Bakara · 61/286
Meal Okunuş — Bakara
وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ مِن بَقْلِهَا وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا ۖ قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَىٰ بِالَّذِي هُوَ خَيْرٌ ۚ اهْبِطُوا مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ۗ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ۗ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا يَعْتَدُونَ ۝٦١
Wa iz qultum yaa Moosaa lan nasbira `alaa ta`aaminw waahidin fad`u lanaa rabbaka yukhrij lanaa mimmaa tumbitul ardu mimbaqlihaa wa qis saaa`ihaa wa foomihaa wa `adasihaa wa basalihaa qaala atastabdiloonal lazee huwa adnaa billazee huwa khayr; ihbitoo misran fa inna lakum maa sa altum; wa duribat `alaihimuz zillatu walmaskanatu wa baaa`oo bighadabim minal laah; zaalika bi annahum kaano yakfuroona bi aayaatil laahi wa yaqtuloonan Nabiyyeena bighairil haqq; zaalika bimaa `asaw wa kaanoo ya`tadoon
📖 Türkçe Anlam
"Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin" demiştiniz de, "Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır" demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.
📜

Meal — Tafsir

Kelime Anlamları:

  • Menn: Kudret helvası, tatlı bir yiyecek.
  • Selvâ: Bıldırcın eti.
  • Fûm: Buğday, ekmek; bazı âlimlere göre sarımsak.
  • Bakl: Sebze ve yeşillikler.
  • Kıssâ: Hıyara benzer, ondan daha büyük bir sebze (acur).
  • Zillet: Aşağılanma, horluk, alçaklık.
  • Meskenet: Yoksulluk, fakirlik, boyun eğme.
  • Bâû: Döndüler, geri döndüler.

Tefsir:

Ey İsrailoğulları! Siz, Allah'ın size lütfettiği kudret helvası ve bıldırcın eti gibi tertemiz ve zahmetsiz nimetlerden bıktınız, usandınız. Bu nimetler, sizin için en hayırlı ve en kolay rızıktı; ne bir ekin ekmek, ne bir toprak işlemek, ne de bir ticaret yapmak gerekiyordu. Fakat siz, nefislerinizin arzularına uyarak dediniz ki: "Ey Musa! Biz tek bir çeşit yemeğe asla dayanamayacağız. Artık bizim için Rabbine dua et de, yerin bitirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan, buğdayından, mercimeğinden ve soğanından bize çıkarsın."

Bu söz, ne kadar acı bir nankörlüktü! Allah'ın size ikram ettiği, hiçbir emek ve zahmet çekmeden elde ettiğiniz, hem bedeninize hem de ruhunuza şifa olan bu temiz nimetleri bırakıp, toprağı işleyip emek vermeyi gerektiren basit yiyecekleri istiyordunuz. Bunun üzerine Musa (a.s.) size şöyle dedi: "Siz, daha aşağı ve değersiz olanı, daha hayırlı ve üstün olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? Aklınızı mı yitirdiniz? Yoksa bu, sizin karakterinizin bir parçası mı oldu? Eğer gerçekten bu basit yiyecekleri istiyorsanız, bir şehre inin. Çünkü orada istediğiniz şeyleri bol bol bulacaksınız."

İşte o zaman, onların bu inadı ve Allah'ın seçtiği hayırlı nimetleri beğenmeyip kendi nefislerinin arzularını öne almaları sebebiyle üzerlerine zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. Artık onlar, dünyanın neresine giderlerse gitsinler, hor ve hakir bir hayat yaşadılar. Kalplerinde fakirlik korkusu yerleşti; en zenginleri bile eli sıkı, korkak ve aşağılanmış bir görünümdeydi. Bütün bunlar, onların Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, peygamberlerini haksız yere öldürmeleri sebebiyle başlarına geldi. Onlar, Allah'a isyan ettiler ve O'nun koyduğu sınırları çiğnediler.


İbret ve Mesaj:

Bu kıssada ne büyük bir ders vardır! İnsanoğlu, elindeki nimetin kıymetini bilmez, hep daha fazlasını ve daha farklısını ister. Oysa Allah, kulları için en hayırlısını bilir ve seçer. Bizler, Allah'ın takdirine razı olmalı, O'nun seçtiğini beğenmeli ve şükretmeliyiz. Unutmayalım ki nankörlük, insanı zillete düşürür; şükür ise nimeti artırır. Allah'ın dininden yüz çeviren, peygamberlerin yolunu bırakan toplumlar, dünyada da ahirette de hüsrana uğramışlardır. Bugün bizler, bu kıssadan hisse alarak Allah'ın emirlerine sımsıkı sarılalım, O'nun seçtiği hayat nizamı olan İslam'a gönülden bağlanalım. Çünkü kurtuluş, ancak Allah'a itaatte ve Resulüne uymaktadır.

🎧 Dinle

📜 Ayet 59-63 — Bakara

59فَبَدَّلَ الَّذِينَ ظَلَمُوا قَوْلًا غَيْرَ الَّذِي قِيلَ لَهُمْ فَأَنزَلْنَا عَلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا رِجْزًا مِّنَ السَّمَاءِ بِمَا كَانُوا يَفْسُقُونَ
Ama zulmedenler, kendilerine söylenmiş olan sözü başka sözle değiştirdiler. Biz de, zalimlere, yoldan çıkmalarından dolayı gökten azab indirdik.
60۞ وَإِذِ اسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِ فَقُلْنَا اضْرِب بِّعَصَاكَ الْحَجَرَ ۖ فَانفَجَرَتْ مِنْهُ اثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا ۖ قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ ۖ كُلُوا وَاشْرَبُوا مِن رِّزْقِ اللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا فِي الْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
Musa, milleti için su aramıştı; "Asanla taşa vur" dedik; ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.
61وَإِذْ قُلْتُمْ يَا مُوسَىٰ لَن نَّصْبِرَ عَلَىٰ طَعَامٍ وَاحِدٍ فَادْعُ لَنَا رَبَّكَ يُخْرِجْ لَنَا مِمَّا تُنبِتُ الْأَرْضُ مِن بَقْلِهَا وَقِثَّائِهَا وَفُومِهَا وَعَدَسِهَا وَبَصَلِهَا ۖ قَالَ أَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذِي هُوَ أَدْنَىٰ بِالَّذِي هُوَ خَيْرٌ ۚ اهْبِطُوا مِصْرًا فَإِنَّ لَكُم مَّا سَأَلْتُمْ ۗ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ الذِّلَّةُ وَالْمَسْكَنَةُ وَبَاءُوا بِغَضَبٍ مِّنَ اللَّهِ ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا يَكْفُرُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَيَقْتُلُونَ النَّبِيِّينَ بِغَيْرِ الْحَقِّ ۗ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا وَّكَانُوا يَعْتَدُونَ
"Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar, bize, yerin bitirdiği sebze, hıyar, sarımsak, mercimek ve soğan yetiştirsin" demiştiniz de, "Hayırlı olanı daha düşük şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? Bir şehre inin, şüphesiz orada istediğiniz vardır" demişti. Onlara yoksulluk ve düşkünlük damgası vuruldu, Allah'ın gazabına uğradılar. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve haksız yere peygamberleri öldürmelerindendi; bu, karşı gelmeleri ve taşkınlık yapmalarındandı.
62إِنَّ الَّذِينَ آمَنُوا وَالَّذِينَ هَادُوا وَالنَّصَارَىٰ وَالصَّابِئِينَ مَنْ آمَنَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَعَمِلَ صَالِحًا فَلَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ
Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir.
63وَإِذْ أَخَذْنَا مِيثَاقَكُمْ وَرَفَعْنَا فَوْقَكُمُ الطُّورَ خُذُوا مَا آتَيْنَاكُم بِقُوَّةٍ وَاذْكُرُوا مَا فِيهِ لَعَلَّكُمْ تَتَّقُونَ
Sizden kesin söz almıştık. Tur dağını yükselterek tepenize dikmiştik. "Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olabilmeniz için, size verdiğimiz Kitab'a kuvvetle sarılın, onda bulunanları hatırda tutun" demiştik.
BakaraKuran Fihrist
286Ayet
MedeniRevelation
61Ayet

Meal — Bakara 61

Sure Bakara Ayet 61 - Oku, Dinle, Meal, Türkçe : "Ey Musa! Bir çeşit yemeğe dayanamayacağız, bizim için Rabbine yalvar,…

Sure Ayet 61/286 — Bakara البقرة (Medeni). Oku Dinle Meal (Türkçe). Dinle: Bakara Dinle, Bakara Meal, Bakara mp3, Bakara pdf. Ayet 59–63. Türkçe Anlam: Azərbaycan.




Tuesday, August 18, 2026

Bizim için dua et, teşekkürler