Meal — Tafsir
Kelime Anlamları:
- Şirk koşanlar: Allah'a ortak koşan, O'ndan başkasına ibadet eden müşrikler.
- Harâm kılmak: Bir şeyi yasaklamak, helal dairesinden çıkarmak.
- Belâğ: Tebliğ etmek, duyurmak, iletmek.
- Mübîn: Apaçık, açık seçik, anlaşılır olan.
Tefsir:
Bu âyet-i kerîmede Yüce Allah, müşriklerin içine düştükleri bâtıl inançlarını ve bu inançlarını savunmak için öne sürdükleri geçersiz bahanelerini haber vermektedir. Müşrikler diyorlardı ki: "Eğer Allah dileseydi, biz O'ndan başka hiçbir şeye ibadet etmezdik. Ne biz, ne de bizden önceki atalarımız. Yine O dilemeseydi, O'nun emri olmadan hiçbir şeyi haram kılmazdık." Yani onlar, Allah'ın iradesini bahane ederek kendi küfürlerini, şirklerini ve uydurdukları haramları meşrû göstermeye çalışıyorlardı. Onlara göre, Allah bunları istemeseydi, onlar bu yanlış yollara sapmazlardı. Bu, onların kaderi yanlış yorumlayarak sorumluluktan kaçma çabasıydı.
Âyetin devamında Yüce Allah, bu bahanenin yeni olmadığını, kendilerinden önceki kâfirlerin de aynı mantıkla peygamberlerine karşı çıktıklarını haber veriyor: "İşte kendilerinden öncekiler de böyle yapmıştı." Yani bu, inkârcıların her dönemde başvurduğu eski ve bâtıl bir bahanedir. Onlar, Allah'ın kendilerine verdiği akıl, irade ve seçme kabiliyetini görmezden geliyorlar; peygamberlerin getirdiği apaçık delilleri ve uyarıları hiçe sayıyorlardı.
Oysa Allah Teâlâ, insanları başıboş yaratmamış, onlara akıl vermiş, peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiş, emir ve yasaklarını bildirmiştir. İnsan, iyilik ve kötülük arasında seçim yapabilecek bir iradeye sahiptir. Allah'ın ilmi ve iradesi her şeyi kuşatır, ancak bu, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İnsan, yaptıklarından sorguya çekilecektir. Bu sebeple müşriklerin "Allah dileseydi yapmazdık" bahanesi, geçersiz ve bâtıl bir mazerettir.
Âyetin sonunda Yüce Allah, peygamberlerin görevinin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır: "Peygamberlere düşen, apaçık tebliğden başka bir şey değildir." Evet, peygamberlerin vazifesi, Allah'ın emirlerini ve yasaklarını insanlara açık bir şekilde iletmektir. Onlar bu görevi eksiksiz yerine getirmişlerdir. Hidâyet vermek, kalpleri çevirmek ise yalnızca Allah'a aittir. Peygamberler, insanların kalplerini zorla değiştiremezler; onlar sadece uyarıcı ve müjdeleyicidirler.
Bu âyetten alacağımız büyük dersler vardır. Öncelikle, kaderi bahane ederek günahlarımızı meşrûlaştırmaya çalışmak, şeytanın bizi saptırmak için kullandığı eski bir tuzaktır. Unutmayalım ki Allah bize akıl vermiş, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek kabiliyet bahşetmiş ve peygamberler göndererek yol göstermiştir. Artık bahanemiz yoktur. İkinci olarak, peygamberlerin ve biz Müslümanların görevi, İslam'ı güzel bir şekilde anlatmak, tebliğ etmektir. Sonuç Allah'a aittir. Bizler sadece vesileyiz. Bu bilinçle hareket ettiğimizde, hem üzerimize düşen vazifeyi en güzel şekilde yapmış oluruz hem de sonuçtan dolayı üzüntüye kapılmayız. Rabbimiz, bizleri kaderi yanlış yorumlayanlardan değil, dosdoğru yolda yürüyenlerden eylesin.
📜 Ayet 33-37 — Nahl
Meal — Nahl 35
Sure Nahl Ayet 35 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : Allah'a eş koşanlar: "Allah dileseydi O'ndan başka hiçbir şeye ne…Sure Ayet 35/128 — Nahl النحل (Mekki). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Nahl Dinle, Nahl Meal, Nahl mp3, Nahl pdf. Ayet 33–37. Türkçe Anlam: Azərbaycan.
Bizim için dua et, teşekkürler










