölü bir beden olarak yerde yatıyordu. İlah olan, ölür mü? İlah olan, boğulur mu? Elbette hayır! Bu, Allah’ın kudretinin ve Firavun’un acizliğinin en açık delilidir.
Bu olay, sadece geçmişte kalmış bir hikâye değildir. Bugün de Firavun gibi kibirlenenler, gücüne güvenenler, Allah’a karşı büyüklük taslayanlar var. Onlar da bir gün mutlaka Allah’ın huzuruna çıkacak ve acizliklerini göreceklerdir. Bu âyet, bizlere şunu öğretir: Hiçbir güç, hiçbir makam, hiçbir servet Allah’ın azabına engel olamaz. Kibir, insanı helak eden en büyük hastalıktır.
Ancak âyetin sonunda Allah, üzücü bir gerçeği de bildiriyor: "İnsanların çoğu, bizim âyetlerimizden gafildir." Evet, ne yazık ki insanların çoğu, etrafındaki bunca delile, bunca ibret levhasına rağmen düşünmez, ibret almaz. Oysa her sabah güneşin doğuşu, her gece yıldızların parıltısı, her yağmur damlası, her canlının yaratılışı Allah’ın varlığının ve kudretinin birer delilidir. Firavun’un cesedi bile bir ibret levhası olarak kaldı; ama insanların çoğu hâlâ gaflet içinde.
Sevgili kardeşim! Sen bu gafillerden olma. Gözünü aç, kalbini uyandır. Her nimetin, her olayın, her yaratılışın ardında Allah’ın büyüklüğünü gör. Firavun’un akıbetinden ders al; kibirden, güce güvenmekten, Allah’a karşı büyüklenmekten sakın. Unutma ki bu dünya, imtihan yeridir; sonunda herkes yaptıklarının karşılığını görecektir. Allah’ın âyetlerine karşı gafil olma; çünkü o âyetler, seni dünya ve ahiret mutluluğuna götüren yolda en büyük rehberindir.
📜 Ayet 90-94 — Yûnus
Meal — Yûnus 92
Sure Yûnus Ayet 92 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : "Senden sonrakilere bir ibret teşkil etmesi için bugün sadece senin…Sure Ayet 92/109 — Yûnus يونس (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Yûnus Dinle, Yûnus Meal, Yûnus mp3, Yûnus pdf. Ayet 90–94. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










