Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Melê: Kavmin ileri gelenleri, önde gelenleri, eşraf ve liderler.
- Erâzil: Düşük, aşağı tabakadan, toplumda değersiz görülen kimseler.
- Bâdiye’r-re’y: Görünüşe göre, düşünüp taşınmadan, ilk bakışta, zahiren.
- Fadl: Üstünlük, fazilet, değer, şeref ve imkân bakımından ileride olma.
Tefsir:
Hz. Nûh (a.s.) uzun yıllar boyunca kavmini Allah’a iman etmeye, putlara tapmaktan vazgeçmeye davet etti. Ancak kavminin ileri gelenleri, kibirlenerek ve büyüklenerek bu davete karşı çıktılar. Onlar, Hz. Nûh’a karşı küstahça şu sözleri söylediler:
"Ey Nûh! Sen de bizim gibi bir insansın. Bizden hiçbir üstünlüğün yok. Senin peygamber olduğunu iddia etmen için ne gibi bir ayrıcalığın var? Seni doğrulayanlar da bizim aramızdaki en düşük seviyeli, en zavallı kimselerdir. Onlar da seni düşünüp taşınmadan, akıllarını kullanmadan, sadece görünüşte ve ilk bakışta sana uymuşlardır. Senin ve sana uyanların bizim üzerimizde hiçbir üstünlüğü, hiçbir meziyeti yoktur. Ne malca, ne makamca, ne de şerefçe bize denk bile değilsiniz. Biz sizin bu iddialarınızda kesinlikle yalancı olduğunuzu düşünüyoruz."
Bu sözler, küfrün ve kibrin zirvesidir. Onlar, imanı akıl ve basiretle değil, dünya menfaati ve sosyal statü ile ölçüyorlardı. Hz. Nûh’un davetine uyanların ise toplumun zayıf ve fakir kesiminden olması, onların gözünde bu davetin değersiz olduğunun kanıtıydı. Oysa Allah katında üstünlük ancak takva iledir. İman edenlerin fakir veya zengin olması, onların Allah nezdindeki değerini değiştirmez.
Bu kıssa, günümüzde de pek çok insanın içine düştüğü bir yanılgıyı gözler önüne serer: İnsanlar, hakikati değerlendirirken çoğu zaman onu savunanların kimliğine, sosyal konumuna ve maddi gücüne bakarlar. Hâlbuki hak, kim tarafından söylenirse söylensin haktır. Allah’ın dini, zengin-fakir, güçlü-zayıf herkes için geçerlidir. Nûh kavminin ileri gelenleri, bu kibirlilikleri yüzünden hem dünyada hem ahirette büyük bir hüsrana uğradılar.
Bu ayet, bizlere şu dersleri verir:
- İman ve hakikat, toplumun ileri gelenlerinin onayına bağlı değildir.
- İnsanların değeri, Allah katındaki takvasıyla ölçülür; mal, makam ve soy ile değil.
- Kibir, insanı hakikati görmekten alıkoyan en büyük perdedir.
- Hak davaya uyanların sayısının azlığı veya çoğunluğu, o davanın hakikatini değiştirmez. Nûh (a.s.) gibi büyük peygamberler bile az bir toplulukla mücadele etmişlerdir.
Rabbimiz bizleri, kibir ve gururdan uzak, hakikati kabul eden ve iman eden kullarından eylesin. Âmin.
📜 Ayet 25-29 — Hûd
Meal — Hûd 27
Sure Hûd Ayet 27 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Senin ancak kendimiz gibi bir insan…Sure Ayet 27/123 — Hûd هود (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Hûd Dinle, Hûd Meal, Hûd mp3, Hûd pdf. Ayet 25–29. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










